Çok sayıda psikolog ve sosyolog tarafından İsviçre'de 6 ayda bir yayımlanan 'Psychological Association' adlı magazin dergisi son sayısını, intihar eden genç göçmen kadınlara ayırdı. Derginin açıkladığı verilere göre, 2012 yılında İsviçre'de 33 kişi intihar ederken, intihar edenlerin 22'sini 14-22 yaşları arasındaki kadınlar oluşturuyor. 2013 yılında ise 28 kişinin intihar ettiği belirtilirken, bunlardan 11'inin yaşları 14-22 yaş arasında olan kadınlar olduğu kaydedildi. Hızla yaygınlaşan intihar olaylarının daha çok genç göçmen kadınlar içinde görüldüğü ve rakamların genç İsviçreli kadınlara göre yüzde 76 daha yüksek olduğu vurgulandı. Sık görülen endişe, korku, telaş ve üzüntü gibi insanda baskı ve gerilime yol açan duygu durumu(anksiyete), duygusal çatışma (conflict), bastırma, psikolojik baskı, bilinçaltına itme (repression) ve kimlik bunalımına bağlı depresyon vakalarının intiharlara neden olduğu belirtildi. İsviçre'de her yıl 700 kişinin intihar eğilimi içinde olduğu belirtilirken, yüzde 72'sinin ise kadınlar tarafından gerçekleştirildiği ifade ediliyor.
Görüşlerine başvurduğumuz toplumsal psikoloji uzmanı psikolog Dr. Benita Alberger, göçmen kadınların intiharlarının daha çok aile içi şiddet, baskı ve uyumsuzluktan kaynaklandığını açıkladı. Bir çok nedene bağlı  psikolojik rahatsızlıkların intiharlara zemin oluşturduğunu belirten Alberger, "İntihar vakaları tek başına intihar edenle ilgili değildir. Onu intihara sürükleyen çevresel etkenler en az kişiyi intihara sürükleyen nedenler kadar güçlüdür" dedi.

Kuşak çatışması tetikliyor

İsviçre'deki göçmen kitlesinin Avrupa'nın diğer ülkelerine göre daha çok iç içe yaşadığını belirten Alberger bunun da aile baskısını arttırdığını kaydetti. Alberger, ''Bu, göçmen toplumların kendi kuşakları üzerindeki oto kontrolünü güçlendiriyor. Bunu doğal sayabiliriz ama doğal olmayan kuşaklar arası geçiş dönemleridir. İntihar eden genç kızların yaş itibariyle yüzde 98'i ailesi ile birlikte yaşıyor. Demek ki, intihar vakaları aileden bağımsız değildir" şeklinde konuştu.
Alberger, intiharların bir diğer nedeni olarak da kültürel çatışmalara işaret etti. Kuşak çatışmalarının gençler üzerindeki olumsuz etkilerini vurgulayan Alberger, ailelere şu tavsiyelerde bulundu: "İntiharların temel nedenini kültürel çatışmalarda görmek abartı olmaz. Göçmen toplumların özellikle birinci kuşağa sahip kesimlerdeki kaygılar ikinci ve üçüncü kuşağın ergenlik dönemlerinde fazlasıyla keskinleşiyor. Birinci kuşak göçmen ailelerin dikkatine şunu sunmak isterim. Sizin kültürel değerlerinizle burada yetişen kuşakların, kültürel değerleri arasında uçurumlar meydana geliyor. Uçurumların intihar boyutuna gelmemesi için karşıyı da anlayarak kültürel değerlerinizi ortaklaştırabilirsiniz."  

Kadın 'namus' olarak görülüyor

Göçmen toplulukların önemli bir bölümünün kadına ağır sorumluluklar yüklediğine dikkat çeken Alberger, kadının 'aile namusu' ile eşdeğer tutulmasının kadının yaşam alanını daralttığını kaydetti. Alberger, genç göçmen kadınların kişilik sahibi olmasıyla birlikte aile içi psikolojik ve fiziksel şiddetin baş gösterdiğini belirterek "İlişkileriyle, sosyal ve kültürel yaşamıyla kendisi olamak isteyen genç kadın önce aile içinde çevresine duvarlar örülüyor, daha sonra bu duvar genişleyerek tüm ilişkilerine yansıyor. Hiçlik duygusu doğal olarak depresyon ve psikolojik kopmalara neden olup kırılmalar baş gösteriyor" dedi.

İntihara iten nedenler
Dr. Benita Alberger, genç göçmen kadınlar arasında sık rastlanan sorunların başında  bireyin, anne-baba ya da kendisi için çok önemli bir kişi tarafından reddedilme ya da terk edilme duygusunu yaşaması ve bu duygu ile baş edememesi, iletişim eksikliği, anlayışsız ve düşmanca ana-baba tavırlarıyla karşılaşma, gizli cinsel sorunların açığa çıkması veya bastırılması, kültürel kimlik bunalımı, dikkate alınmama, yaşanan sorunların intiharla anlaşılmasını sağlama, oto kontroller sonucu daralma ve yaşamı anlamsızlaştırma gibi bir çok temel neden bulunduğunu belirtti. Alberger, söz konusu tespitlerin aslında intihar sonra bırakılan bir mektup olduğunu belirterek‚ her intiharın önüne geçilebilinir. Bunun tek yolu ise, iletişim kurmaktır" dedi.  
Derginin haberi ve Dr. Alberger'in tespitleri, İsviçre'nin dördüncü büyük göçmen toplumu olan Kürdistanlıları da yakında ilgilendiriyor. Genç kadın intiharlarının bu ülkede yaşayan Kürdistanlılar arasında da yaygınlaştığı belirtildi.  


ALİ ONGAN/LUZERN