İsviçre Gündemi


İsviçre, 2012-2013 İç Güvenlik Raporu'nu yayınladı. Raporda Kürtler ve PKK ile ilgili bölümler de mevcut. PKK raporun 'radikal şiddet' ve 'terörizm' bölümünde ele alınsa da PKK'nin İsviçre ve Avrupa'da şiddetle anılmak istemediği vurgusu dikkat çekiyor. Raporda Türkiye'deki siyasal gelişmelerin, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik tecrit ve özgürlük talepleri ile kimi ülkelerin Kürtlere yönelik baskılarının Kürt kitlesini radikalleştirdiği tespiti ile birlikte, İsviçre'de bu amaçla yapılan Kürt eylemlerinin yüzde 80 oranında barışçıl geçtiğine dikkat çekiyor. Geçtiğimiz yıllara oranla pozitif ve negatif yanları iç içe kullanan raporda Kürtlere salt güvenlik kaygısıyla yaklaşılıyor olması, Kürtleri sosyolojik ve toplumsal olarak algılamakta dolayısıyla anlamakta çok ama çok uzak durmaktadır. Bu köşeyi izleyenler çok iyi bilir. Biz sık sık Kürtlerin bu ülkede kamuoyu, İsviçre toplumu ve yasal zeminlerde politika üretmesi üzerine genellikle eleştirisel yazılar da yayımladık. Her eylemin yasal zeminlerde, sonuçları, mesajları, amaçları hesaplanarak yapılması gerektiğinin altını çizdik. Kamuoyuna, siyasi partilere, kitle örgütlerine, İsviçre halkına Kürtlerin iyi anlatılmasının sayısız yararlarına değindik. Bundan sonraki süreçte bu eksikliklerimiz daha bir göze batacak ve kaçırdığımız süreçleri daha çok arıyacağız. Ama bugün raporun içeriği nedeniyle tam tersi eleştiriler yapma durumunda bırakıldık.
Evet, İsviçre İç güvenlik raporu, Kürtleri ve PKK'yi salt güvenlik kaygısıyla ele alıyor. Onları tehlikeli, her an şiddete eğilimli bir toplum olarak sunuyor. Rapor PKK'nin Avrupa ve İsviçre'de şiddetle anılmak istenmediği vurgusunu yapıyor olmasına rağmen, İsviçre'deki Kürt eylemlerinin yüzde 80'ninin barışçıl biçimde sonuçlandığını tespit etmesine rağmen, PKK ve Kürtleri şiddet ve terörizm başlığı altına ele almaktan geri kalmıyor.
İsviçre'de binlerce Kürt ilticacı bulunmaktadır. Acaba İsviçre bu insanlara neden iltica statüsü vermektedir? Bunun cevabı; siyasi nedenler ve Kürt sorunu. Bu iltica dosyaları acaba kamuoyuna açıklansa hangi gerçekler dile getirilecektir. İsterseniz birazını başlıklarıyla sıralayalım. Faili meçhul cinayetler, şehit aile bireyleri, hukuksuzluklar, köy boşaltmaları, yargısız infazlar, tutuklama emirleri, arananlar, cezaevlerinden kurtulanlar, devlet baskısından kaçanlar, anadillerini konuştukları için tutuklananlar, Kürt sorununu dile getiren gazeteciler, aydınlar, vs. Söz konusu nedenlerle gelip bunu kanıtlayanlar bu ülkede oturum elde etmektedirler. Bu insanların toplamı siyasi olarak tanımlanmaktadır.
İsviçre'deki Kürtler ülkelerinde yaşanan bütün gelişmeleri an be an yaşamakta, geleceklerini bu gelişmelerin şekillendireceğini bilmektedirler. Bu anlamda örgütlenmekte, dayanışma içine girmekte, eylemler, gösteriler gerçekleştirerek bu gelişmeler içinde var olmak istemektedirler. Bu onların uluslararası yasalarla güvence altına alınmış en doğal haklarıdır. İsviçre sosyolojik ve toplumsal olarak Kürtleri anlayabilmiş değil. İsviçre bu anlamda Kürt kurumlarıyla işbirliğine de girmiş bulunmuyor. İsviçre'nin Kürtleri anlamak için bir derdinin olmadığı da görülüyor. Elbette bu tespitlerle şiddeti, yasadışılığı çağrıştıracak eğilimlere anlayış gösterilmesi gerektiğini kastetmiyoruz. Anlatmak istediğimiz bunca bireysel, toplumsal, sosyal sorunu olan bir topluluğu, kendi gerçekliği dışında ele alarak, salt güvenlik kaygılarıyla yaklaşımın hiç bir sorunu çözemeyeceği, aksine daha da ağırlaştıracağını İsviçre'ye hatırlatmaktır.
İsviçre'nin güvenlik kaygısı dışında görmediği Kürtleri, Kürt kurumları kucaklamakta, yaşanan savaşın sonuçlarını, kültürlerini, toplumsal entegrasyonlarını, sistem içinde iyi bir topluluk olarak yaşama yöntemlerini öğretmekte ve sahiplenmektedirler. Bu nedenle yabancı topluluklar içinde kriminal suç oranı en az Kürtler arasında bulunmaktadır.
Kürtlerin eylemlerini hem ülkelerindeki siyasi gelişmelerin, yaşanan savaşın bir sonucu olarak görecek hem bu eylemlerin yüzde 80'nini barışcıl olarak niteleyeceksiniz ve hem de terörizm kapsamına alacaksınız. Pes doğrusu…
Rapor ayırımcıdır, rapor siyasidir, rapor dışlayıcıdır.
Rapor barışcıl çözüm sürecinde, savaşa pirim vermektedir.
Rapor, barış ve insani değerlerle övünen İsviçre'ye hiç yakışmamıştır.
Kürtler bu ve benzer raporları kaleme alanları utandıracaktır.