İsviçre Gündemi

Geçen hafta  İsviçre Cumhurbaşkanı Calmy-Rey emeklilik öncesi son ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirdi. Yani Dünya’da ilk olarak Ermeni Soykırımını inkarı ve övmeyi suç sayan ülkenin Cumhurbaşkanı olarak. Ziyaret Fransa’nın benzeri bir yasa çıkarmasının ardından gerçekleşti. Fransa’ya atıp tutan, tehditler savuran Türkiye, yasayı ilk kabul eden İsviçre Cumhurbaşkanının ziyaretini ya red edecek ya da Fransa’dan sonra İsviçre’yi de karşısına almayarak, kamuoyunu tatmin  edecek bir yol bulacaktı. Zira İsviçre 10 Ekim 2009 tarihinde Zürih’te imzalanan Türkiye-Ermenistan porotokünün arabulucu ülkesiydi. Yani İsviçre’yi karşısına alan bir Türkiye, Ermenistan’ın ve Fransa’nın da elini güçlendirecekti.
Bu koşullarda Türkiye cephesinden yalan üzerine yalan haberler, resmi açıklamalar gelmeye başladı. Türk basını İsviçre’nin aynı günlerde bir soykırım soru önergesini ret ettiğini açıklayarak “Bravo İsviçre” mahşetleri attı. Türkiye Dışışleri Bakanı bir basın toplantısı yaparak İsviçre’yi göklere çıkardı. Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu açık açık yalan söyledi ve şunları belirtti:
“İsviçre 1915 olayları konusunda yasal süreci tamamlamış herhangi bir parlamento kararı yoktur. 2003 yılında bu şekilde bir girişim söz konusu olmuştur. Fakat bu girişim nihai yasal süreç tamamlanmadan ulusal parlamento düzeyinde kalmış, sayın Micheline Calmy-Rey de o dönem Dışişleri Bakanı olarak o karara, o teşebbüse karşı net bir tutum takınarak bu sürecin başarısız kalmasında önemli bir rol oynamıştır. Türkiye olarak biz o zaman gerekli tepkiyi gösterdik ve nihayet böyle bir olumsuz gelişmenin önüne geçildi.”
Davutoğlu 21 Aralık 2011’de böyle bir teşebbüsün olduğunu ama İsviçre parlamentosunun bu teşebbüsü reddettiğini de dile getirerek, “Dolayısıyla İsviçre Parlamentosunda Fransa’nın aksine böyle bir yasal süreç tamamlanarak sözde soykırımla ilgili bir nihai sonuca ulaşılmamıştır. İsviçre’de mahkemenin aldığı bu tek taraflı karar, yasama sürecinden bağımsız karar, sayın Rey tarafından da tenkit edilmiş benimsenmemiş, bu karara karşı da bir tavır sergilenmiştir. Bu hususların bilinmesi bu konuda tek taraflı bir pozisyon alınmaması bakımından önemli” dedi.
Özetle her cümlesi yalan, her vurgusu İsviçre gerçeğini yansıtmayan, kamuoyunu yanıltmaya, İsviçre’ye yaranmayı amaçlayan resmi açıklamalar. Açıklamalar resmi olunca, İsviçre basınında da genişce yer aldı. Gerçeğin zıttı açıklamalar büyük şaşkınlık yarattı. Sanki İsviçre değil de başka bir ülkeden bahsediliyordu. Konu İsviçre Parlamentosuna soruldu ve adeta bir skandal ortaya çıktı. Hem de utanç verici bir cinsten.
İsterseniz hiç yorum yapmadan sözü İsviçre’li resmi temsilcilere bırakalım. İsviçre Parlamentosu Basın sözcüsü Mark Stucki: “2003 yılında İsviçre Federal Meclisi Ermenilere yapılan soykırımı tanımıştır. Bu durum aynen devam etmektedir. 23 Aralık 2011’de Fedaral Meclisin gündemine alınması için benzer konuda verilen dilekçenin, gündeme alınmasının meclisce reddedilmesi bu çerçevede bir anlam taşımamaktadır.”
Bunun açıklaması şudur. İsviçre Ermeni soykırımını tanımıştır. Meclis gündemine gelen soru önergesi zatan kabul edilmiş bir soykırıma ilişkin yeniden bir değerlendirme gereği görülmemesiyle ilgilidir. İsviçre’nin yalanlaması Parlamentoyla da sınırlı kalmadı. İsviçre dışişleri bakanlığı basın müşaviri Adrian Sollberger, Türk basınında yer alan, 23 Aralık 2011 tarihli oturumunda İsviçre parlamentosunun Ermeni, Süryani, Keldani, Pontus iddialarını reddettiğine dair haberlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.
İsviçre Parlamentosu aldığı kararları düzenli ve anında www.parlament.ch sitesinde yayınlar. Türk basınının ve Davutoğlu’nun açıklamalarının aksine, site’de konuya ilişkin hiç bir haber de yeralmadı.
İsviçre 16 Aralık 2003 tarihinde, Parlamento kararıyla İsviçre Ermeni soykırım iddialarını kabul etmiş bu tarihten itibaren de ceza kanununa madde ekleyerek, bunun inkarını hapis ve para cezası gerektiren bir suç haline getirip yasalaştırmıştı.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun “girişim nihai yasal süreç tamamlanmadan ulusal parlamento düzeyinde kalmış” dediği kabul, ilk defa dünyada hayata geçirilmiş Türk Tarih Kurumu eski başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ile Türkiye İşçi Partisi Başkanı Doğu Perinçek’in değişik tarihlerde İsviçre’de Ermenilerin soykırıma uğramadıkları yolunda İsviçre’de yapmış oldukları konuşmalar nedeniyle hapis ve para cezasına çarptırılmışlardı. Karar sonrası Türkiye İsviçre’ye NOTA vermiş, diplomatik ilişkilerini askıya almıştı. Türkiye dışında hiç bir ülke böyle bir yalanı kaldıramaz, yapamaz, cesaret edemez... Hiç bir ülke halkını, kamuoyunu bu denli aptal sanamaz…