
İsviçre'de parlamentoda karara bağlanamayan Hava Kuvvetleri'ne 22 adet Gripen marka savaş uçağı alınması konusu, ülke genelinde sabit asgari ücret uygulamasına geçilmesi önerisiyle birlikte referanduma taşınıyor. Halk oylaması 18 Mayıs'ta yapılacak.
Sol partiler 'israf' diyor
İsviçreliler referandumda, İsveç’ten 3.3 milyar Frank değerinde 22 adet savaş uçağı alımını da oylayacak. Konuya dair açıklama yapan Savunma Bakanı Ueli Maurer, "Hava filomuz eskidi. Eğer seçmen yeni jet alımını reddederse, 2030 yılından itibaren savaş uçağımız kalmayacak" diyerek halk oylamasının sonucuna etki etme girişiminde bulundu. Ülkedeki sol partiler ise halk oylamasında 'hayır' oyu verilmesi gerektiği yönünde propaganda yaparak, "Kullanmayacağımız savaş uçaklarına milyarlarca Frank yatırımda bulunmak büyük bir israftan öte bir anlama gelmemektedir" diyor.
Maliyeti 3.3 milyar Frank
İsviçre Ordusu'nun halihazırda 32 adet F-18 Hornet ve 54 adet F-5 Tiger tipinde uçağı bulunuyor. F-5 Tiger tipi jetler, Hava Kuvvetleri'ne 1978 yılında dahil edildi. Hükümet, eskiyen 54 Tiger jetinin yerine 22 Gripen tipi jet almayı planlıyor. Yeni jetlerin maliyetinin ise 3.3 milyar Frank olacağı tahmin ediliyor. Referandumda alımların onaylanması halinde uçakların teslimi ise 2018 yılında gerçekleşecek.
Çoğunluk 'hayır' diyor
Oylama öncesi yapılan anketler ise halkın önemli kısmının savaş uçağı alımının gereksiz olduğunu düşündüğünü ortaya koyuyor. İlk kamuoyu yoklamasına göre halkın yüzde 52'si 'hayır', yüzde 42'si 'evet' yönünde oy kullanacak. Yüzde 6 ise halen kararsız.
Parlamento da karşı çıkıyor
İsviçre Hava Kuvvetleri'nin yeni savaş uçaklarıyla takviye edilmesi gerektiğinin açıklanmasının ardından Hükümet, 22 adet Gripen marka savaş uçağı alınmasına karar vermiş; ancak parlamentonun önemli kısmı ülkenin böyle bir ihtiyacının olmadığını belirterek karşı çıkmıştı. Konu parlamentoda karara bağlanamayınca ise halk oylamasına gidilmesi kararlaştırılmıştı.
'4 bin Frank asgari ücret' oylanacak
Referandumda oylanacak bir diğer önemli konu ise sabit asgari ücret olacak. Sendika Birliği ve sol örgütler tarafından hazırlanan yasa teklifinin onaylanması halinde, sabit asgari ücret ülkenin bütün kantonlarında ve sektörlerinde geçerli olacak. Yasa teklifi, asgari ücretin saatlik 22 Frank veya aylık 4 bin Frank olmasını içeriyor.
İsviçre Sendikalar Birliği (UNIA) ve sol örgütler, 9 Şubat 2014'te alınan kota uygulama kararıyla maaşların olumsuz etkilendiğini ve asgari ücretin bir zorunluluk haline geldiğini savunuyor. Zira kamuoyu araştırmalarına göre en az 330 bin kişi, yasa teklifinde bulunan asgari ücretin altında kazanç elde ediyor. Seçmen 18 Mayıs'ta 'evet' yönünde oy kullanırsa, bu 330 bin kişinin maaşına üç yıl içerisinde zam yapılacak ve yeni işçilere de asgari ücretin altında ücret ödenemeyecek.
Sermaye ve hükümetin ağız birliği
Sermaye çevreleriyse asgari ücret uygulamasının serbest rekabet ortamını bozacağını ve mesleki eğitim gören gençler için caydırıcı olacağını iddia ediyor. Bazı işveren örgütleri, uygulamanın yasalaşması halinde işsizliğin artacağını savunuyor. Hükümet de bu görüşlere destek veriyor. Dünyanın ilk on zengin ülke sıralaması içinde yer alan İsviçre’de sendikaların gündeme getirdiği 'Asgari ücret 4 bin Frank olsun' telebi, İşçilere karşı işverenleri birleştirdi. ABB Grubu, Roche, Swiss Re, Rolex, Nescafé, Nestlé ve Novartis gibi ulusal ve uluslararası firmalar, referandumda 'hayır'ın çıkması için kampanyalara destek vermeye başladı. Dünyanın en pahalı ülkesi İsviçre'de işverenlerin işçilere dilediği gibi ücret vermesinin adaletsizlik olduğunu açıklayan sendikalar, işlerine son verilme tehdidiyle karşı karşıya kalan işçilerin adeta sömürüldüğünü belirterek "Pahalı yaşam koşulları göz önünde bulundurularak asgari ücretin 4 Frank olması gerekir" açıklamasında bulundu.
Referaduma karşı endişelerini gizlemeyen işverenler ise, bu uygulamanın bir işsizler ordusu yaratacağını işsiz kalmaktansa serbest piyasa kurallarına göre çalışılmasını savunuyor. İsviçre'nin önde gelen ulusal ve uluslararası ABB Grubu, Roche, Swiss Re, Rolex, Nescafé, Nestlé ve Novartis gibi firmalar halk oylamasında 'hayır' çıkması için kampanyalar yürüten başta milliyetçi İsviçre Halk Partisi gibi partilere ve inisiyatiflere destek vererek 'hayır' kampanyalarına katıldı.
İşçilere karşı birleşen işverenlerin kampanyalarda kullandıkları temel uygulamaların başında ise "İşsiz kalma çalış, işini kaybetmek istiyorsan evet de, asgari ücret firmaları yurtdışına kaçırır" propagandalarıyla etkili olmaya çalışıyor. İşçi sendikaları ise, işveren ve hükümetin yürüttüğü kampanyayı "İşverenler sadece halkı korkutmak ve yanıltmak için propaganda yürütüyor" şeklinde yorumluyor.
Referandum 18 Mayıs'ta
Birden fazla yasa veya anayasa değişikliği teklifinin aynı anda referanduma götürüldüğü İsviçre sisteminde 18 Mayıs’ta halk aynı zamanda "Zorunlu aile hekimliği sistemi ile temel ilaçların tamamının sigortalar tarafından karşılanması" ve "Çocuklara yönelik cinsel istismar suçu işleyen pedofilere dönük yaptırımları" da oylayacak.
ALİ ÖZŞERİK/ALİ ONGAN/ZÜRİH
Yorum: 4 bin Frank ücrete 'evet', savaş uçağına 'hayır'
18 Mayıs'ta İsviçre 2 önemli konuda referanduma gidiyor: 4 bin Frank asgari ücret talebi ve İsviçre ordusuna savaş uçaklarının alımı.
Yaşam standartlarının en yüksek olduğu ülkelerden biri olan İsviçre'de hayat pahalılığı da oldukça yüksek; yeme, içme, giyim, ulaşım, kira ve sağlık sigortası gibi temel ihtiyaçlar konusunda Avrupa'nın en pahalı ülkesi durumunda. Bunun yanısıra İsviçre, çalışanlarda ücret eşitsizliğinde ise oldukça kötü bir karneye sahip. Ülkede çalışanlara yönelik adaletsiz bir maaş politikası uygulanıyor. Maaşlarda alt sınır ile üst sınır arasındaki uçurum oldukça derin. Büyük şirketlerin üst düzey yöneticileri, menejerlerinin yıllık maaşları 20-25 milyon Frank seviyesindeyken; altta, zor işlerde, hizmet sektöründe çalışan emekçilerin maaşları oldukça düşük ve geçim sınırının altında. Bu adaletsiz maaş politikası, birçok işçiyi, emekçiyi geçim sıkıntısına itmekte, ekonomik olarak sosyal yardıma ve devlete bağımlılığa mecbur bırakmaktadır. Sisteme bağımlı yaşamak zorunda olan bu insanlar, çok daha farklı sorunlarla da yüz yüze gelmektedir. Adil bir ücret uygulaması, emekçilerin emeğinin hakkını almasını, onların sosyal yardımdan kurtulmasını ve daha özgür bireyler olarak alın teriyle orantılı olarak yaşamasına imkan sağlayacaktır.
Göçmenler açısından daha önemli
Asgari ücret oylaması, özellikle göçmenler açısından oldukça önemli bir oylamadır. Göçmen kökenli işçiler en zor işlerde çalışıyor olmalarına rağmen kazandıkları rakam oldukça düşük. Kadın ve erkek emekçiler arasında ücrette yaşanan adaletsizlik de bir yüzkarasıdır. Asgari ücret uygulamasıyla kadın ve erkek arasında da adalet ve eşitlik sağlanmış olacak. Bir toplumun bütün bireylerinin mutlu ve huzurlu yaşamaları ancak herkesin emeğinin karşılığını alması ve kendi ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılamasıyla mümkündür.
Toplumsal barışı sağlamak, ücret adaletsizliğine son vermek, insanları sosyal yardım bağımlılığından kurtarmak, kadın ve erkek çalışanlar arasında fırsat eşitliğini sağlamak, insanların alın terlerinin hakkını alabilmeleri, göçmen kökenli çalışanlara fırsat eşitliği sağlamak için 18 Mayısta oyumuzu mutlaka işçiden, emekçiden yana kullanalım. 4 bin Frank asgari ücrete "evet", savaş uçağı alımına "hayır" diyelim.
ATİLLA TOPBAŞ