Newaya Jin gazetesi Kasım sayısı ‘İtaat yok mücadeleye devam’ manşetiyle çıktı.

Newaya Jin gazetesi Kasım sayısı ‘İtaat yok mücadeleye devam’ manşetiyle çıktı. Şiddet kültürünün kadın, doğa ve gündelik hayatlar üzerindeki etkileşimine odaklanan 176. Sayı, 9 Ekim’den itibaren Kuzey-Doğu Suriye’ye dönük Türk işgal saldırılarına da geniş yer verdi.

Türkiye’de kadınların şiddet karşısında güçsüz bırakıldığına dikkat çeken Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Üyesi Melek Önder, gelinen aşamada kadınların bu duruma karşı artık sessiz kalmadığını, birlikte mücadele ettiğini hatırlatıyor.

Dünya kadınlarının durumuna odaklanan Ekin Ege ise, kendisini kadın bedeni ve emeğinin kontrolü üzerinden yeniden üreten ve yükselişe geçen otoriter rejimlere karşı, Güney yerküreden Kuzey yerküreye esen kadın direniş dalgasını aktarıyor.

‘Bir varmış bir yokmuş…’

Çocukların pembe dünyasına kodlanan cinsiyetçiliği ise gazeteci Güler Yıldız kaleme aldı. Güçlü kadın imgelerinden yoksun masallar/anlatılar yoluyla henüz öğrenim safhasının ilk basamağında olan çocuk bilinçaltlarına yerleştirilen ‘mavi’ ve ‘pembe’ kodlamaları irdeleyen Yıldız, “cadılaştırılan kadınların tek sevdası özgürlükleri”dir diyor.

‘Yaşam pınarı kurutulamaz!’

Dikkatleri, Türk devlet çetelerinin Kuzey-Doğu Suriye’ye dönük işgal, talan ve savaş suçlarına çeken Ruşen Celal, bu sefer Erdoğan’ı kim, nasıl kurtaracak sorusunu yöneltiyor.

Gazetenin yazarlarından Nazan Üstündağ da yargılanma mevzusuna odaklanarak, resmi mekanizmaların fonksiyonsuz kalması durumunda kurulan halk ve kadın mahkemelerine dikkat çekiyor.

Aynı konuyu yorumlayan Zerya Gül de, faşizmin kadın katliamlarına yenilerini eklemek istediğinin altını çiziyor. Rojava topraklarının kadın eliyle bir özgürlük pınarına dönüştüğünü ifade eden Gül, bu yaşam pınarının kurutulamayacağını ifade etti.

Türk faşizmi: kötülüklerin toplamı

Türk faşizminin, kötülük ve çirkinlik adına ne varsa hepsinin toplamı olduğunu paylaşan gazeteci Roni Eylem de, işgalin sirayet ettiği toplumsal gerçekliğin psikolojik ve sosyolojik analizini yapıyor. İşgal ile beraber Erdoğan faşizminin arkasında ‘asker selamı’na duran Çukur medyasının yalanlarını da teşir eden Eylem,  Rojava’yı “Başka bir dünya mümkün diyenlerin ezgisinin tüm kıtaları kapladığı yer” olarak tanımladı.

İşgal saldırılarına karşı sergilenen onur direnişini varlık ve özgürlük savaşı olarak tanımlayan Gulistan Çiya İke, saldırıların devrimin tüm kazanımlarını hedeflediğine işaret ediyor.

21. yüzyıl kadınların yüzyılı

21. yüzyılın sistemsel krizine dikkat çeken TJK-E aktivisti Hanım Oruncak da, patriyarkal rejimlerin kadın kimliği, bedeni ve emeğinin sömürüsü üzerinden bu krizden çıkış kapısı aradığı hatırlatmasında bulundu. Oruncak, yıl içersinde verilecek mücadelede Kürt kadınları tarafından 19 Temmuz’da startı verilen “Değişim ve özgürlük için sen de ayağa kalk” hamlesinin oynayacağı rolü değerlendirdi.

Doğa ile dost muyuz?

Kapitalist hükümetlerin sömürgeci politikalarının dengesini bozduğu diğer bir alan ise doğa ve bağlamındaki iklim. Dünya genelinde yıl boyunca gerçekleşen iklim değişikliğine karşı duyarlılık eylemleri ile yüzbinlerce insan, ilgili hükümetlere politika değişikliği çağrısı yaptı. Konuyla ilgili haber dosya hazırlayan Helin Asi, son yıllarda artan çevreci bilincin siyaset ve ekonomi alanında yarattığı etkiye dikkat çekiyor.

Öncü bir kadın: Bese Anuş

Tüm bu başlıkların yanı sıra Kasım sayısında; Ronahi Pazarcık tarafından hazırlanan Kürt Özgürlük Hareketi’nin sembol isimlerinden Bese Anuş’un biyografisi, Mirabel kızkardeşler ile Amerikalı yazar ve sosyal aktivist Bell Hooks’un portresi, Roza Metina’nın edebiyat değerlendirmesi, kadın genital mutilasyonu uygulaması ile Evin Faraşin’in yazdığı ‘ilk eylem heyecanı’ anı yazısı da yer alıyor. 

 

 HABER MERKEZİ