
Kürt diplomasisi, Avrupa’nın yerelden yönetimlere en açık ülkesi olan İtalya’da, büyük bir sıçramayı yaşıyor. İtalya Kürdistan Enformasyon Bürosu temsilcisi Özlem Tanrıkulu “İtalya’da ciddi bir halk diplomasisi işliyor. Burada Kürtlerin mağduriyeti üzerinden değil, Demokratik Özerklik ve sundukları projelerin sahiplenilmesi üzerinden bir çalışma yürütülüyor” dedi.
Kürtlerin İtalya’da 1993 yılından bu yana yürüttükleri diplomasi faaliyetlerini, Demokratik Kürt Toplum Merkezleri ve İtalyanların çalışma yürüttüğü Kürdistan Dostluk Komitelerini Tanrıkulu ile konuştuk.
İtalya’da Kürt diplomasisi nasıl bir seyir işledi. Ne kadar yol katetti?
İtalya’da 1993 yılında bu yana diplomasi faaliyeti yürütülüyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın İtalya’ya gelmeden önce yürütülen diplomasi faaliyetleri enformasyon amaçlıydı. Ancak Öcalan’ın gelmesiyle diplomasi çalışmaları en üst seviyeye çıktı. Daha sonra ise kırılma yaşandı. Rojava devrimi ile yine iyi bir seviye yakalandı diyebiliriz.
İtalya’daki Kürdistanlıların durumu ve örgütlülüğü nasıl?
İtalya’da 3 bin civarinda Kürt yaşıyor. Sadece 3 tane Demokratik Kürt Toplum Merkezi var. Ancak yıllardır çalışmalarını sürdüren İtalyan örgüt, kurum, merkezi partiler, sendika, çevre ve kadın örgütlerinden oluşan Kürdistan Dostluk Komiteleri’nde yaklaşık 600 İtalyan aktif bir şekilde çalışıyor.
Bu komiteler ülkenin hemen hemen tüm bölgelerinde mevcut. Yerel ve taban örgütlenmesini esas alıyorlar. Yürütülen diplomasi, ayrıca İtalyanların yürüttükleri çalışma “Kürtler ezilen bir halk. Bizler de yardım edelim” şeklinde değil, Kürtlerin mücadelesini anlama, onların kazandırdığı değerleri özümseyerek uygulama ve örnek alma çabası var. Yaparken öğrenen, öğrendiğini pratikleştirmeyi esas alan tam bir inşaa çalışması yürütüldüğünü söylemek mümkün.
Mesela Sicilya bölgesinde 2 Kürt bile yok. Ama 20 bin İtalyan Öcalan için sokağa çıkıp yürüyüş düzenleyebiliyor. Kendi belediyelerini zorlayabiliyor. Bunun nedeni buradaki İtalyanların Öcalan’ın paradigmasını sahiplenmesinden kaynaklı. Yani Kürtleri bir mağduriyet üzerinden değil. Ortaya koydukları proje üzerinden bir sahiplenme söz konusu İtalya’da. İtalya siyasetindeki parçalılığın, perspektifsizliğin aşılmasında Öcalan’ın düşüncelerinin çözüm noktası olduğu konusunda görüş birliği var.
İtalyan devleti olan ilişkeriniz nasıl?
İtalyan devleti ile de ciddi diplomasi faaliyetleri yürütülüyor. Örneğin İtalya hükümeti, Rojava’ya yol bulduğu sürece ilaç ve kışlık malzeme yardımında bulundu. Yine yerel yönetimlerin yetkileri burada biraz daha fazla etkili. Şu ana kadar 23’ten fazla belediye Kobanê, Rojava ve Kuzey Kürdistan belediyeleri ile kardeşlik ve dayanışma belgeleri imzalamış durumda.
Yine Öcalan’ın düşüncelerinin en yoğun okunup incelendiği bir ülke İtalya. Demokratik Özerklik buradaki üniversitelerde ve akademik alanlarda ders olarak işleniyor ve yoğun tartışmalar yürütülüyor. Öcalan’ın düşünceleri ve ona uygulanan tecride karşı, burada bazı belediyeler ona vatandaşlık da verdi.
Fakat devletler arası diplomasi menfaatler üzerinden şekillenmekte. İtalya’nın Türkiye ile ciddi ekonomik ilişkileri mevcut. Aynı zamanda Türkiye’nin NATO ve Avrupa Konseyi üyesi olmasından kaynaklı İtalya ile sıkı ilişkileri mevcut.
Merkezi devletin Kürt politikası parçalı.
Türk hükümetini fazla hedeflemiyor ama Kürtleri de görmezden gelmiyor. Yani genel olarak değerlendirdiğimizde Kürtlere yönelik politikalar pozitif diyebiliriz. Tabii dönemsel faktörler de ciddi rol oynuyor.
Biz diplomasideki gelişmeleri buradaki halka mal ederek mücadeleyi şekillendiriyoruz. Günü kurtarma üzerine değil artık topyekun bir inşaa diplomasisine girmiş durumdayız. Bizler İtalya’da esas olarak Demokratik Özerkliği tanıtmak, onu yaşamsallaştırmak ve uygulanmasını esas alıyoruz.
Yine Kürt Kadın Mücadelesi’nin ciddi yansımaları oldu. Bu anlamda Sara arkadaşın 3 ciltlik kitabı İtalyanca basıldı ve İtalya’nın bir çok yerinde bulmanız mümkün.
Ne gibi çalışmalar yapıldı?
2014 ila 2015 yılları arasında İtalyan’nın tamamına yönelik 550 civarında panel ve seminer yapıldı. Bunların organizasyonu ağırlıklı olarak sistem dışı hareketler ile yapıldı. Demokratik Özerkliğin burada bu kadar kabul görmesi ve İtalyanların Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’ni bu kadar sahiplenmesinin başında, yüzlerce İtalyanın 2-3 yıllık süreç içerisinde hem Rojava hem de Kuzey Kürdistan’a giderek uygulamayı bizzat görmesi geliyor. Bu insanlar, İtalya’ya kendi kentlerine, mahallelerine geri döndüklerinde orada gördüklerini aktardı. Yani oradaki direnişi buraya taşıdı. İtalya halkı bugün Kürdistan’da neler olduğunun farkında. Bir çok İtalyan şu an Demokratik Özerkliği kendi ülkelerinde nasıl pratikleştirebileceklerini konuşuyor. Aynı şekilde bizler de onlardan öğrenerek, paylaşarak birlikte bir hakikate ulaşmaya çalışıyoruz.
REHA SARI/HABER MERKEZİ