Afyon T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilen işkenceye maruz kaldıklarını raporlaştıran hak örgütleri, raporda cezaevi müdürünün ”Arkadaşlar artık işkence serbesttir. Dövün ama iz bırakmayın” sözlerine yer verdi.

Ankara Tabip Odası (ATO) İnsan Hakları Komisyonu, MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara şubeleri, 8 Aralık 2019’da farklı cezaevlerinden Afyon 1 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilen tutsaklar ile ilgili hazırladıkları hak ihlalleri raporuna ilişkin basın toplantısı düzenledi. İHD Genel Merkezi’nde yapılan toplantıya, ÖHD üyesi Hülya Yıldırım, İHD MYK üyeleri Nuray Çevirmen ve Nilay Nayman, Hakların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk Komisyonu üyesi Maviş Aydın ile MED TUHAD-FED üyeleri Hava Özcan ve Mehmet Boytekin katıldı.

İşkenceden zevk alıyorlar

 Toplantıda konuşan İHD Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, Türkiye’deki işkence iddialarının arttığına dikkat çekti. Türkdoğan, ”Siyasi iktidar bunu gizliyor. İşkence olarak görülmüyor, yetki aşımı deniliyor, biz bunu reddediyoruz. Cezaevlerinde işkence baskı amaçlı kullanılıyor. Bazı kamu çalışanları işkence yaparken zevk alıyor, buna şahit olduk. Eski zamanlardan kalan bu anlayış terk edilmeli. Hapishanelerde güç kullanımı yetki aşımı değil” dedi.

Tutuklu yakınlarında gelen şikayetler üzerine 20 Şubat 2020’de Afyon 1 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne heyet olarak ziyaret gerçekleştirdiklerini belirten İHD MYK Üyesi Nuray Çevirmen, “Mahpuslarla yapılan görüşmeler neticesinde ziyaret edilen hapishanede temel hak ve hürriyetler ile işkence yasağının ihlal edildiği değerlendirilmiştir” dedi.

15 tutsakla görüşüldü

Heyet olarak 15 tutsakla görüşme yaptıklarının aktaran Çevirmen, görüşmelere dair notları ve hak ihlallerini şu şekilde sıraladı:

  • 18 kişi ile Bandırma 1 No’lu T Tipi Hapishanesi’nden sevk edilen mahpusların 12’si bir araçta ve diğer 6 kişi de tek hücreli ring aracıyla sevk edildi. Tek hücreli ring aracıyla getirilen mahpusların ciddi sağlık sorunları var. Sevkler 5 saat süren yolculukla molasız bir şekilde yapıldı.
  • Afyon 1 No’lu T Tipi Kapalı Hapishanesi’ne getirilen mahpuslar giriş kapısından bekleme salonuna teker teker alındı. Robokoplu gardiyanlardan oluşan ekip, kendilerini çıplak bir şekilde aramak istedi, Bunun ‘İnsan onuruna aykırı olduğunu, etik olmadığını, normal arama yapabileceklerini ancak çıplak aramayı kabul etmediklerini, aramanın cihazla da yapılabileceğini’ söyledileri. Bunun üzerine müdür tarafından örtülü bir şekilde tehdit edilerek, ‘Soyunmazsanız dövüleceksiniz, zorla soyulacaksınız’ denildi. Soyunmamalarının ardından ilgili müdür, ‘Arkadaşlar artık işkence serbesttir. Dövün ama iz bırakmayın’ dedi. Girişteki karanlık üç odaya 3’erli olarak alınan mahpuslar, gardiyanlar tarafından çembere alınarak işkenceye maruz bırakıldı.
  • İşkenceyle kıyafetleri çıkartılan mahpusların sadece alt iç çamaşırları bırakıldı. İşkence sırasında tehdit ve hakaretlerde bulunuldu. Çıplakken işkencenin şiddeti daha da artırıldı, kaba dayak ve yumruk atıldı.
  • Mahpuslar hapishanede doktor muayenesinden geçirilmedi. Falaka gördüğünü beyan eden iki mahpus, hastaneye sevk edildi. Bu iki mahpusun hastanedeki doktor muayenesi sonrasında hapishaneye girişi sırasında yeniden çıplak arama dayatıldı. Bunu kabul etmeyen mahpuslara işkence yapılması sebebiyle diğer mahpuslar hastaneye sevk talebinde bulunmadı.
  • Çıplak arama sonrasında eşyaları aranan mahpusların eşyaları dağıtıldı. Yazı, kalem, albüm gibi özel eşyaları çöpe atıldı. Bandırma 1 No’lu T Tipi Kapalı Hapishanesi’nden sevkleri sırasında getirilen televizyonları verilmedi. Tekrar satın almaları halinde verilebileceği ifade edildi. Diğer cezaevinde kullandıkları radyolarını kullanmalarına izin verilmedi.
  • Ağırlaştırılmış müebbet olmadıkları halde keyfi ve hukuka aykırı olarak tekli hücrelerde tutulan mahpuslara cezaevi ikinci müdürü tarafından ‘Siz buraya hücre diyorsunuz ama burası tekli odalar, burası yüksek güvenlikli cezaevi, sizin yüksek güvenlikli yerde kalmanız gerekiyor’ denildi ve sevklerinden bu yana tek kişi olarak tutuluyorlar.
  • Mahpuslar, kaldıkları yerde tek kişi olmalarına rağmen ayakta sayım vermeye zorlanıyor. Yasa ve yönetmeliğe aykırı bu durumu kabul etmediklerinde fiziksel şiddetle tehdit edildi. Bu muamele sonrasında daha fazla işkenceye maruz kalmamak için ayakta sayım verseler de bu sefer hakarete, küfürlere maruz kaldılar.
  • Üç tutsağın sakal, bıyık ve saçları zorla kestirildi; gardiyanlar tarafından ‘Burası yüksek güvenlikli cezaevi burada saç ve sakal olmayacak’ denildi.
  • Mahpusların 45 dakika ile 1 saat arasında tek başına havalandırma alanına çıkmalarına izin verildiği, tek başına havalandırmaya çıkarılmalarının keyfi ve mevzuata aykırı bir uygulama olmasından ötürü uygulamayı kabul etmeyen mahpuslar havalandırmaya çıkmadı.
  • Yağlı çeşme suyu içilmek zorunda kalındı. Saatlerine el konuldu. Kitapları verilmedi. Tırnak makasının dahi atıldı. Sıcak su olmasına rağmen sabun olmadığı için hücre temizliği ve kişisel temizlik yapma imkânı bulamadılar.
  • Keyfi uygulamalara ve çıplak aramaya razı olmamaları, işkenceye karşı slogan atmaları ve keyfi havalandırma uygulamasını kabul etmeyip havalandırmaya çıkmamaları sebebiyle haklarında disiplin soruşturması açıldı.
  • İnfaz Hâkimliğine, Savcılığa, Adalet Bakanlığı’na ve ilgili kurumlara dilekçe yazdılar, ancak evrak kayıt numarası verilmediği için başvurularının ve şikâyetlerinin ulaşıp ulaşmadığı bilinmiyor.

Soruşturma açılmalı

 Tespit edilen hak ihlallerinde idari yöneticilerin, personelin, denetim yetkisini yerine getirmeyen idari kurumların sorumluluk taşıdığını belirten Çevirmen, “İşkenceye maruz kalan kişilerin Adli Tıp Kurumu’na ya da tam teşekküllü bir hastaneye sevklerinin yapılması, mahpusların tedavisinin yapılması, ilgili görevliler hakkında idari soruşturma başlatılması ve İstanbul Protokolü’ne uygun cezai soruşturma süreci yürütülmesi gerekmektedir. Tüm idari yöneticilerin, personelin, denetim yetkisi bulunan idari kurumların ve ilgili bakanlıkların ulusal ve uluslararası mevzuattan doğan sorumluluklarını yerine getirmesini ve sorunları ivedilikle çözmesini talep ediyoruz” çağrısında bulundu.

Bu hafta yine gidecekler

 ÖHD Ankara Şube üyesi Hülya Yıldırım ise işkence uygulayan kişiler hakkında bir soruşturma yürütülmediğini dile getirerek, hala işkence uygulayan kişilerin denetiminde olduklarını belirtti. Şiddet uygulayan kişilerin iz bırakmaması için sürekli farklı yerlere vurduğunun altını çizen Yıldırım, savcıya ilişkin beyanlara değinerek, şu şekilde konuştu: “Savcı tutukluların odalarına gidiyor ‘Sorunlarınız neler’ diyor tutuklularda anlatınca ‘Alın şunu hücreye atın’ diyor. Bu hafta içerisinde yeniden cezaevine ziyaretimiz olacak.”

 

ANKARA