
Arkadaşım Ersin Çaksu ile birlikte hemen hemen her gün Kobanê'nin farklı bir yerine gidiyoruz. Hem sivillerle hem de YPG/YPJ, Pêşmerge ve Burkan El Fırat güçleriyle görüşüyoruz. Kentte tanımadığımız kimse kalmadı gibi. Kentin fotoğrafçıları gibiyiz. Her gören bize selam veriyor, çay ve yemek yemeye davet ediyor. Gıda sınırlı ama burada olan herşey herkes tarafından paylaşılıyor. Savaş nedeniyle "para" tedavülde değil.
İsimsiz kahramanlar
Bu yazıda burada direnen ve burada yaşayanların anlatımlarından bazılarını aktarmak istiyorum. Direnen derken, aslında Kobanê'de sadece savaşanlar direnmiyor. Burada yaşamak da onca saldırıya ve ölüm tehlikesine rağmen direnmek anlamına geliyor. Her savaşta olduğu gibi isimsiz kahramanlar çok fazla Kobanê'de. İsimsiz oldukları için çok alçak gönüllüler. Yaşamadıkları tehlike, zorluk kalmamış ama yüzleri hep gülüyor. "Umutsuzluğa kapılmak, direnmemek gibi bir lüksümüz yok" diyorlar.
İhanet kapısından geçmedi
O isimsiz kahramanlardan biri ile iki kez uzun uzun sohbet etme imkanı buluyoruz. Yüzünde hiç tebessüm eksilmiyor. Savaşın içerisinde büyümüş biri. Kürtlerin ve Ortadoğu'da ezilen insanların kaderinin bir parçası. Her haliyle bir kadın, bir anne, amansız bir savaşçı, iyi bir yoldaş, iyi bir komutan, iyi bir arkadaş, iyi bir kardeş ve başeğmez bir direnişçi. O isimsiz kahraman, DAİŞ kenti kuşattığında birçok kişi kentten çıkmaya çalışırken, eline BKC makineli tüfeğini alıp "ihanet kapısından geçmeyeceğim" diyerek, Kobanê'yi direniş kentine çeviren kişi. "Savaş içerisinde hayallerim olmazsa ben yaşayamam" diyen isimsiz kahraman, tarihteki yerini alacaktır mutlaka.
Sadece doktor değil
Kobanêli gönüllü bir doktor. Sivillerin sağlık sorunlarına kısıtlı imkanlarla cevap olmaya çalışıyor. Doktor olmanın yanısıra Ortadoğu politikasına da oldukça hakim. Yaşanan süreci, 1900'lü yıllara benzetiyor. DAİŞ'in saldırılarıyla, Kürtlerin temel haklarının ve kazanımlarının elinden alınmak istendiğine işaret ediyor. Gönüllü doktor, şu değerlendirmede bulunuyor: "Kürtler örgütsüz olduğu için bir yüzyılı temel haklarından yoksun olarak geçirdiler. Şimdi ise DAİŞ eliyle Kürtlere bir jenosit uygulanıyor. Sadece askeri güçlerin bir savaşı değil yaşanan. DAİŞ'in ve onu yaratan güçlerin hiçbir ahlakı yok. Ne çocuk tanıyorlar ne kadın ne de yaşlı. Herkesi öldürüyorlar. Bütün mallarına, mülklerine el koyuyorlar. Kürtlerin bir daha buraya dönmemesi için ellerinden geleni yapıyorlar. İşgal ettikleri yerlerde insanların bir avuç tohumunu dahi bırakmıyorlar. İnsanlar dönse dahi üretmesinler diye. Eğer Kürtler direnmezlerse Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra yaşadıkları kaybın daha büyüğünü yaşayacaklar. Amaçlanan şey ortadadır. Bundan dolayı direnmek dışında yapılabilecek başka şey yok. Kimin elinden ne geliyorsa onu yaparak direnmesi gerekiyor."
Yenilgi öyküleri olurdu
Kobanê'de birçok kişiyle sohbet ettik. Dünyaya dair, insana dair, zulme dair bir çok şey anlattılar. Bunların hepsini bu yazıya aktarmak zor…
Kobanê direndiği için gündemde ve dengeleri değiştiriyor. Direnmeseydi, şimdi Kobanê'den yazacaklarımız direniş öyküleri değil, yenilgi öyküleri olurdu ya da DAİŞ'in insan kafasını kesen görüntüleri olurdu televizyon ekranlarınızda.
İbrahim ASLAN