
Arap, Kürt, Süryani ve Türkmen halkların yanı sıra Türkiyeli devrimci hareketlerden de savaşçıların saf tuttuğu hamlede 3 günlük kısa bir sürede DAİŞ çetesinin işgali altında bulunan onlarca köy ve mezra özgürleştirildi. Hamleye damgasını vuran zafer Teşrin Barajı’nda yaşandı. DAİŞ’in işgali altında bulunan baraj, Minbic ve Cerablus hattını Rakka’ya bağlayan güzergahtı. Bu anlamda DAİŞ’ın nefes borusu kesildi denecek kadar stratejik bir başarı elde edilmiş oldu.
Elektrik ihtiyacının yüzde 60’ı
Kontrol altına alınan baraj, yıllardır Kobanê bölgesine jeneratörlerle sağlanan elektriğin normale dönmesini sağlayacak. Bunun yanında elde edilen elektrik Suriye topraklarının yaklaşık yüzde 60 oranında elektrik ihtiyacını karşılamaya yetecek güçte.
‘Kırmızı çizgi’ adım adım aşıldı
Barajın özgürleştirilmesiyle birlikte QSD savaşçılarının Fırat’ın batı yakasına geçmesi Türkiye’de de geniş yankı buldu. Çünkü Türkiye açık bir şekilde “Fırat’ın ötesi bizim kırmızı çizgimizdir, sınırı geçen kim olursa olsun vurulacak” ifadeleriyle Cerablus ve Minbic hattına dönük bir hamleye karşı duracağını beyan etmişti. Ancak önceki akşam saat 18.10 sıralarında söz konusu “kırmızı çizgi” aşıldı ve QSD savaşçıları umudun rengini anımsatan Fırat’ın o koyu maviliğinde adım adım ilerleyerek, DAİŞ çetesinin işgali altında bulunan Minbic’i menziline aldı.
Halep hattının koparılması
Fırat’ın üzerinden adım adım ilerleyen yürüyüş, demokratik Suriye yolculuğunda zaferi bir adım daha yakına taşıdı. Teşrin Barajı’nın kontrol altına alınması çetelerin bu topraklardan temizlenmesi açısından da önemli bir süreci beraberinde getirdi. Öyle ki kıyının diğer tarafında yer alan ve Minbic’e bağlı Teşrin kasabası ile Halep arasında sadece 40 kilometre gibi kısa bir mesafe kaldı. Buradan hareketle Uluslararası Koalisyon’un da çetelerin önünü almak için ısrarcı olmaları durumunda QSD’nin bulunduğu Teşrin ile Halep arasındaki hattın kapatılması, Minbic, Cerablus ve Bab bölgesinde barınan çetelerin kuşatılması demek olacak. Böylelikle çembere alınacak olan çeteler için sadece Türkiye sınırı kaçış noktası olarak kalacak.
YPG sözünü tuttu
Hamlenin 26 Aralık günü böylesi bir sonuca ulaşarak devam etmesiyle birlikte Kobanê, tüm topraklarına kavuşmuş oldu. Hatırlanacağı üzere Kobanê kent merkezinin DAİŞ’den arındırıldığı 26 Ocak günü yapılan açıklamada, “DAİŞ‘in Kobanê yenilgisi aynı zamanda DAİŞ’in bitişinin başlangıcıdır” denilmişti. Bu açıklamanın ardından DAIŞ parça parça Kobanê topraklarından sökülüp atıldı. Ardından Kobanê Kantonu’na bağlı Girê Spî’de 15 Haziran’da ağır darbeyi aldı. DAİŞ 11 ay sonra Kobanê topraklarından tamamen atıldı.
Demokratik Suriye’de ısrar
Farklı kimlik ve inançtaki halkların bir arada ortak bir savunma çatısı altında gerçekleştirdiği hamle, aslında demokratik Suriye ısrarının doğru ve sonuç alıcı tek yol olduğunu bir kez daha gösterdi. İkinci hamlesinde de DAİŞ’e karşı zafer yaşayarak, demokratik Suriye’deki ısrarını da ortaya koydu. Farklı güçlerin ortak bir amaç için bir araya geldiği QSD, aslında Suriye’nin geleceğinin prototipini yansıtması açısından önemli bir yerde duruyor. Yine DAIŞ’e karşı etkili bir şekilde ilerleyişi, Ortadoğu’da temel güç haline getirecek.
QSD, kuruluşundan kısa bir süre sonra 30 Ekim günü Hesekê güney kırsalında DAİŞ çetesine karşı ilk hamlesini başlatmış ve burada hızlı bir şekilde ilerleyerek bin 400 kilometre karelik bir alanı özgürleştirmişti. Özgürleştirdiği alanlarda; Şengal’den Rojava’ya kadar uzanan bir savunma hattı oluşturulmuş; stratejik önemi olan Hol ve Xatunîye kasabaları da kurtarılmıştı.
O hayal gerçekleşecek mi?
Fırat’ın öte kıyısına geçilmesiyle birlikte merakla beklenen ayrıntı ise Efrîn ve Kobanê kantonlarının birleşebilmesi için Cerablus ve Minbic ile Bab bölgesine dönük bir hamlenin olup olmayacağı...
HAYRİ DEMİR