
Her duygu bir diğerine değiyor. Onları Kuzey’e bağlayan, Kuzey’le özdeşleştiren öyle çok şey var ki… Kolay değil Güney’e yol almak. Güney’e yolculuk diyorum, çünkü “geri çekilme” antipatik bir cümleye dönüşüyor zihinlerde. Yüzler ekşiyor, bakışlar keskinleşiyor. Bu nedenledir ki “özgürlük yürüyüşü” diyoruz. Bu bir kılıf değil, antipatikleşen bir tanımlamayı aklama çabası değil. Özü de böyle aslında. 40 yıldır süren destansı bir serüvenin özgürlüğe açılan kapısıdır bu yürüyüş. Bunu asla bir taviz, bir eksilme, bir zayıflık olarak görmüyorlar. Zira bu yolculuğun kutsal bir yaratım olan barışı filizlendirebileceğini biliyorlar. Diğer yandan her gerilla, özgürlük mücadelesinin büyük bir güce dönüştüğünün farkındalığıyla, “bir avuç çapulcu, kandırılmışlar topluluğu” teranelerinin sahiplerini dize getirmenin gururunu taşıyor. Bu onure eden duyguyu kimse bahşetmedi onlara, ödedikleri bedellerin ve tereddütsüz verdikleri mücadelenin sonucudur. En başta ve öncelikle de Önderlerine güveniyorlar. Herkesin, her şeyin dışında Önderlerinin sözlerini yüreklerine basıyorlar. Çünkü o sözlerin özgürlüğe çıkacağını biliyorlar. En çok da bundan eminler. Bu nedenledir ki “geri çekilme”ye dönük Türk devlet yetkililerinin tüm tahrik eden “geldikleri gibi giderler, ülkemizin dışına çıksınlar, cehenneme gitsinler” gibi ucuz sözleri karşısında serinkanlı ve makul olmaya çabalıyorlar. Haklı olma gerçekliği gerillaya böyle bir erdem de kazandırmış. “Koca devlet adamları”nın aciz ve kirli cümleleri karşısında sürecin hassasiyetini taşıyan 18-20 yaş grubundaki genç gerillalar bile ağırbaşlı ve olgunlar.
1999 geri çekilme sürecine birebir tanıklık etmiş olan HPG komutanlarından Bawer Dersim tahrik üslubuna yönelik “zehirliyen bir dil” tanımlamasını yapıyor. ’99 süreci ile bugünün kıyaslamasını kendisine sorduğumuzda Dersim, içte ve dışta birçok koşulun değiştiğini, örgütsel ve deneyimsel olarak birçok farkın olduğunu söyleyerek, “artık daha donanımlı ve sürecin hakimiyiz” diyor. Bu da ’99 sürecinin tekrarlanamayacağının en net ifadesi aslında.
HPG’nin bir diğer komutanı Dr. Bahoz Erdal da ’99 benzeri bir sürecin tekerrür edemeyeceğini belirtiyor ve “çünkü özgüvenimiz daha büyük” diye ekliyor. ’99 sürecini Botan-Bestler’de karşılayan Erdal, o sürece ilişkin duygularını ise şöyle dile getiriyor: “Birçok şeyi belki unutabilirim, ancak o süreci asla unutamam. Gerçekten çok ama çok zor günlerdi. Kuzey’den ayrılmak tıpkı bir çocuğun annesinden kopmasına benziyordu. Dağlara, sulara, ağaçlara bakıyor, ‘acaba bir daha buraları görebilecek miyiz’ diyorduk. Tabi o zaman belirsizlikler yoğundu. Önderliğimize dönük komplo yeni yaşanmıştı.”
İlk grupları karşılamaya hazırlanan basın elemanlarının çalışmalarını izleyen HPG Komutanı Erdal, “bu sefer kurguyu değil, gerçeği çekecek kameralar” diyor heyecanlı bir tonlama ile. Kimse dışarıdan rol belirlemiyor, oyuncu değil gerçeğin öz parçası oluyorlar. Bu nedenle objektifler tarihi bir 'an’a kilitleniyor, kadrajlar bu 'an’ın en güzel karesine odaklanıyor.
Meşakkatli yolun yolcuları görkemli dağların eteklerinden görünmeye başlıyor. Grubun en önünde yolculuğun kısa bir bölümünü gerilla ile yürüyen ve grubu “barışa emanet olsunlar” sözleriyle karşılayan Gazeteci-yazar Hasan Cemal bulunuyor. Gerilla grubunu karşılamaya hazırlanan tören kıtasındaki gerillalar oldukça heyecanlı. Her şey eksiksiz ve kusursuz olsun istiyorlar. Özgürlük yürüyüşçüleri yaklaştıkça heyecan da bir o kadar artıyor. Büyük bir medya ordusunun izlediği buluşma Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin tarihine önemli bir not daha düşüyor. Kendilerine selam duran yoldaşlarıyla merhabalaşan özgürlük yürüyüşçüleri, 7 gün süren yolcuğun yarattığı yorgunluğu bu kucaklaşmanın sıcaklığıyla siliveriyorlar. Geverli genç gerilla Baran, PKK’nin süreklileşen mücadelesine dikkat çekerek, “özgürlük yürüyüşü devam ediyor” diyor.
Evet, yolculuk sürüyor…
DİLAN DERSİM