
Savaşın sürdüğü cepheyi yerinde görmek için YPG’nin alan sorumlularına başvuruyoruz. Aldığımız olumlu yanıttan sonra yola çıkıyoruz.
Savaşçıların küçük ziyaretçisi
YPG’nin savunma hattına ulaştığımızda YPG savaşçılarını öğle yemeğinde buluyoruz. Hemen bize yer açarak karşılıyorlar.
Yemek sofrası kaldırıldıktan hemen sonra bir ana elinde büyük bir tepsi, üstünde YPG savaşçıları için hazırladığı sarmaları getiriyor. Yanında 4-5 yaşında kız çocuğu YPG üniformasının bir maketi gibi kıyafet giymiş. İsmi Viyan olan küçük kız, tek tek YPG savaşçılarının elini sıkıp onları öptükten sonra gidip YPG komutanı Şoreş’in dizine oturuyor.
Bir evin hemen yanında ağır silahlarına yakın bir yerde yemeklerini yiyen YPG savaşçıları gelişebilecek bir saldırıya karşı da hazırlıklı. Yemekten sonra dışarda kurulan ocakta odunlar üzerine kaynayan çaydanlığa gözüm ilişiyor. Yemek getiren ana YPG savaşçılarına bir ihtiyaçları olup olmadığını soruyor, YPG savaşçıları ise anaya yanlarındaki ekmekten vermek istiyor. Ana bu diyalogtan sonra ayrılıyor ancak Viyan ve abisi savaşçıların yanında kalıyor.
Gitmek istediğimiz alan hakkında YPG komutanı Şoreş’ten bilgi alıyor, diğer yandan geliştirilen savunma mevzilerine bakıyorum. Yakın köylerde olan çetelerin mermilerin şehirde halka zarar vermemesi için okul ve mahallenin önünde topraktan bentler göze çarpıyor. YPG savaşçıları buradan sürekli çetelerin hareketlerini izliyor.
Odun ateşi üzerinde kaynayan çayımızı içtikten sonra yola çıkıyoruz.
Habur'a hakim tepe Ruguba
Habur suyunu sağ tarafımızda bırakarak Hesekê, Til Temir yolu üzerinde bir süre ilerledikten sonra yörenin en stratejik tepesi olan Ruguba tepesine çıkacağız. Habur suyuna paralel olarak uzayıp giden çölün ortasında yol alıyoruz.
Ruguba köy girişinde bizi asaiş güçleri karşılıyor. Evrak kontrolü ve olası çete saldırılarına karşı uyarılardan sonra girdiğimiz köy neredeyse bomboş. Köyün içinden çıktığımız Ruguba tepesi kaleyi andıran ovalık alana hakim. Çete saldırılarına karşı Heseke-Til Temir arasında önemli ve stratejik bir tepe.
Kapıda bizi bir YPG savaşçısı karşılıyor. Çete saldırılarından sonra Cizirê kantonunun çeşitli şehirlerinden birçok gönüllü savunma için Til Temir'e gelmiş. Birçoğu farklı çalışma alanlarından gelmelerine rağmen çete saldırılarına karşı aynı mevzideler.
Habur suyunun diğer tarafında kalan ve DAİŞ çeteleri tarafından işgal edilen Asuri köylerini görüyoruz. Habur suyunun kenarında kalan tek köyde ise Asuri Askeri Meclisi savaşçıları var. Hakim tepeye kurulan doçka ve ağır silahların yanında konuşan Hogir adlı YPG savaşçısı inisiyatifin kendilerinde olduğunu söylüyor.
Arap köyleri ihanet etti
Etrafı gözlemledikten sonra Habur suyunun kenarında kalan Asuri köyünde Asuri Askeri Meclisi Komutanlarından Berwar Xoşaba'yla sohbete başlıyoruz.
Xoşaba,"yıllarca yanıbaşımızda oturan kimi Arapların ihanetine uğradık" diyor. Til Temir ve yöresinde konuştuğum birçok kişinin “yöreden ihanet edilmemiş olsaydı, çeteler tüm noktalara bu kadar rahat sızamazdı" sözleri aklıma geliyor.
Xoşaba binlerce yıldır bu topraklarda diğer halklarla kardeşçe bir arada yaşadıklarını, çetelerin bu kardeşlik ve birliği bozmak için devreye girdiğini ifade ediyor. Halkı savunmak için YPG/YPJ, Süryani Askeri Meclisi, Asayîş ve Sotore ile beraber hareket ettiklerini aktararak tüm bölgeyi savunabilecek güçte olduklarını anlatıyor.
Kobanê sonun başlangıcı Til Hemis çöküntü oldu
Xoşaba ile konuştuğumuz esnada dışardaki askeri güçlerde bir hareketlenme oldu. Savaşçıların çete saldırılarına yanıt verdiğini ve olumsuz bir durum olmadığını anlatıyorlar.
Bir elinde karnas suikast silahı, sırtında kleş olan David isimli Asuri savaşçıya gelişmeleri nasıl gördüklerini soruyorum. David, “çeteler her yerde darbe alıyorlar. Özellikle Kobanê zaferi çeteler için yok olmanın başlangıcı; Til Hemis ve Til Berak'taki zafer onlar için çöküntü oldu" diyor.
Asuri Askeri Meclisi savaşçılarının bulunduğu köy ile Til Temir arasında 15-20 km yol var. Til Temir'in girişindeki nizamiyeyi geçer geçmez bir obüs topu patlıyor. Patlama seslerinden sonra çete saldırılarında şehit düşen Bahoz adlı YPG savaşçısının ailesine başsağlığına gidiyoruz. Bahoz'un nenesi Hamdiye ana, üç şehit annesi. Geçtiğimiz yıl Afrin'de şehit düşen Jinda adlı YPJ komutanının annesi. Yeğeni ve gelininin kardeşi de üç ay önce aynı çatışmada şehit oluyorlar. Gözümün nuru dediği torunu Bahoz ise 23 Şubat'ta Til Temir'de Asuri köylerine saldırılarda halkı çetelerden kurtarmaya giderken şehit düştü.
Til Temir savunma güçleri, anneler öfkeli. Çeteler bölgeden temizlenmeden Kürt, Asuri-Suryani ve Arap halkları barış içinde yaşayamaz düşüncesindeler. Gece Habur suyunun her iki tarafında uzanan ovaya siyah bir örtü sererken, yeni bir günü karşılamak için şehit evinden izin isteyerek ayrılıyoruz.
MEHMET NURİ EKİNCİ