RUKEN DEMİR / MA/İZMİR
İHD İzmir Şube Yöneticisi Ahmet Çiçek, son bir ayda gözaltına alınıp ajanlık dayatmasına maruz kalan 10 kişiden başvuru aldıklarını, benzer durumda olup da kaygılardan dolayı başvurmayanların da olduğunu söyledi.
Ege Bölgesi’nde son zamanlarda ajanlık dayatmasına maruz kalanlara her gün bir yenisi ekleniyor. En son 5 Ekim’de Torbalı ilçesinde gözaltına alınıp 6 saat işkenceye maruz kaldığı belirtilen Yiğit Üste’nin babası, İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi’ne başvuruda bulundu. İHD Şube Yöneticisi Ahmet Çiçek, son bir ayda ajanlık dayatmasına maruz kalan 10 kişinin kendilerine başvurduğunu söyledi.
Bazıları da başvurmuyor
Süreklileşen gözaltılara dikkat çeken Çiçek, kentte HDP üyelerine yönelik çok ciddi baskılar olduğunu dile getirdi. Gözaltı gerekçelerinin keyfi olduğunu hatırlatan Çiçek, “Ajanlık dayatılmasına maruz kalan kişiler, bize neler yaşadıklarını anlatıyor. Başvurucular gözaltına alınarak, farklı bir odaya götürüldüklerini orada ‘Biz devletiz. Bizimle çalışırsanız biz sana rahat bir yaşam vereceğiz. İçinde bulunduğun çevren sana zarar verecek sosyal çevredir. Onlardan uzak dur. Biz sana maddi destek vereceğiz’ tarzında yaklaşımlarda bulunduklarını söylüyorlar. Bize gelen başvuruların yanı sıra gözaltına alınıp kendisine ajanlık dayatıldığını aktaran insanlar da var. Fakat bu insanlar başvuruda bulunmuyor, çünkü çekinceleri oluyor. Bize gelip başvuruda bulunmaları çağrısında bulunuyoruz” dedi.
Daha çok Kürt gençlerine
Gözaltına alınıp serbest bırakılanlar üzerinde ajanlık dayatılmasının sürdüğünü kaydeden Çiçek, şunları söyledi: “Bu dayatmaların çoğu Kürt gençlerine yapılıyor. Bunlar genellikle çeşitli telefon numaraları üzerinden yapılıyor. O telefon numaraların bazıları bizde mevcuttur. Telefon edilerek çay içmeye davet ediliyor. Telefon açan kişiler, ‘Biz senin arkadaşınız ve çay içmekte sorun yok. Biz senin kim olduğunu biliyoruz. Özel yaşamını iyi biliyoruz. Ailende sağlık sorunları olan biri varsa destek oluruz’ gibi yaklaşımlar sergiliyorlar. Buna maruz kalanlar, kabul etmemelerine rağmen defalarca aranıp rahatsız ediliyor. İnsanlar tedirgin oluyor. Biz bu tedirginliklerin sonrasında bazı insanların psikolojilerin bozulduğunu biliyoruz. Bu insanlar sürekli kendilerini takip ediliyor gibi hissediyor. Bu insanlar bize gelip başvuruda bulunduklarında biz de emniyet ve valiliğe yazışmalar yapıyoruz. Ya da gözaltında ifade alınmaya çalışan bu insanlar kimlerdir? Nedir? diye soruyoruz. Bu zamana kadar yaptığımız yazışmaların sonucunda herhangi bir yanıt almadık. Ya da ‘Tespitinizi aldık. Böyle bir olayın takibini yapıyoruz. Gerekli olursa idari soruşturma başlatılacaktır’ diye cevaplar veriliyor. Onun dışında başka cevap gelmiyor.”
‘Neden İHD’ye başvurdun’ baskısı
Yazışmaların ardından ajanlık dayatılan kişilerin polis tarafından aynı numara üzerinden arandığını vurgulayan Çiçek, başvuruculara bu kez “Neden İHD’ye başvuru yaptın. Neden şikayet ettin” gibi baskılar yapıldığını ifade etti. Çiçek, “Bir insanı istemediği bir şeye zorlamak onun kişiliğini dejenere eder. Bunların hepsi sağlıklı bir yaşamda bireylere yapılmaması gereken şeylerdir. Zaten devletin polisi, askeri var, neden ayrıca gerek duyup insanları tedirgin ediyorsunuz? Devletin bu tür uygulamalarla ve insanların bireysel yaşamlarına müdahale etmemesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
Devlete göre Kürtlük suç
Ajanlık dayatmasını kabul etmediği için ormanlık alanda 6 saat boyunca işkenceye maruz kalan Yiğit Üste’nin annesi Songül Üste, “Kürt olmak devlete göre suç. Olayın peşini bırakmayacağım” diyerek polisler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.
18 yaşındaki Yiğit Üste, 5 Ekim günü Torbalı’daki iş yerine giderken hakkında yakalama kararı olduğu gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Emniyet’ten önce ormanlık bir alana götürülerek 6 saat boyunca işkenceye maruz kalan ve ajanlık dayatılan Üste, “Örgüt adına faaliyet yürütmek” ve “Örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla tutuklanırken, aile İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi’ne başvurdu.
Tehdit, hakaret, işkence
Oğlu hakkında yakalama kararı olduğu için birkaç hafta önce evleri basılan Songül Üste, 2 yaşındaki kızının travma yaşadığını ve eşi Harbi Üste’ye işkence yapıldığını söyledi. Olayın peşini bırakmayacağını vurgulayan Üste, Kürt olmanın devlet nezdinde suç olduğunu dile getirdi. Sabaha karşı baskın yapan kar maskeli özel harekat timlerinin kapıyı kırmaya çalıştığını kaydeden Üste, Yiğit dışında evde bulunan ev halkına kötü muamelede bulunulduğunu söyledi. Yiğit’in evde bulunmamasına rağmen her yerin dağıtıldığını belirten Üste, “’Oğlunu getir’ dediler. Yüzü açık olan diğerlerinin üstüydü. Dedi ki ‘Sen ne biçim babasın oğluna sahip çıkamıyorsun’ Eşim de ‘Benim oğlum bir şey yapmadı, bana neden bağırıyorsun?’ dedi. Özel harekat timlerinden biri ‘Seni burada linç etsek kimsenin haberi olmaz’ dedi. Elimdeki telefona el konulurken, yerde sürüklendim. ‘Gidin bulun Yiğit’i ama benim evimi neden dağıtıyorsunuz? Neden darp ediyorsunuz?’ dedim. Bir hafta boyunca eşimi takip ettiler” şeklinde konuştu.
Dosyaya da ulaşamıyoruz
Daha önce de Yiğit’i soran polislerin eşine baskı yaptığını kaydeden Üste, şunları söyledi: “Sabah akşam evimizi bekliyorlar. Helikopterlerle mahallenin üzerinden geçiyorlardı. 3 erkek polis içeri girdi. Eşime bir şey yapmalarından korktuğum için düşüp bayıldım. Gözümü açtığımda ambulanstaydım. Oğlumu gözaltına alırken gözleri kapalı bir şekilde boş bir araziye götürüp işkence yapıldığını öğrendim. Kolu morarmıştı baştan sona. Kafasına vurmuşlar. Hakaret etmişler para ve ajanlık teklif etmişler. Kabul etmemiş. Çocuğun suçu, günahı yok. Üzerinde şikayet var. ‘2 kişinin ifadesi var’ denildi ama şimdi 4 kişi şikayet etmiş. Şikayet edenleri de korkutmuşlar. Dosyaya ulaşamıyoruz. 2 senedir çocuğun peşindeler. Bir sene sırf bu yüzden işe gitmedi evde kaldı. 17 yaşında da yine ajanlık teklif etmişlerdi. 20 kişi dövdü ‘Sen ‘PKK’lisin’ diyerek. Çocuğum da ‘Benim suçum Kürt olmak mı?’ demiş. Biz ne yapalım Kürt’üz diye devlet kendimizi öldürmemizi mi istiyor artık?”
Kızım evimizden korkuyor
2 yaşındaki kızının baskın nedeniyle yaşadığı travmaya dikkat çeken Songül, “Bu kadar hakaret ve bağırmaya ne gerek vardı? Kızım evimizden korkuyor. 3 kişi çocuğumu dağa götürüp dövmüş. Suç duyurusunda bulunacağız. Dağda üzerini çıkarıyorlar. Silahlarla kafasına vurmuşlar. Pantolonunu yırtmışlar. Bu eşkıyalıktır. Yanında biri varmış, o onları görmüş diye yok etmiyorlar. Sonsuza kadar peşindeyim” dedi.