Bir önceki yazıda giriş yaptığım kişisel bilgi güvenliği konusuna devam etmeden önce seçimle ilgili kısa bir değerlendirme yapmak isterim. AKP, Ağrı, Muş, Bitlis, Şırnak illerinde ve sınır hattında yer alan ilçelerde seçmen kaydırma suretiyle belediyeleri gasp etmiş olsa da devletin topyekûn saldırısına rağmen bana göre HDP Kürdistan’da kayyum atanan belediyeleri kazanma, Batı’da kaybettirme stratejisinde başarılı olmuştur. Geçmiş dönemde 2.000 oy farkı ile kazanılan seçim merkezlerine ilişkin usulsüz seçmen kaydırma yoluyla kaybedilmesi riskini bu köşede belirtmiştim. YSK, asker, polis, valilik, kaymakamlık dahil olmak üzere devletin tüm kurumlarının ittifakıyla bu risk maalesef gerçekleşti. Ama HDP de AKP’ye karşı çalışmadığı yerden hamle yaparak onun ve ortağı için büyük önem taşıyan Hatay, Adana, Mersin, Antalya, İstanbul ve Ankara gibi önemli şehirlerin kaybedilmesine yardımcı oldu. Bu sayede HDP oyun kurucu olduğunu gösterdi ve önümüzdeki dönemde iktidar da muhalefet de HDP’yi hesaba katmaksızın bir strateji geliştiremeyecektir diye düşünüyorum.

Asıl konumuza dönecek olursak geçen hafta karmaşık şifre kullanılmasından bahsetmiştim. Evimiz için anahtar neyse dijital dünya için şifre de aynı anlamı taşıyor. Bu yüzden bu konuyu biraz detaylandırmakta fayda var. 2018 yılının en kötü şifreler listesinde 123456 birinci sırada yer alıyor. İnanması güç ama bunu hala şifre olarak kullananlar var demek ki. Listenin devamında password (şifre), 123456789, 12345678, 12345, 111111, 1234567 şifreleri var. Neyse ki sosyal medya platformları, e-posta servis sağlayıcıları ve popüler siteler kullanıcılarını karmaşık güçlü şifre kullanılması konusunda teşvik ediyor ve basit şifre kullanılmasına izin vermiyor. İyi ki de böyle kontrol var, çünkü 123456 şifresinin günümüz teknolojisinde kırılması hackerların sadece 0.20 milisaniyesini alıyor. Bu en kötü şifreye sadece bir nokta ve harf eklediğimizde yani a123.456 yaptığımızda ele geçirilme süresi yaklaşık 1 gün 20 saate çıkıyor. Başlıkta yer verdiğim şekilde 'Jin Jiyan Azadî' gibi kalıpları biraz rakam biraz özel karakter ile değiştirdiğiniz zaman çok güçlü bir şifre yaratmış olacaksınız, denemesi bedava.

Geçtiğimiz günlerde ortaya çıktı ki Facebook kullanıcı e-posta ve şifre bilgilerini kendi veri tabanlarında maskelemeden açık bir şekilde tutuyormuş. Yani bu şu demek, o veri tabanına erişim hakkı olan kim varsa kullanıcı adı ve şifrelerini zahmetsiz bir şekilde kendi kişisel bilgisayarına indirmiş, kullanmış ve hatta üçüncü kişiler ile paylaşmış olabilir. Normalde olması gereken şifrenin hash’i (sağlaması) alınarak veri tabanında saklanması ve kullanıcı şifresini her girdiğinde, sisteme girdiği şifrenin hashi ile veri tabanlarında saklanan hash karşılaştırılarak hash’ler birbirini tutuyor ise kişisel sayfasına erişim izni verilmesi şeklinde olması gerekmektedir. Facebook bile bunu yapıyor ise diğer web sitelerinde durum kim bilir nasıldır.

Bu konuyu kapatmadan önce son olarak şifrelerin hatırla seçeneği seçilerek tarayıcıda saklanmaması gerektiğini vurgulamak isterim. Her ne kadar şifreleri hatırlamada bize kolaylık sağlasa da bilgisayarımıza bir şekilde ulaşmayı başaran kişi, kolayca tarayıcıda saklanan tüm şifreleri de ele geçirebilecektir. Bunun yerine şifre saklama uygulamaları kullanmak daha uygun olacaktır. Şifre saklama uygulamalarına giriş şifresini bilgisayar şifremizden farklı olacak şekilde belirlemeyi de unutmamalıyız ki bilgisayar şifremiz ele geçirildiğinde şifre saklama uygulamasına erişim mümkün olmasın. Bilgisayarınızda bir dosyada da sakın ola kaydetmeyin çünkü bu en kötü yöntemin al sana şifrem demekten bir farkı yok.

Geçtiğimiz günlerde FireEye isimli siber güvenlik şirketi, devlet destekli Rus hackerların NATO üyelerini ve Avrupa hükümetlerini Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde içeriden bilgi almak üzere hedef aldığını duyurdu. Ah şu yaramaz Ruslar bir rahat dursalar, tabi aynı firma Amerika Devleti destekli hacker gruplarından hiç bahsetmiyor, gelo onlar şimdi ne işle meşguller? Firma saldırı yöntemini de kurbanlarına sahte internet giriş sayfaları linklerini yollayıp şifrelerini ele geçirme şeklinde olarak açıkladı. Haberde ayrıca, hackerların şanslarını arttırmak için de hükümetlere ait gerçek web sitelerini taklit ettiklerine, benzer web adreslerini satın aldıklarına ve maillerini gerçek kişiden gelmiş gibi oluşturduklarına yer verilmiş. Türkçeye oltalama olarak çevrilen bu yöntem phishing olarak adlandırılmaktadır. Bu yöntemin geçmişte çok can yaktığını ve hala yakmaya da devam ettiğini söylesek yeridir.

Kendimizi phishingten korumak için bize iletilen her mail açmamamız, açtıysak da içerisindeki linke veya dosyaya şüpheyle yaklaşıp tıklamamamız gerekir çünkü bu durumda bilgisayarımıza zararlı yazılımın bulaşması, bilgisayarımızdaki tüm verilerin şifrelenmesi veya açılan sayfaya girdiğimiz kullanıcı ve şifrelerin 3. şahıslar ile paylaşılması sonrasında hesabımızın ele geçirilmesi riskleri bulunmaktadır. Bu tip maillerde çoğunlukla 1.000 liraya son model iPhone, hesabına yüklü para göndereceğiz yardımcı olur musun gibi gerçek olamayacak kadar iyi teklifler içeriyor, tabi yersen. Kısacası siber alanda gündelik yaşamda olduğu gibi uyanık olmakta ve bu tuzaklara düşmemekte fayda var.