Özgür Kadın partisi (PAJK ) üyesi Zozan Koçgîrî kadın bilimi olarak tanımlanan jineolojiye yönelik tartışmaları ve Feminizm ile ilgili sorularımızı cevapladı. Dünyada ve Türkiye’de kadın hareketlerinin giderek akademik faaliyetlerle sınırlı kaldığını, eylemsel ve örgütsel alanda doğan boşluğun kadın sorunlarını ağırlaştırdığını ifade eden Koçgiri, Kürt kadınları olarak bu boşluğu toplumsal, siyasal alanda yaratılan dinamizmi ile jineolojiyi akademik alana taşımayı ihtiyaç olarak gördüklerini söyledi.


Jineolojiyi ilk tartışmaya açan Özgür Kadın Hareketi dışındaki çevreler jineolojiyi nasıl değerlendiriyor? Siz jineolojiyi nasıl bir zemine dayandırıyorsunuz?

Kürt kadınları olarak bir süredir yoğun bir biçimde jineoloji üzerine tartışıyoruz. Neden böylesi bir kavramsallaştırmaya ihtiyaç duyulduğu, jineolojinin hangi ihtiyaçtan açığa çıktığı, nasıl kurumsallaşacağı, hangi yol ve yöntemleri izleyeceği, feminist ve kadın özgürlük mücadelesi yürüten kadınlarla nasıl buluşacağı ilk akla gelen sorular. Bu soruların cevapları henüz tüm yönleri ile kendisini bir ifadeye kavuşturmamış olsa da bu tartışmaların süreklileşmesi ve genişlemesi çok önemli.
Özgür kadın hareketimizin yirmibeş yıllık aktif mücadele deneyiminin kendisini neden Kürt feminizmi değil de jineoloji kapsamında ele aldığı sorulabilir. Üstelik jineoloji sadece Kürt kadınları için değil, tüm dünya kadınları için de ataerkil, devletçi sistemin yarattığı sorunlara çözüm olma iddiasında. Bu iddia nedeniyle kendisini merkeze koyduğu, feminist hareketi ve teoriyi de kapsamına alabilecek bir kavramsallaştırmanın çok abartılı olduğu yönünde eleştiriler daha şimdiden dile gelebiliyor. Bilimin eril karakteri ve pozitivist bilimcilik nedeniyle sarsılan itibarı da jineoloji yani kadın özgürlük arayışının, kadın hakikatini açığa çıkarma çabasının kendisini “bilim” adı altında ifade etmesine temkinli yaklaşımlara yol açabiliyor. Oysa ki erilleşen, kadını dıştalayan, kadının yaratımlarını, buluşlarını kendine mal eden bilimin yarattığı sonuçlar ortadayken bilimsel alanı eleştirmekle yetinmeyip bir kadın bilimi ve bilgisi ile dönüştürmek acil bir ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor. Fatmagül Berktay bu ihtiyacı “Gerçek bilgi “ben”de değil “ben”in güçlü ve baskılayıcı projeksiyonlarına meydan okuyan yabancı “öteki”de temellenir. Farklılığın ve “ötekiliğin” bu tür bir “okuması”nın egemen bilgi-iktidar kurgusu içinde baskı altında alınmış bilgilerin kurtarılması gibi, ahlaksal ve özgürleştirici bir işlevi de vardır” değerlendirmesi oldukça güzel ifade ediyor. Yani eril-pozitivist bilim anlayışı karşısında kadın bilimi bu özgürleştirici rolü oynama potansiyeline sahiptir. Bu, üzerinde önemle durulmayı ve kadın biliminin farkını ortaya koymayı gerektiren bir konudur. 


Peki jineolojinin açığa çıkarılması, böyle bir tanımlama için en büyük ihtiyaç hangi alanda ortaya çıkıyor? Mutlak geliştirilmesi gereken bir olgu mu jineoloji?
Jineolojiyi açığa çıkaran ihtiyaçlardan biri dünyadaki kadın özgürlük deneyimi ile Kürt kadın hareketinin kendi deneyimini buluşturarak kadın hakikatini açığa çıkarmak, kadın özgürlük problemini bu zemine dayanarak çözmektir. İkincisi ise feminist teori ve pratiğin yarattığı muazzam tecrübeye rağmen tıkanmayı yaşadığı konular, çözüm gücü olamadığı sorunlar böylesi bir arayışı zorunlu kılmıştır. Diğer yandan feminizmin Avrupa merkezli pozitivist, oryantalist bakış açıları nedeniyle Ortadoğu ve dünyanın diğer alanlarındaki kadın gerçeğini anlamlandırma, çözüm olma gücünü gösterememesi bu konuda yaşanılan darlık da jineolojiyi gerekli kılan diğer bir husus oluyor. Mevcut feminist akımlar içinde kendisini bir ifadeye kavuşturamayan yada yeterli bulmayan kadınlar farklı feminist akımları açığa çıkarıp mücadelelerini burada yürüttüler. Bu her ne kadar feminizm ve feminist teoriyi çoklu bir yapıya kavuştursa da oldukça parçalanmış, örgütsüz, ortaklaşma zeminlerini büyük oranda tahrip eden bir rol de oynadı. Dönemsel ve sınırlı ortaklaşmalar dışında çok ağır kadın sorunlarına rağmen ortak, süreklileşen ve kurumsallaşan bir kadın özgürlük mücadelesi gelişmediği gibi her türlü ortaklaşma, örgütlenmeden kaçış yaşandı. Özellikle post-modernist yaklaşımlar bunu daha da derinleştiren bir rol oynadı. Karşılarında bu kadar muazzam örgütlü bir erkek iktidar ağı varken ve bu ağ kadınları tümden sarmışken kadınlar örgütsüz kalarak sistem karşısında savunmasız kaldılar. Bu konuda kimi değerlendirme ve eleştiriler yapılsa da mevcut durumda köklü dönüşümler ile bu sorunları aşacak bir motivasyon ve iddiası da görünmüyor.
Hem dünyada hem de Türkiye’de kadın hareketleri giderek akademik faaliyetlerle sınırlanmışken eylemsel ve örgütsel alandaki boşluk kadın sorunlarını daha da ağırlaştıran bir rol oynuyor. Feminist teoriye, pratiğe ve örgütlenmeye dönük eleştiri yaptıkları konularda Kürt kadınları feminist hareketin kendilerini de kapsayacak biçimde açılım yapması talebi ve beklentisi yerine kendi deneyiminin dersleri ile feminist harekette de bir açılım yaratma hedefi ile bir Kürt feminizmi yerine Önderliğimiz önerisi ile jineolojinin geliştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Kısacası Kürt kadınları olarak toplumsal, siyasal alanda yarattığımız dinamizmi jineoloji ile akademik alana da taşıma ihtiyacını hissediyoruz.
Jineoloji sadece akademik alanla sınırlı olmasa da akademik alanı en önemli zeminlerden biri olarak ele almaktayız. Akademik çalışmayı sadece üniversiteyle sınırlayarak hatta hem dünyada hem de Türkiye’de giderek yoğunlaşan bir biçimde feminist teorisyenlerin büyük bölümünün tüm çalışmalarını üniversite kürsülerine hapsetmesini hem bir tehlike hem de sorun olarak ele alıyoruz. Çok elit bir kesimin anladığı dilden yürüyen tartışmalar, kendisini hiçbir sorumluluk ve eylemselliğin içerisine katmayan bu akademi gerçeği kadın özgürlük mücadelesine de ciddi bir katkı sunmuyor. Oysa eleştirdiğimiz eril bilim de bunu yapıyor. Dolayısıyla kadının akademik faaliyetini de tartışma ihtiyacı vardır. Kadınların akademik alandan neden dışlandıkları, şimdi neden kabul edildikleri bu kabul edilişin kadın özgürlüğüne neler kattığı tartışmalıdır. Eril, cinsiyetçi bir eğitim sistemine karşı kadınların akademik alanı nasıl ele alması gerektiği, özellikle feminist akademisyenlerin bu konuda sorumlulukları değerlendirmeyi gerekli kılıyor.

Kürt kadının mücadelesi ve örgütlülüğünün geldiği düzey jineolojinin kabulü ve gelişimi için yeterli zemin yarattı mı? Bu konuda Kürt kadınlarının ortaya koyduğu  çabalar yeterince karşılık buluyor mu?
Akademik alanda incelenmesi gereken çok önemli bir deneyim olmasına rağmen uluslararası alanda Kürt kadınlarının tecrübeleri tartışılmıyor ya da oldukça oryantalist bir bakış açısı ile ele alınıyor. Oysa Kürt kadınları ulusal mücadeleleri ile kadın özgürlük mücadelesini iç içe yürüttüler. Askerlikten, siyasete, demokratik yasal alanda örgütlenmede, kendi öz savunma örgütlenmeleri ve kendine has bir kadın eğitim sistemini geliştirmede, erkekle ilişkilerde benzersiz bir örgütlenme modelini geliştirdiler. Tarihin kuytuluklarında, dünyanın en ücra, bilinmeyen alanlarında varlığı görünmez kılınan her kadını, kadın eylem ve deneyimini inceleyip kadın tarihi ve bilgisine bunları ekledi. Fakat tüm bu gelişmelere rağmen bu kadın deneyiminin görmezden gelinmesi sorgulamayı gerekli kılıyor.
Bu yaklaşımların sonucunda, feminist teorisyenler açısından kadınların politikaya yaklaşımı, politik alanda var olma mücadeleleri, “ellerini kirletmemek” adına politikaya dahil olup olmama tartışmaları bir tartışma konusu iken, Kürt kadınları bunu deneyimleyip sorgulamasına rağmen bunu değerlendirme konusu yapmadılar. Belediye başkanlığı, milletvekilliği, Kürt özgürlük mücadelesinin yarattığı tüm kurumlardaki eşbaşkanlıklar ve %40’lık kota ile her organ ve kurumda yeterli düzeyde kadın temsiliyeti, dünyanın en yüksek ve yaygın katılımlı 8 Mart, 25 Kasım eylemliliklerini yapanlar Kürt kadınlarıdır. Siyasal alandaki her gelişmeye duyarlı ve eylemsel potansiyeli yüksek olan bu kadınlar çok güçlü bir politik deneyimi oluşturmuyor mu? Kürt kadınları siyasette vitrinlik bir konumda olmadılar. Eksiklik, yanlışlık ve tecrübesizlikleri ile eleştirilmesi gereken yanları kadar bir kadın siyaseti geliştirme çabası içinde oldular. Dünyadaki çok sınırlı eylemsellikler dahi incelenmeye, sonuçlar çıkarılmaya çalışılan olgular olarak ele alınırken kadın-politika bağlamında bu alana el atılmaması ciddi bir yetmezlik ya da bilinçli bir egemen yaklaşımı ifade ediyor.

Jineoloji ile Kürt kadın hareketine yönelik bu yaklaşımlarda da değişim yaşanabilecek mi? Bunu aşmak için bir çalışmanız var mı?

İşte daha somut olarak belirtmek gerekirse, jineoloji çalışmaları kapsamında siyaset akademileri bu deneyimin sorgulanacağı ve kadın özgürlük mücadelesi açısından yarattığı sonuçların değerlendirileceği, kadın politikasının bu zeminlerde belirleneceği mekanlar olacak. Bu siyaset akademilerinde sadece Kürt kadınlarının deneyimi değil tüm dünya kadınlarının deneyimleri, kadının politik alana yönelimi temelinde bir birikim olarak ele alınarak kadınların eğitildiği zeminlere dönüşecek. Siyasal alandaki kadın temsili bu akademilerdeki eğitimlerle daha da güçlenecek ve kadın siyasetinin geliştirilmesini sağlayacak. Kadınların politik alana daha güçlü yönelimini tartışan feminist teorisyenler için bu akademiler birebir fikirlerin kadın özgürlük lehine eyleme, örgütlenmeye ve uygulamaya dönüşeceği alanlara dönüştürülebilir. Zaten feminist hareketler açısından temel sorun da bu noktada yaşanmıyor mu? Akademik alanda ifade edilenler, yazılanlar çizilenler güzel olsa da bunları kimin, hangi örgüt ve kurumun, nasıl uygulayacağı belli değildir. Oysa biz Kürt kadınlarının bu konuda çok güçlü araç ve zeminleri var. Gönüllü, tüm baskılara, tutuklamalara direnerek ölümüne bağlılık temelinde kadın özgürlüğü için aktivite içinde yer alınıyor. Bunun için sistemle, aile ile olan bağlarımızı sorgulayarak, erkekten duygusal ve cinsel olarak koparak mücadele ediyoruz. Bu da feminizmin temel handikaplarından birini oluşturuyor. Bir üniversitede profesörlük yaparak, ailesi, eşi ve çocukları ile yaşamını sürdürürken, radikal bir kadın, özgürlük mücadelesi militanı olmanın mümkün olmadığı açıktır. Avrupa birliğinden alınan fonlarla dergi çıkarmak, araştırmalar, anketler yapmak, kadın sığınma evleri açmanın da sorunları ne kadar çözdüğü bellidir. Yani mevcut haliyle feminist hareketlerde sistemden radikal bir kopuş olmadığı gibi bunun arayışı da söz konusu değildir. Oysa jineoloji bunun gerçekleştirileceği zemini yaratma iddiasındadır. Yani söylediklerimizi uygulama zemini.

Jineolojinin gündeme gelmesiyle toplumsal alanlarda ve özgür kadın hareketinde ne gibi değişiklikler neden oldu?

Kadın-erkek ilişkilerini, toplumsal cinsiyetçiliği sorgulamada da bu iddiayı güçlendiren bir birikimi yarattık. Birçok feminist düşünürün hayali olan kadın kenti, kadın şehirleri, her şeyi kadınların kendi başına yaptıkları, doğa ile bütünleşen komünal kadın alanlarında da kendimizi ve hemcinslerimizi yakından tanıma imkânına kavuştuk. Kadın-kadın ilişkilerini lezbiyenliğe sığdırıp buradan özgürleşmeyi umanların toplumsal cinsiyetçiliği aşmada ne kadar mesafe kat ettiklerini tartışma gereği vardır. Özellikle Kürt kadınları olarak biz gerillaların savaşa, zorlu doğa koşullarına, toplumsal cinsiyetçi temelde oluşan kadın kimliğini aşma mücadelesiyle oluşturduğumuz birlikler o ütopyaların gerçekleştiği mekanlar olarak değerlendirilmeyi gerekli kılıyor. Her sınıftan, farklı kimlik, yaş ve karaktere sahip kadını eğitip, kadın özgürlük mücadelesinin militanı haline getirmek, sistemden, aileden, erkekten koparmak, dünya kadın hareketleri deneyimini, felsefeyi, politikayı, tarihi öğrenmek kendilerini savunmayı, korumayı, irade sahibi olmayı sağlayacak bir eğitim sistemimizin de incelenmesi gerekmez mi? Bunca genç kadın an be an katil sevgili ve kocaların elinde can verip, her şeye boyun eğerken.
Sonuç olarak; jineoloji Kürt kadınları olarak kırk yıllık kapsamlı mücadelemizin açığa çıkardığı sonuçların yarattığı bir ihtiyaç ve tüm dünyada kadın özgürlük mücadelesi yürüten kadınlar açısından bir özgürlük dinamiği olma iddiasıyla ortadayız. Kadın tarihini açığa çıkarma, eril bilim anlayışının sadece kadınlar değil tüm toplum için yarattığı yıkıcı sonuçlar konusunda feminist hareketlerin ve çeşitli alanlarda mücadele eden ancak kendisini feminist olarak tanımlamayan kadınların çabaları da jineolojinin diğer önemli bir dayanağı olacak. Jineolojinin farkı, bu arayışları teorik olmaktan çıkararak pratikleştirmek, teorinin pozitivist-oryantalist yanlarını aşarak feminizme çıkış yapacağı yeni bir alan açmaktır.



GULAN BOTAN/BEHDÎNAN