Antep eski Belediye Başkanı, HDP İstanbul Milletveili adayı Celal Doğan, İslam tarihi boyunca, Kürdistan’da ilk defa, AKP rejimi zamanında ezan sesinin kesilip, boğulduğunu hatırlattı:

Doğru, Kürdistan, Moğol, Timur istilasını, Selçukluların geçişi, Haçlı seferlerini, Rus, Britanya, Fransa, İtalya işgallerini yaşadı. Ama böylesini görmedi. Kürdistan, İslamiyeti seçtiğinden beri, ilk defa pek çok şehrinde ezan sesi suskun, ölü sessizi, Kürtlerin deyimiyle minareler "ker û lal", camiler boş kaldı. Cuma Namazları da kılınamadı.

Yine ilk defa, bu rejim altında, bütün inançlarda, insanın evrensel dokunulmazı olan mezarlıklar tahrip edildi, mabetlerin altına dinamit konuldu. Kürtler, ilk defa bu barbarlığı da gördüler.

Bu kesin hatlarıyla rejim değişikliğidir. Yeni rejim, evrenin hukukundan kopuş, Suudilerin alt Kültür türevi olan El Kaide, IŞİD’in ahlaki görüş, düşünce ile insanlığa bakışıyla bütünleşmesidir.

Eğer, dünya medyasının davul, zurna ile haber verdiği, 1 Kasım'dan sonra askeri darbe söz konusu ise eğer, sebebi budur. AKP’nin, IŞİD paralelinde oluşturduğu medeniyet sabotajı, tehlikesidir.

Çağımızda, El Kiade ve IŞİD’ten başka insanın kutsalından başka din, ahlak ve anlayış yoktu. Onlara, Türk devleti de katıldı. Bu, IŞİD tarzı ırkçılık, İslamo Faşizm, Suudi çıkışlı emperyalizmdir.

El Kaide, Afganistan’da bu da mabedini dinamitleyerek, insanın kültüne saldırıyı başlattı. IŞİD, tarihi yağmalayarak, camileri, kilise ve diğer kutsalları yok ederek, dünya mirası katliamına katıldı. Bu, evrenin inanç ve kültürlerini hedef alan bir tehditti. Türk devletinin katılmıyla yayılıp, büyüdü.

IŞİD dininin giderek yerleştiği bir coğrafyada, "tek lider" kültüne rağmen, kendini gerçekten söz sahibi Başbakan sanan Davutoğlu, önceki gün Urartu kültürünün merkezi Van’da, kıt ve kısa zekasının boyu ile Kürtleri tehdit ediyor, şöyle barbarlanıyordu:

"AKP iktidardan indirilirse, buralarda Beyaz Toroslar dolaşacak!.."

"Toros", Türk ordusunun sahip olduğu sermaye imparatorluğu OYAK ile Fransa’nın Renault şirketinin ortaklaşa ürettiği arabanın markası ve 1990’larda Türk devletinde başlıca binek aracıydı. JİTEM denilen devlet çeteleri, Kürdistan’da, Beyaz Toros araçlarla dolaşıyor, evlerinden, iş yerlerinden alınarak, yolları kesilerek bindirilen Kürtler, izleri bulunmamak üzere kayboluyordu.

Beyaz Toroslar, bu işlevleri nedeniyle Türk devletinin terör simgesiydi. Davutoğlu, Kürtleri "Toroslu günlere dönüşle" tehdit ederek oy istiyordu. Unutkanlığı yüzünden tehdit havada kalıyordu.

Çünkü, Beyaz Toroslar terörü, Kürdistan’da zaten faaliyet halindeydi. Üstlendiği vekaletle, Rojava’da hırsızlık, talan yapıyor, bombalar patlatarak toplu can alıyor, yakaladığı insanları İslam medeniyetini yayma adına kesiyor, aynı iddia ile ilk çağların köle pazarını kurup, esir Kürt kadınlarını satıyor, AKP rejimine içerde de yardım etmek üzere, Kürt toplu katliamlarına çıkıyordu.

IŞİD’ın gölgesi, yeni topyekün savaşın her alanına düşüyordu. Söz gelişi, insan avcıları, 1990’larda beyaz renkli Toros arabalara biniyor, Amerikan sinema tipi Rambo’nun kılıksız taklitçileri olarak, cılız bedenlerine mermi hevenkleri sararak dolaşıyorlardı, Kürdistan'da.

Kürtler, gördükleri her kılıksıza JİTEM diyorlardı. Dün JİTEM dediklerine, bugün ise IŞİD diyorlar.

Ancak, günün JİTEM’cileri olan IŞİD’çiler, halkın parasına konunca Saraylara yerleşen, altın varaklı koltuklara kurulan efendilerinin görkemli hayatına şan katarcasına, Toros marka araba yerine lüks Jeeplere biniyorlar. IŞİD Faşizminin kara rengine hayranlıkla, saçlarını uzatıyor, başlarına kara bant bağlıyor, IŞİD taklidi sloganlarla gösteri yapıyor, kan üzerine yemin ediyorlar. Külhanilerin "yanilerin yanisi" deyimiyle, eski JİTEM’ciler, Kürdistan’da artık IŞİD kılıklıdır. 

Dolayısıyla, Erzurumluların "the the the" diye başlayan şarkılarından mülhem Kiziroğlu Ahmet lakaplı Davutoğlu’nun "bizi iktidar yapmazsanız Toroslar gelecek" demesi yeni, ama korkutucu değil.

Çünkü katliamlar, ev hapsi uygulanan şehirlerin boş sokaklarında yükselen naralar, kaldırılan cenazelere ek olarak, AKP katkı tertibinden girişilen bombalamalar gösteriyor ki, Beyaz Toroslar terörü, IŞİD kılığında, zaten günün efendisi. Hem de, 1990’lara oranla çok ileri zalimlikte…

JİTEM, 1990’larda gezgin insan avcısıydı. Günümüzde, ev hapsine mahkum edilmiş şehirlerde damlarda, minarelerde mevzilenip, ev içlerinden görüntüye gelen bebekleri vuruyorlar. 10 yaşındaki Helin'i sokakta, Cemile'yi de evin eşiğinde katlettiler.

Şimdi, bunca laftan sonra sözüm sanadır, onur savaşçısı Kürt:

Ne dersin bu işlere? Çocuklarının yattığı mezarlık, senin dokunulamaz kutsalındı. Ama IŞİD ruhu, çağın barbarı olarak oradan geçiyor, geride harabe, virane bırakıyordu. Orada yatanların için yakarıya durduğun mabed olan cami ve cem evinin dibine dinamit koyuyorlardı.

Bütün bunlar, insani insan yapan değelerin katliydi. Tetikçi, hiç bir zaman asıl suçlu değildi. Asker, polis ya da sivil bütün tetikçiler emre ittat eden, başka bir deyişle üç kuruşluk maaşının kölesi, esiriydi. Bu yönüyle günahsız…

O nedenle asıl katil, emir verendi. Sen, ana yurdunda dilini geliştirme, kültürünü yaşama, her onurlu insan gibi aidiyetinin kişiliğini, varlığını statüye kavuşturma savaşı veren Kürt, tetikçiyi bırak asıl katile bak…

Annenin, baban, evladının kanlısı, kültürünün, kimlik, kişilik, özgürlüklerinin katili, dilenci kılığında kapına geliyor. Şehrinin meydanında, yüzüne karşı terörist diye bağırarak sana, senin insanlık mücadelene hakaret ediyor.

Ben, o terbiyesiz adam, adam gibi yapan, ahlaksızlar koalisyonuna bir şey demem. Herkes kendince insandır. Tarihin bütün kanlıları, kanda banyo yapan bütün yaratıkları, kendilerini insan sandılar.

Asıl kahreci ve korkunç olan, ihale kırıntısı, çıkar döküntüsü uğruna, hainleşmiş kimilerinin bunlara alkışa durmasıydı. Oylarıyla destek olması, Kürdistan özelinde haysiyetini ekmeğine katık edenlerin sarayda soytarı olmalarıydı…

Her neyse, söz evrilip uzadı. Başa dönersek, JİTEM evrildi, günümüzde IŞİD oldu; Beyaz Toros arabalar da, kanlı yalanlar, talan ve büyük hırıszlıklar dolambacında jeep’e dönüştü.