İngiltere’de istifa eden Başbakan Theresa May’in yerine Muhafazakar Parti liderliğine seçilerek ülkenin yeni Başbakanı olan Boris Johnson beklendiği gibi önceliğinin Brexit (Britanya’nın AB’den ayrılması) olduğunu belirtti ve ilk konuşmasında “31 Ekim’de ne pahasına olursa olsun Brexit” dedi. Belli siyasi çevrelerin ise Boris Johnson’un Muhafazakar Parti lideri ve Başbakan seçilmesinin ardından yaptığı açıklamalar da dikkat çekici.

İngiltere ile İran arasında karşılıklı olarak birbirlerinin tankerlerine el koyma krizi yaşanırken, İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’ten de şu tweet geldi: “Theresa May hükümetinin ABD’nin emriyle İran petrolüne el koyması korsanlıktır, bu kadar basit ve açık. Eski mevkidaşım Boris Johnson’ın başbakanlığını tebrik ediyorum. İran çatışma istemiyor. Ama Basra Körfezi’nde 1500 millik sahilimiz var. Buralar bizim karasuyumuz ve koruyacağız.”

Zarif bu açıklama ile İngiltere-İran arasındaki tanker krizini çözmek ve Jonhson’un İran’a yönelik ablukada ABD ile aynı kulvarda yer almasının önüne geçmek istiyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emamnuel Macron ve Avrupa Komisyonu Başkanı seçilen Ursula von der Leyen, Johnson ile AB adına yapıcı görüşmeler yapmak istediklerini açıkladı.

En serti Ruslar: Fırtınalar, depremler olacak

Öte yandan Jonhson’un seçilmesinin ardından ilginç bir açıklama Rus Senatör Konstantin Kosaçev’den geldi.

Rus Parlamentosu’nun üst kanadı Federasyon Konseyi’nde Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Kosaçev, Boris Johnson’un Muhafazakar Parti liderliğine seçilerek yeni İngiltere başbakanı olmasını Facebook’taki hesabından yaptığı bir paylaşımla yorumladı. Johnson’un dış işlerdeki ölçüsüzlüğünün dışişleri bakanı görevinde olduğu dönemde tam boyutlarıyla ortaya çıktığını ileri süren Kosaçev, kendisinin başbakan koltuğuna oturmasının İngiltere’nin politikasının ‘fırtınalara’ ve ‘depremlere’ maruz kalacağı anlamına geldiğini kaydetti.

Rus senatör Aleksey Puşkov da Twitter hesabında Boris Johnson’un başbakanlık döneminde İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmasının kaçınılmaz olduğunu ve bununla birlikte ülkedeki iç istikrarsızlığın artacağını yazdı.

Rus tarafında, Johnson’un başbakanlığa gelmesinin soğuk karşılanması dikkat çekiyor.

Rus yetkililerin Johnson’u soğuk karşılaması, Rus istihbarat teşkilatının eski çalışanlarından Albay Sergei Skripal ve kızı Yulia’nın 2016’da radyoaktif bir madde ile zehirlenerek öldürülmesi ve bu olayda Rusya’nın sorumlu tutulması ile bağlantılı. O dönemde de Boris Johnson, İngiltere Dışişleri Bakanı’ydı. Bu olay iki ülke arasındaki gerilimi en üst seviyeye ulaştırmış, Britanya ile birlikte 20’den fazla ülke, Rus diplomatlarının ülkelerini terketmelerini istemişti. Rusya’ya yönelik yaptırımlarda kilit isimlerden biri olmuştu.

Duma’nın Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkan Yardımcısı Dmitriy Novikov Sputnik’e yaptığı açıklamada “Johnson’ın Rusya’ya yönelik yaptırımların kaldırılmasından yana olacağını düşünmüyorum. Ayrıca kendisinin göreve gelmesi genel olarak İngiltere’nin dünya arenasındaki karmaşık durumun iyileşmesine katkıda bulunacak ciddi adımlar atacağı anlamına gelmez” dedi.

S&P ve Moody’s’ten uyarı

Öte yandan uluslararası kredi derecelendirme kurumları Standard & Poor’s ve Moody’s de Boris Johnson’ın görevi ile ilgili uyarılarda bulundu.

Standard & Poor’s (S&P), İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) anlaşmasız şekilde ayrılmasının, ülkenin piyasa erişimini ve rekabet gücünü olumsuz yönde etkileyeceğini duyurdu.

Moody’s de İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) anlaşmasız şekilde ayrılması riskinin arttığını bildirdi.

Açıklamada “Aa2” kredi notu ve “durağan” not görünümü ile değerlendirilen İngiltere’nin AB’den anlaşmasız şekilde ayrılmasının ülkenin kredi notu ve buna bağlı diğer notlar için olumsuz olacağı vurgulandı.

HABER MERKEZİ