
HAZIRLAYAN: Doğan Barış ABBASOÐLU
NASA’nın Jüpiter’e gönderdiği Juno uydusu, gezegenin üzerindeki kırmızı lekenin köklerinin düşünülenden çok daha derin olduğunu ortaya çıkardı.
Güneş Sisteminin en büyük gezgeni olan Jüpiter’in üzerindeki kırmızı leke en az 150 yıldan bu yana devam eden dev bir kasırga. Bu kasırganın etki alanının çapı dünyanın çapından daha büyük.
Temmuz ayında kırmızı lekenin üstünden geçen Juno uydusundan gelen verileri inceleyen bilim insanları bu kasırganın yaklaşık 350 kilometre derinlikte olduğunu tespit etti. Ve tahminlere göre de kasırganın kökleri çok daha derinlerde olabilir.
Juno’nun üzerinde bulunan özel bir ekipman atmosferin 350 kilometre derinliklerine kadar ısı değişimini inceleme özelliğine sahip. Kırmızı leke üzerinde yapılan incelemeler sonucun elde edilen verilerle kasırganın üç boyutlu bir haritası çıkarılıyor. Bilim insanları bu çalışma sonucunda kasırganın köklerinin derinliği konusunda daha kesin tahminlerde bulunabilecek.
Halihazırdaki kırmızı lekede kasırga saniyede 120 metre yani yaklaşık 480 kilometre hızla esiyor. Bu dünyadaki en hızlı atmosfer akımından çok daha hızlı.
Konu özellikle meteorologlar tarafından da ilgiyle izleniyor. 150 yıldan beri devam eden kasırganın nasıl dinamikler taşıdığı, neden bu kadar uzun sürdüğü halen cevaba muhtaç sorular.
Jüpiter’in kütlesi, bileşenleri oldukça farklı olduğunu için meteorologların çok farklı modellemeler kullanması gerekiyor.
Juno uydusu her 53 günde bir Jüpiter’e bir yakın geçiş yapıyor. Uzay aracının üzerinde taşıdığı yedi ayrı cihaz Jüpiter’in içeriği konusunda bilgiler ediniyor.
Bilim insanları Güneş Sistemi’nin oluşumunda Güneş’ten sonra oluşan ilk gökcisminin Jüpiter olduğunu düşünüyor. Bu nedenle Jüpiter’in bileşenleri adeta bir zaman makinesi görevini görerek Güneş Sistemi ilk oluşurkenki koşullar konusunda eşsiz bilgiler verebilir.
Jüpiter vs Dünya
* Jüpiter Dünyamızdan 11 kat daha geniş ve 300 kat daha büyük
* Jüpiter Güneş etrafında 12 yılda dönüyor ama bir günü sadece 10 saat
* Gezgen büyük oranda helyum ve hidrojenden oluşuyor. Dev kütlelerin merkezinde hidrojen katı hale gelebiliyor.
* Jüpiter’in görünen bulutlarının tümü amonyum ve hidrojen sülfürden oluşuyor.
Güneş Sistemimizin ikizi bulundu

NASA, Güneş Sistemimiz gibi sekiz gezegenli bir yıldız sistemini 2 bin 500 ışık yılı uzakta tespit etti.
Kepler uzay teleskobundan gelen verileri inceleyen bilim insanları Kepler-90 yıldız sisteminde sekiz gezegen keşfetti. Bu bugüne kadar bir yıldız çevresinde gözlemlenebilen en çok gezgen sayısı olarak da tarihe geçti.
Bu keşfin daha da önemli tarafı Google mühendisleri Christopher Shallue ve Andrew Vanderburg tarafından geliştirilen bir yapay zeka tarafından yapılmış olması. Beyindeki nöronların çalışma tarzını kopyalayarak işlem yapan yapay zeka Kepler teleskobundan gelen verileri inceledi.
İki saat içinde Kepler-90 sisteminden gelen sinyalleri gözden geçiren yapay zeka sekiz gezgeni ortaya çıkardı.
Bilim insanları normal koşullarda astronomların bu verileri incelemesinin çok uzun zaman alacağını ve yapay zekanın kullanımının bu alanda büyük bir devrim olduğunu ifade ediyor.
Kepler 90 çevresindeki tüm gezgenler yıldızlarına, Dünya’nın Güneş’e olan uzaklığından çok daha yakın. Aralarından ikisi büyük gaz devleri iken 5’i ise kayalık gezen.
Bu keşif sadece yapay zekanın astronomide kullanılma alanı konusunda önemli bir adım değil, aynı zamanda Güneş Sistemi’ne benzer bir sistemin varlığı bizlerin gezegenlerin oluşumu konusunda daha fazla veriye sahip olması anlamına geliyor.
Söz konusu yıldız sisteminin daha fazla da gezgeni olabileceğini belirten uzmanlar Kepler uzay teleskobunun yıldıza yakın bölgeleri taradığını ve daha uzak alanlar da gezegenler bulunabileceğini kaydetti.
İki galaksinin birleşmesi

NGC 2207 galaksisi ile IC2163 galaksisi normalde iki ayrı spiral galaksi. Ancak bu iki galaksi birleşerek eliptik bir galaksi oluşturma sürecine girmiş durumda. Bilim insanlarına göre bu birleşme yaklaşık 1 milyar yıl sürecek.
Amazon’un patronu Bezos uzay aracını başarıyla denedi

Uzay konusundaki çalışmalara yaptığı yatırımlarla tanınan Amazon’un patron Jeff Bezos’un kurduğu Blue Origin şirketi bir uzay aracını başarıyla denedi. Mürettebat Kapsülü 2.0 adı verilen uzay aracı altı astronot taşıyabiliyor ve diğer kapsüllerin aksine pencereleri bulunuyor. Batı Teksas’taki deneme kapsamında yine Bezos’un ürettirdiği New Shepherd roketi tarafından atmosferin sınırına götürülen kapsül, Dünya’ya başarıyla döndü. Bezos ve ekibi kapsülü Dünya’yı kısa bir süre atmosferin dışından görmek isteyecek uzay turistleri için kullanmayı planlıyor. Bu tür uçuşların 2022 yılında başlayabileceği ifade ediliyor.
Oumuamua bir uzay aracı mı?

Geçtiğimiz Ekim ayında keşfedilen ve tuhaf şekli yüzünden bir uzay arazına benzetilen meteorda herhangi bir zeki yaşam belirtisine rastlanmadı.
Yıldızlararası bir göktaşı olan Oumuamua, neredeyse bir puroya benzeyen şekli nedeniyle merak uyandırmıştı.
İş adamı Yuri Milner tarafından desteklenen Breakthrough Listen projesinin Green Bank teleskobu 400 metre uzunluğundaki Oumuamua (Hawai dilinde ulak, elçi) meteorunu inceledi. Bu meteor üzerinde herhangi bir radyo dalgası yayılıp yapılmadığını tespit etmek isteyen bilim insanları bir dizi test gerçekleştirdi.
Her ne kadar şu anda Güneş’ten iki kat daha uzakta olsa da kullanılan teknikler Oumuamua üzerindeki tek bir cep telefonunu bile tespit edebilecek hassasiyetteydi. Ancak yapılan testler Oumuamua’nın sadece bir göktaşı olduğunu gösterdi.
Harvard Üniversitesi’nden profesör Avi Loeb girişimi destekleyerek “Evet büyük ihtimalle hiçbir şey bulamayacağız ama bir olta atmaya değerdi” dedi.
Oumuamua meteoru ilk kez Hawai’deki Pan-Starrs teleskobu tarafından keşfedilmişti. Meteoru ilginç kılan özellik ise saatte 196 bin mil hızla gidiyor olması. Bilim insanları bu meteorun söz konusu hızla Güneş Sistemini terk edeceğini düşünüyor.