Son birkaç yıldır Kürt sorunu üzerine oldukça kapsamlı çalışmalara imza atan Aram Yayınları, bu minvalde çok sayıda kitap ve dosya çalışmalarını akademik bir titizlikle okuyucularıyla buluşturuyor. Bu kitaplardan birisi de Gilbert Ernest Hubbard’ın 1916 yılında kaleme aldığı “Basra Körfezi’nden Ağrı Dağı’na Seyahat.” Kitap, uygarlık tarihine beşiklik etmiş Mezopotamya’nın kadim topraklarında tarihin derinliklerine doğru uzun bir yolculuğa sürüklüyor.


Kürt kimliğini de işliyor

Mezopotamya ve Kürdistan üzerinde gerçekleştirdiği gezileri günlüğüne alarak anılaştıran Hubbard, 1961 yılından beri süregelen Türk-İran sınır sorunundan Mezopotamya coğrafyasına, aliyullahilikten Kürt kimliğine kadar pek çok değişik konuya değiniyor. 1915 yılında Hindistan’dan Basra’ya giden Viceroy’un, yerel şartları gözlemleyerek elde ettiği bilgilerin de paylaşıldığı kitap, on dört bölüm halinde okuyuculara sunuluyor. Kitabın yedi ve dokuzuncu bölümlerinde savaşın cazibe merkezlerinden Bağdat’a girişini anlatan Ernest, batı Asya’nın uzak parçası olarak görülen Kürt coğrafyası hakkında geniş bilgilere yer veriyor. Kitabın politik kaygılar temelinde ele alınmadığını ifade eden yazar Ernest, Kürt coğrafyasını değişik yönleriyle irdeleyip güçlü bir gözlem neticesinde açığa çıkan düşünce sistematiğini kitaplaştırıyor.

Özgür insanların bölgesi

Antik su kemerleriyle donatılmış bir masal kentini andıran Zagros eteklerinde yaptığı gezintiyi de anlatan Ernest, geçmişten günümüze Dêrsim Bölgesi’ni örnek göstererek Zagros halkı için "burası özgür karakterli savaşçı insanlardan oluşmaktadır Partlar, Persler, Asurlar dahi bu yapıyı bozamadılar" diyor. Aynı zamanda henüz keşfedilememiş bir yöre olarak adlandırılan puşt-i kuh valisiyle geliştirdiği diyalogları aktarıyor.

Mezopotamya’ya bakış

Kitabın dokuzuncu bölümünü ‘Mezopotamya’nın geçmişine bakış’ başlığı ile kaleme alan yazar Ernest, Kürdistan seyahatine aşağı Mezopotamya’dan başlayarak belli tarih aralıklarında gelişen olayları kaydediyor. Türk-İran savaşını ve Mezopotamya sınırlarına dayanan vahabbi hareketinin kutsal toprakları nasıl bir kaotik çıkmaza sürüklediği kendi gözlemleriyle okunabiliyor. Yazar, 1610’lu yıllardan itibaren Mezopotamya’nın geçmişini detaylı bir şekilde irdeleyerek okuyucularını tüm bölge hakkında rahatlıkla yorum yapabileceği veriler sunarak, geçmişi ve bugünü anlamak açısından önemli bir kaynak sunuyor.

ŞAFAK ÇELEN