Toplumsal cinsiyet rolleriyle eve hapsedilen ve yaşamdan koparılan kadınların eve kapatılması sistemsel bir sorun olarak dururken, kendilerine yeni yaşam alanları yaratmaya çalışan kadınların çabası değinmeye değer. Ev içinde emeği hiçleştirilen ve sömürülen kadınlar, altın veya para günleri ile kendi ekonomik sistemini yaratıyor. Bu buluşmalar kimi zaman filmlere kadınların 'dedikodu' yaptığı, sürekli yemek yediği sahneler olarak yansıyor.
İçi boşaltılıyor
Kadının ev içi emeği '"zaten yapması gereken iş" şeklinde toplumsal cinsiyet normlarına sıkıştırılarak yok ediliyor. Erkek egemen sistemde annenin rolü ev işleri ile uğraşmak, babanın rolü ise ev ekonomisine hakim olmaktır. Kadının ev içi üretiminin bir değerinin olmadığı ise "Ne yaptın ki yoruldun?" şeklinde ifade ediliyor. Kadının bu noktada kendisi gibi olan kadınlarla bir araya gelme arayışı devreye giriyor. Kadınların sosyalleşme ihtiyacından doğan bu buluşmalar, salt eğlence kültürüymüş gibi lanse edilerek, içi boşaltılıyor ve gerçek amacından saptırılıyor. Haftada veya ayda birkaç saatliğine de olsa bir araya gelen kadınların dayanışması, birbirlerinin dertlerini dinleyerek çareler üretmesi bir örgütlülük olarak görülmezken, evde boş kalan vaktin boşa harcanması olarak gösterilmek isteniyor.
Dayanışma komünalliği getiriyor
Ev ekonomisinin hakimi olan erkeğin günlük veya haftalık olarak kadına verdiği para ise ev içi masraflar ve 'kadının ihtiyaçları' içindir. Evin ihtiyaçlarından geriye komik miktarda para kalması, dolayısıyla kadının yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamaması, kadını sosyalleşme arayışı gibi ekonomik bir arayışa da götürüyor. Erkek egemen sistemin ortaya çıkardığı bu soruna kadınlar kendi aralarında toplanarak, gayet politik bir örgütlülükle cevap veriyor. Dişinden tırnağından arttırdığı bu para ile bir araya gelen kadınlar, her hafta içlerinden birinde belirledikleri miktardaki parayı teslim ediyor. Kadın dayanışması, ister istemez beraberinde bir komünal ekonomiyi de yaratıyor. Üstelik bu kez kadınlar başkası için değil, kendi dayanışma günleri için mutfağa giriyor, yapımı gayet zor olan birbirinden lezzetli içli köfteler, sarmalar, börekler yapıyorlar.
Bankaların 'Altın Günü' hesabı!
Yaratılan bu ekonomi ile kadınlar kendi ihtiyaçlarını birkaç ay arayla da olsa karşılıyor. İşte bu görünmeyen örgütlülük ve emek, sadece Türkiye'de değil Ortadoğu'nun birçok ülkesinde kadınların bir çıkış noktası olarak devam ediyor. Öyle ki bu örgütlülüğü 'dedikodu' günleri olarak lanse eden kapitalizm, öneminin farkına vardıktan sonra bugün bankalar aracılığı ile "Altın günü hesabı" gibi kampanyalar yapıyor. Birçoğumuzun hiçleştirdiği bu buluşmalar, aslında Sümerli Adalet Tanrıçası Nanşe'nin ekonomik adaletini temsil ediyor, bize kadın eli ve yüreği ile ilk yaratılan ekonominin örneklerini sunuyor.
CEREN KARLIDAÐ/JINHA/İSTANBUL