HİKMET TUNÇ / JINNEWS/WAN
“Bir çocuğun evde annesinden, ailesinden öğrendiği, benimsediği dili hiçbir eğitim kurumu, dernek ona benimsetemez” diyen dengbêj Meryem Tuncer, tüm kadınların kendi anadillerinde çocuklarıyla konuşmasının önemine dikkat çekti.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) Uluslararası Anadili Günü olarak kabul ettiği 21 Şubat, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan diller için bir mücadele günü niteliğinde. Wan’da faaliyet yürüten Dil Kültür ve Sanat Araştırmaları Derneği (DÎSA-DER) yöneticisi dengbêj Meryem Tuncer, bugüne dair değerlendirmelerde bulundu.
Bir halkın kimliği, kültürü ve diliyle diğer halklardan ayrıştığını dile getiren dengbêj Meryem, farklılıkların zenginlik olduğuna işaret ederken, “Bizim farklılığımızı korumamız için dilimize sahip çıkmamız gerekir. Bir halkın var olmasının en büyük ispatlarından biri de anadilidir” diye konuştu.
Kürtçe direndi
Ortadoğu kadim kültür, kimlik ve dillerinin asimilasyon politikaları ile yok edilmeye çalışıldığını belirterek, buna karşı Kürtçenin direnerek bugüne ulaştığını söyledi. Denbêj, “Bu haksızlıklara maruz kalan hangi dil, hangi millet olsaydı şu ana dek çoktan yok olmuştu. Van’da yaşayan uygarlıklara bakalım. Mesela Urartu medeniyeti, diğer medeniyetler vardı. Dilleri yaşıyor mu? Yok, kültürleri, dilleri yok olup gitti” ifadelerini kullandı.
‘Daha fazla çaba harcanmalı’
Kürtçenin direndiğini ancak yaşayabilmesi için daha fazla çaba harcanması gerektiğini kaydeden DÎSA-DER yöneticisi, “Dilin yaşatılmasında kadınlara çok önemli roller düşüyor. Çünkü kadın evdeki öğretmendir. Bir çocuğun evde annesinden, ailesinden öğrendiği dili, hiçbir eğitim kurumu, hiçbir dernek ona öğretemez” dedi.
‘En büyük kaygım dilimi unutmaktı’
90’lı yıllardaki göç politikalarının temel amaçlarından birinin de Kürtlerin kültürünü yok etmek olduğuna vurgu yapan Dengbêj Meryem, şunları ekledi: “Ben daha çok küçükken ailem devletin yönelimi üzerine Şirnex’ten göç etmek zorunda kaldı. Göç ettiğimizde benim en büyük kaygım metropollerde yaşamak zorunda kaldığımızda dilimi, kültürümü unutmaktı. Çünkü ben çok küçük yaşlardan bu yana dengbêjlik yapıyorum. Dengbêjlik dilimi korudum ve yaşatıyorum.”