
Ekonomik sorunlar, ailevi problemler, erken evlilik, çok çocuk, kuma korkusu, yoksulluk, işsizlik, umutsuzluk, televizyon kanallarından pompalanan tüketim kültürü ve buna karşı sınırlı olanaklar, başta olmak üzere kadınları intihara sürükleyen nedenler her geçen gün artıyor. Son yıllarda artan kadın intiharlarının en fazla görüldüğü kentlerden biri olan Urfa'da, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu tarafından hazırlanan rapora göre, 2009'da 5 olan intihar sayısı, 2010'da 124, 2011'in ilk altı ayında ise 149'a yükseldi. Yapılan araştırmada; aile, aşiretsel ve dinsel yapıların intiharlara gerekçe oluşturduğu belirtilirken, bölgede yaşayanlar Suriye ile yapılan "kuma ticareti" gerçeğine işaret ediyor.
Suruç'ta intihar vakası yok
Raporda kadınların en fazla intihar girişiminde bulunduğu yaş aralığının 15-25 arası olduğu ve 40 yaş üzerinde intiharlarda ise "kuma" getirilmesinin en çok kayda giren intihar gerekçesi olduğu belirtiliyor. Genç kadınlardaki intihar eğiliminde kuşak çatışması, aile, aşiret baskısı, din gibi faktörlerin etkili olduğu belirtildiği raporda, ayrıca, BDP'nin güçlü olduğu Urfa'nın Suruç İlçesi'nde ise intihar vakasına rastlanmadığı bilgisine yer veriliyor.
Raporda ayrıca Urfa'nın Akçakale, Ceylanpınar, Harran, Viranşehir ve Suruç ile Mardin'in Nusaybin ve Kızıltepe ilçelerine son yıllarda Suriye'den gelen kadınların sayısında artış görüldüğü belirtiliyor. Suriye'den getirilen kadınları belli bir 'başlık parası' karşılığında satan simsarların oluşturduğu bir pazarın yıllardır bölgede bulunduğuna işaret ediliyor.
Nedeni çözümsüzlük
Söz konusu raporu değerlendiren Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği yöneticisi Sevinç Özipek ise, çözümsüz kalan kadınların yaşamlarına son vermeyi bir seçenek olarak gördüklerini belirtti. Kadınların Urfa'da erken yaşta evlilik yapmak zorunda kaldığına dikkat çeken Özipek, bu evlilikleri kaldıramayan kadınların çoğunlukla intihar ettiğini dile getirdi. Dizilerde gösterilen "toz pembe" yaşamların tam tersi bir gerçeklikle karşı karşıya olan kadınların, gerçek hayatın acımasızlığını gördüğünü ve güç getiremediğini ifade eden Özipek, kadınların kamusal hayatta söz sahibi olmamasının da intiharlarda etkili olduğunu ifade etti. Özipek, kadınların sorunlarına çözüm olacak mekanizmaların da bulunmadığını belirterek, ayrıca ağır feodal etkiler nedeniyle sözlü yasalar çerçevesinde kadınların "intihar süsü" verilerek öldürüldüğünü söyledi.
Urfa'nın katı merkeziyetçi ve feodal bir yapısının olduğunu ifade eden Özipek, medya üzerinden başka hayatları gören kadınların ciddi bir ikilem yaşadığını belirterek, "İkilemi yaratan medya tarafından empoze edilen yaşam ile dört duvar arasına sıkıştırılmış yaşamdır. Aileden ağır baskı gören kadınlar, sosyalleşemedikleri gibi doğru dürüst bir yaşamda sürdüremiyorlar" dedi.
Çözüm mekanizmaları yok
Mevcut sistemin kadına biçmiş olduğu role de değinen Özipek, geleneksel rollerin içinde kadının sıkıştırıldığını dile getirerek, "Kadın ev içinde istihdam edilmeye çalışılıyor. Bu çok vahim bir şeydir. Sistemin kadının kamusal alanda çalışması için herhangi bir çabası yok. Bir sorun yaşadığında paylaşacağı bir mekan yok. Hem sorunlarını çözecek mekanizmalarda yok" diye konuştu.
Urfa'da genç kadınların 14 yaşında evlendirildiğine dikkat çeken Özipek, "Erken yaşta evlilik burada çok hakimdir. 14 yaşında olup da anne olanlar var. Kadın 33 ile 34 yaşına geldiğinde eşinden gördüğü şiddet ve çocuk yetiştirmede yaşadığı zorluklar derken kendini toplumda bir birey olarak görmemeye başlıyor. Kadınlar can güvenliği olmadığı için polise de başvuruyor. Karakoldaki polisler 'Eşindir. Birşey olmaz' diyerek, onu geri gönderiyor. Bir diğer husus ise kadın kurumları mağdur olan kadınlara yeterli şekilde ulaşamıyorlar. Sorunlarına çözüm bulacak kimseleri görmeyen kadın çareyi yaşamına son vermekte buluyor" dedi.
RUKEN ŞEHİR -DİHA/URFA