• Federe Kürdistan’da kadınlara yönelik katliamlar ve şüpheli kadın ölümleri giderek artıyor. Hak savunucusu Şeyda Maruf, “Kadınlara yönelik şiddet karşısındaki toplumsal sessizlik, suça ortak olmak anlamına geliyor” dedi.

 

Federe Kürdistan’da kadınlara yönelik şiddet, kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümleri devam ediyor.

Kadın katliamlarının medyada ele alınış biçimi de tartışma konusu olurken, bazı medya kuruluşlarının kullandığı dilin failleri savunan ve şiddeti sıradanlaştıran bir yaklaşım taşıyor. Konuya ilişkin Nujinha’dan Derîn Rahim’e değerlendirmelerde bulunan hak savunucusu Şeyda Maruf, kadın katliamlarının önlenmesi için toplumsal farkındalığın artırılması, medyanın sorumlu bir dil kullanması ve mevcut yasaların etkin biçimde uygulanması gerektiğini vurguladı.

Medya katliamları sıradanlaştırıyor

Kadınların katledilmesinin ardından dijital medyada yayımlanan haberlerin çoğu zaman olayı sıradan bir gelişme gibi sunduğunu belirten Şeyda Maruf, kadınlara ve ailelerine yönelik kullanılan uygunsuz ifadelerin de toplumsal tepkilere neden olduğunu kaydetti. Özellikle aile ve karşı cins konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan kişilerin bu haberlerden olumsuz etkilenebileceğini kaydeden Şeyda Maruf, kadınlara yakıcı madde ile saldırılması, katledilmesi veya şiddete maruz bırakılmasına ilişkin haberlerin farklı biçimlerde ve tekrar tekrar yayımlanmaması gerektiğini söyledi.

Toplumsal sorun değil katliam

Kadınların neden katledildiği ve şiddete maruz bırakıldığı sorularının kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini söyleyen Şeyde Maruf, kadın örgütleri ve toplumsal kesimlerin ortak mücadele yürütmesinin önemine dikkat çekti.

Şeyda Maruf, bir suç işlendiğinde medyanın korkunç görüntüler yayımlamaması gerektiğini belirterek, “Kadın katliamları toplumsal bir sorun olarak değil, katliam olarak adlandırılmalı. Ülke çapında ortak bir cephe oluşturulmalı. Kadınlara yönelik şiddet karşısındaki toplumsal sessizlik, suça ortak olmak ve suçların tekrarlanmasına zemin hazırlamak anlamına geliyor” şeklinde konuştu.

Yasalara rağmen

Yasaların varlığına rağmen uygulamada ciddi sorunlar yaşandığını kaydeden Şeyde Maruf, iletişim araçlarının kötüye kullanılması, suçla mücadele ve şiddetin önlenmesine ilişkin yasal düzenlemelerin etkin biçimde uygulanması gerektiğini vurguladı. Medyanın insan hakları, aile içi eşitlik ve kadına yönelik şiddet konusunda uzman kişilere daha fazla yer vermesi gerektiğini belirten Şeyde Maruf, bu konulardaki bilginin toplumun tüm kesimlerine ulaştırılmasının önemine işaret etti.

İntihara sürükleniyorlar!

Bazı ailelerin kültürel baskı ve toplumsal yargılardan çekindikleri için çocuklarının yaşadığı şiddeti gizlediğini belirten Şeyda Maruf, bunun davaların üzerinin örtülmesine neden olduğunu söyledi. Buna karşılık bazı ailelerin hukuki süreçleri takip ederek yaşananları mahkemelere ve kadın örgütlerine taşıdığını ifade eden Şeyda Maruf, hiçbir gerekçenin bir insanın katledilmesini haklı çıkaramayacağını dile getirdi.

Şeyda Maruf, 2026’da Silêmanî’de 46 kadının katledildiği veya intihara sürüklendiği yönünde verilere ulaştığını belirterek, “Bir kadın intihara sürüklendiğinde bunun arkasında ailesinin, babasının, erkek kardeşinin, eşinin ve toplumun uyguladığı baskılar ve yarattığı sorunlar var. Kadın, sorgulama ve şiddetle karşı karşıya kaldığında çareyi intiharda buluyor. Bu tür olayların Kürt toplumu içerisinde azalmasını istiyorum.” ifadelerinde bulundu.

Değişim aile içinde başlamalı

Kadınlara çağrıda bulunan Şeyda Maruf, şiddet ve sorunlarla karşılaşan kadınların uzmanlara, kadın örgütlerine ve hukuki destek sağlayabilecek kurumlara başvurmalarını istedi.

Şeyda Maruf, cinsiyet ayrımcılığına karşı farkındalığın artırılması, kadınların güç ve yeteneklerinin görünür kılınması ve iki cinsiyet arasında eşitliğin sağlanması için çalışmalar yürütülmesi çağrısında bulundu.

Şeyda Maruf, kadın örgütlerinin de kadınların hakları, görevleri ve toplumsal yaşamdaki konumları konusunda farkındalık çalışmalarını artırması gerektiğini ifade etti. SİLÊMANÎ