• Pembe kurdeleli ürünler gerçekten hastalara destek oluyor mu? Hasta dernekleri, meme kanseri kampanyalarında toplanan gelirlerin ve araştırmalara aktarılan bağışların açıkça paylaşılmasını talep ediyor.
  • Bask Bölgesi'nde kanser hastalarıyla çalışan Iñurri Derneği Sözcüsü Miren Cuerdo, meme kanseri kampanyalarındaki ticari çıkarları eleştirerek, “Bir milyon euro kazandıysan, bana kuruşları verme” diyor.

 

Meme kanserine karşı farkındalık kampanyalarında pembe kurdele ve özel tasarım ürünler üzerinden yürütülen ticari faaliyetler tartışma yaratıyor. Hasta dernekleri, şirketlerin hastalığı reklam ve itibar kazanma aracına dönüştürmesine karşı çıkarken, toplanan gelirlerin ve bilimsel araştırmalara aktarılan bağışların şeffaf biçimde açıklanmasını talep ediyor.

Her yıl ekim ayında pembe kurdeleler, reklam panoları, televizyon spotları ve sanal medya paylaşımları meme kanserine karşı mücadelenin sembolü haline geliyor. Ancak bu farkındalık kampanyalarının ne kadarının hastalara ve bilimsel araştırmalara katkı sağladığı, ne kadarının şirketlerin ticari çıkarlarına hizmet ettiği tartışma konusu olmaya devam ediyor. İspanya’daki hasta dernekleri, hastalığın pazarlama amacıyla kullanılmasını ifade eden “pinkwashing” uygulamasına karşı daha fazla şeffaflık ve doğrudan bağış çağrısı başlattı.

Pinkwashing hangi amaçla kullanılıyor?

EL PAÍS’ten Fiona Aquino’nun haberine göre, meme kanseri farkındalık kampanyalarına katılan bazı şirketler, pembe kurdele sembolünü ve özel tasarım ürünleri satışları artırmak ya da kurumsal itibarlarını güçlendirmek amacıyla kullanmakla suçlanıyor. Pinkwashing olarak adlandırılan bu uygulama, şirketlerin meme kanserine karşı mücadeleyi destekledikleri izlenimini yaratırken ticari veya itibari kazanç elde etmelerine dayanıyor. Hasta örgütleri, kampanyaların yalnızca umut ve dayanışma mesajları vermesinin yeterli olmadığını, hastaların gerçek ihtiyaçlarını ve araştırma taleplerini de gündeme taşıması gerektiğini ifade ediyor.

Kampanyalar tutarlı değil

Teta y Teta derneği, ticari kampanyalarla hastalık arasında kurulan ilişkinin yalnızca bağış oranı üzerinden değerlendirilmesine karşı çıkıyor. Derneğin sözcüsü Marina García Canedo, bazı kozmetik ürünlerdeki endokrin sistemi etkileyebilen maddelere ve büyük markaların üretim süreçleriyle bağlantılı çevresel kirliliğe de dikkat çekiyor.

García Canedo'ya göre, şirketlerin meme kanseriyle mücadeleyi desteklediklerini duyururken kendi üretim ve pazarlama uygulamalarını da gözden geçirmeleri gerekiyor. Dernek, ürün satışlarını teşvik eden kampanyaların, bağışın tamamı aktarılsa bile, şirketin ticari çıkarlarıyla sağlık mesajları arasındaki çelişkiyi ortadan kaldırmadığını dile getiriyor.

Sağlık ticarete dönüştürülemez

Metastatik Meme Kanseri Derneği (AECMM) ise bazı kampanyalara yönelik eleştirileri paylaşmakla birlikte, şirketlerden gelen bağışların önemine dikkat çekiyor.

Derneğin sözcüsü Pilar Ros, metastatik kanser hastalarının yeni tedavilere ve bilimsel araştırmalara acilen ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Belirli uygulamaları sorgulayabiliriz, ancak metastatik kanserimiz olan bizlerin araştırmaya şimdi ihtiyacı var; çünkü ölüyoruz” diyor.

Pilar Ros, kemoterapi nedeniyle saçlarını kaybeden hastalar üzerinden saç düzleştirici satışlarının teşvik edilmesini örnek göstererek, bu tür kampanyaların hastaların yaşadığı zorlukları ticari ve itibari kazanca dönüştürebileceğini ifade ediyor.

Derneklerden şirketlere şeffaflık çağrısı

AECMM Başkanı Elisenda Martínez'ye göre şirketlerin yalnızca bağış oranlarını açıklaması yeterli değil. Toplanan toplam gelir, bağış miktarı, şirketin elde ettiği kazanç ve paranın hangi amaçlarla kullanılacağı da kamuoyuyla paylaşılmalı.

Martínez, bir şirketin bağışını kabul etmenin o şirketin bütün ticari uygulamalarını onaylamak anlamına gelmediğini belirtiyor. Dernek, bu nedenle bağışların nasıl elde edildiğinin ve kampanyaların karşılığında şirketlere ne tür ticari ya da itibari faydalar sağlandığının da değerlendirilmesini istiyor.

‘Milyonlar kazandıysan kuruşları verme’

Bask Bölgesi'nde kanser hastalarıyla çalışan Iñurri derneği de şirketlerin kampanyalarını tanıtmak için büyük bütçeler ayırırken dayanışma amacıyla daha sınırlı kaynak aktarmasını eleştiriyor. Şirketlerden bağış kabul eden hasta örgütlerinin yargılanmasına da karşı çıkıyor. Dernek sözcüsü Miren Cuerdo, şirketlerin ticari kazançları ile bağışları arasındaki dengesizliğe dikkat çekerek şu ifadeyi kullanıyor: “Bir milyon avro kazandıysan, bana kuruşları verme.”

Teta y Teta sözcüsü García Canedo da satın almak ile yardım etmenin aynı şey olmadığını vurguluyor. Dernekler, tüketicilerin pembe kurdeleli bir ürün satın almanın otomatik olarak hastalara destek olmak anlamına gelmediğini bilmesi gerektiğini belirtiyor. HABER MERKEZİ