- Kandıra Cezaevi’nden “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansına mesaj gönderen Figen Yüksekdağ, kadınların ortaklaşmasının toplumsal ve siyasal dinamikleri birleştiren bir köprü olabileceğini belirterek, “Kadın aklı, iradesi, dayanışma ve mücadelesi çok şey değiştirebilir” dedi.
- Kadın konferansında konuşan Kürt siyasetçi Gültan Kışanak, barış ve demokrasi mücadelesinin birbirinden ayrılamayacağını vurgulayarak, “Barışı da demokrasiyi de toplumsal mücadeleler sayesinde kazanabiliriz” diyerek, kadınların örgütlü gücünü açığa çıkarması gerektiğine dikkat çekti.
- DEM Parti Milletvekili ve İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan ise, Önder Apo ile 13 Eylül'den bu yana görüşme gerçekleşmediğini belirterek süreçte tıkanıklık yaşandığını söyledi. “Bu tıkanıklığı kadınların gücü ile aşacağız” diyerek kadınlara örgütlü mücadele çağrısı yaptı.
Ankara’da 80 kadının çağrısıyla düzenlenen “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansınıda barış ve demokratik çözüm tartışmaları öne çıktı.
31 Ekim’de başlayan ve farklı kentlerden gazeteci, yazar, akademisyen, siyasetçi, sendika ve kadın örgütü temsilcilerinin katıldığı “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansının son gününde, siyasi partilerin sorumlulukları, demokratik çözüm, ekoloji, barış ve adalet başlıkları ele alındı.
Kandıra Cezaevi’nden mesaj gönderen eski HDP Eşgenel Başkanı Figen Yüksekdağ, kadınların ortaklaşmasının toplumsal ve siyasal dinamikleri birleştiren bir köprü olabileceğini belirtirken, Kürt siyasetçi Gültan Kışanak barış ve demokrasinin toplumsal mücadeleyle kazanılabileceğini söyledi. DEM Parti Milletvekili ve İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan ise Önder Apo ile 13 Eylül’den bu yana görüşme gerçekleşmediğini belirterek süreçte tıkanıklık yaşandığına dikkat çekti ve kadınlara örgütlü mücadele çağrısı yaptı.
Kadınların ortaklaşması bir köprü olabilir
Konferansa Kandıra Kadın Kapalı Cezaevi’nden yazılı mesaj gönderen Figen Yüksekdağ şunları ifade etti: “Kadınlar ve tüm toplum için barış, özgürlük, adalet ve demokratik hakların temel olduğu bir yaşamı kurmak bugün her gün olduğundan daha önemli. Dört bir yanımızın savaş, şiddet sarmalı ve geleceğe güvensizlikle karakterize olduğu bir politik coğrafyada Türkiye’nin iç siyasal atmosferi de kadınlar ve halklarımıza nefeslenme fırsatı tanımıyor.
Kadın hareketi bu ağır şartlar altında tüm ezilenleri, gadre uğrayanları barış ve demokratik toplum mücadelesine seferber edecek güç, feraset ve deneyime sahiptir. Kadınların ortaklaşması tüm sosyal, siyasal dinamikleri de ortaklaştıran, birleştiren bir köprü olabilir.”
Toplumsal mücadeleyle kazanabiliriz
Konferansın ikinci gününe katılan Kürt siyasetçi Gültan Kışanak, farklı toplumsal kesimlerden kadınların ortak gündemler etrafında bir araya gelmesinin ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin görüşlerini ifade etmesinin önemli olduğunu söyledi.
Barış ve demokrasi mücadelesinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Gültan Kışanak, “Demokrasi mücadelesiyle barış mücadelesi birbirinden ayrılamayacak bir konu. Beraber, iç içe yürütmemiz gereken bir mücadele bu aslında. Barışı da demokrasiyi de toplumsal mücadeleler sayesinde kazanabiliriz” dedi.
Siyasi partilerin de barış sürecinde önemli sorumlulukları bulunduğuna dikkat çeken Gültan Kışanak, Meclis'in çalıştırılması, gerekli yasaların çıkarılması ve demokratikleşme yönünde adımlar atılması gerektiğini ifade etti.
‘Herkes daha fazla umutla ayrılıyor’
Kadınların yalnızca Meclis çatısı altında kurulacak bir komisyonla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Gültan Kışanak, kadınların kendi inisiyatif ve örgütlü güçlerini ortaya çıkarmasının önemine işaret etti. Kadınların oluşturacağı mekanizmaların kamusal alanda etkili olabileceğini söyleyen Gültan Kışanak, Meclis komisyonlarının ve ilgili kurumların kadınların önerilerini, beklentilerini ve eleştirilerini dikkate alması gerektiğini kaydetti.
Kadınların bir araya gelmesinin umut verici olduğunu ifade eden Gültan Kışanak, “Bazı şeyler istediğimiz gibi gitmiyor ama biz kadınlar olarak barış ve demokrasi mücadelesinin daha güçlü ilerlemesi için kendimiz ne yapabilirizi konuşuyoruz. Herkes buradan daha fazla umutla ayrılıyor” diye konuştu.
Süreç eşit koşullarda yürütülmüyor
Daha önce yürütülen barış görüşmelerine değinen Pervin Buldan, bu süreçlerin başarıya ulaşamadığını hatırlattı. Bugün bir kez daha bir sürecin yürütüldüğünü söyleyen Pervin Buldan, "2013-2015 yıllarında bir süreç yaşandı fakat bir şekilde bitirildi. Ardından 10 yıllık bir çatışma süreci araya girdi. Biz bir 10 yıl kaybettik. Şimdi iki yıllık bir süreç var ve yine bu süreçte insanlar yaşamını yitirmiyor. Bu da çok kıymetli. Burada üç önemli aktör var. Sayın Erdoğan, Sayın Bahçeli ve Sayın Öcalan var. Bunlar eşit koşullarda bu süreci yürütmüyor. Çünkü Sayın Öcalan bir hücreden bu süreci yürütmeye çalışıyor. Tüm aktörlere teşekkür etmek istiyorum ama Sayın Öcalan'a ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Eşitsiz ve zor koşullarda bu süreci yürüttüğü için" dedi.
‘Bir tıkanıklık var’
Önder Apo ile son olarak 13 Eylül'de görüştüklerini belirten Pervin Buldan "O günden bugüne bir görüşme yok. Dolayısıyla bir tıkanma gibi bir şey var. Bu tıkanıklığı nasıl aşacağız? Elbette kadınların gücü ile aşacağız. Kadınlar bugün bu salonda 'barışa ihtiyacımız var' kararını alabilir. Kadınlar, kalıcı barışı gerçekleştirebilmek için iktidara, sürecin aktörlerine çağrı yaparak basınç uygulayarak sürecin devam etmesi için örgütlü bir güç haline gelebilir” ifadelerini kullandı.
Kadınlar öncü güç olmalı
Önder Apo’nun kadınları sürecin öncü gücü olarak tarif ettiğini vurgulayan Pervin Buldan, "Kadınların gücüne ihtiyaç duyduğunu söyleyen bir yerde duruyor. Biz bundan sonra çoğalabiliriz. Örneğin izleme kurullarında kadın kurullarına da ihtiyaç olduğunu ifade etmek isterim aslında. Bir araya gelerek sadece salonlarda değil alanlarda, meydanlarda, sokaklarda da bir araya gelerek büyütmek ve sürecin öncü gücü olmayı başarmak önemli" diye belirtti. HABER MERKEZİ
***
Önder Apo’nun yer değişimi bir statü değildir
Önder Apo’nun İmralı'da yeni bir yere geçtiği yönündeki bilgiye dair de konuşan DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, "Bu yeni yer cezaevinin bir parçası, cezaevinin dışında bir yer değil. Sayın Öcalan şu an Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü olarak çalışmayı bekliyor" dedi.
Pervin Buldan, konuya dair şunları belirtti: "Bu yeni yer cezaevinin bir parçası, cezaevinin dışında bir yer değil. Cezaevinin içinden oraya geçiliyor. Sadece çalışma koşullarını düzenleyene biri mekan olarak tarif etmek daha mantıklı. Şunu belirtelim, statü meselesi sadece Sayın Öcalan'ın o yere geçmiş olmasıyla tanımlanabilecek bir mesele değil. Sayın Öcalan şu an ‘Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü’ olarak çalışmayı bekliyor. Sayın Öcalan, 'Ben bu sürece Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü olarak katkı sunmak istiyorum' dedi ama henüz bu tanım henüz yapılmadı."
Önder Apo’nun bulunduğu mekanın değişmiş olmasının bir statü olmadığını vurgulayan Pervin Buldan, "Sayın Öcalan başından beri toplumun farklı kesimleri ile görüşmek istediğini söyledi. Kadın kurumları, gazeteciler, akademisyenler görüşmek istediğini söyledi. Ama bunlar iki yıldır gerçekleşmiyor. Sadece siyasi bir heyetle gidiyor, biz gidiyoruz. Bu da sürecin ilerleyebilmesi için yeterli değil. Bunun için de hızlı bir şekilde adım atması gerekiyor" diye belirtti.