Newaya Jin’ın Şubat sayısı “Kültüre dönüşen direniş komplocuları yendi” manşetiyle çıktı. Gazetenin 179’uncu sayısında uluslararası komplo, 21 yıllık tecrit ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlüğüne dair belirlemelerinin yanı sıra demografik değişim politikaları, Kürt birliği, öz savunma, dil, sanat, bilim içerikli makale ve analizler de yer alıyor.
Yazar ve aktivist Gönül Kaya, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın demokratik siyaset ve toplumsal yaşama dair belirlemelerini yorumlarken, Öcalan’ın iktidar dışı tüm demokratik güçlerin üçüncü siyasal duruşu esas alarak, mevcut savaşa dayalı iki kutuplu siyaset zemininden kendini kurtarması gerektiği vurgusunu hatırlatıyor ve Öcalan’ın “toplumsal genetiğe işlenen 15 bin yıllık kadın köleliği” ve “devrim gerekçesi” olarak formüle ettiği toplumsal sorunlar’ı 2020 mücadele yılı perspektifi ve çağrısı olarak değerlendiriyor.
Kürtlerin zamanı
Merkezi hegemonyanın tarihten bugüne Kürtler’i varlık yokluk ikilemi çemberi içerisine soktuğunu belirten Jînda Deniz ise, buna karşı halkın büyük direndiğini ancak direnişin kalıcı bir kazanıma dönüşmesi için ortak ulusal tutuma ihtiyaç olduğuna vurgu yapıyor.
Gazetede, Kürdistan bağımsızlık mücadelesinde önemli bir rolü olan ve 28 Şubat 1998’de yaşamını yitiren Mîna Qazî’nin hayat hikayesi de var.
İmhaya kurgulanmış Türkçülük
Jineoloji Komitesi üyesi Zozan Sîma ve aynı konuyu Kürtçe sayfada ele alan Dîrok Qehreman, demografik kırımı siyasal ve sosyolojik boyutta irdeliyor. Qehreman, demografik kırımların en tehlikeli yöntem olduğunun altını çizerken, Sîma ise Türk uluslaşmasını “Kürtler’in yokluğu” üzerine kurgulayan Türk devletinin Rojava üzerinden yeni bir katliam sürecini devreye koyduğunu ifade ediyor.
‘Kürtlerin dili’nin serüveni
Anadilin önemi ve Kürtçeyi kaleme alan yazar Yıldız Çakar, dilin hafıza olduğunu, her çağda kendini çoğaltarak yeni nesillere aktardığını belirtiyor. ‘Dilini kaybeden bir toplum ruhunu da kaybeder’ vurgusunda bulunan Çakar, Kürt kadınların binyıllar süren savaş, sürgün ve ölüme rağmen dilini ve kültürünü çocuklarına aktarmayı başardığını dile getiriyor.
‘Sen kimsin Atiye?
Sanat kategorisinde ise Nazan Üstündağ, son dönemlerde Netflix üzerinden yayına giren Atiye dizisindeki arayışçı kadın karakterine odaklanıyor: “Atiye, bir kadın hikayesi elbette ve fantazi ve psikanalitik sinema dilini kullanarak kadınların cinselliğine, soya, anneliğe ve kızkardeşliğe, bir yandansa kadınların rasyonel ve egemen anlatılarda görünmez kılınan ancak taşa toprak sinmiş tarihine dokunuyor.”
Gazetede ayrıca 2003’te çığ sonucu Medya Savunma Alanları’nda yaşamını yitiren 6 kadın gerillaya dair anı, değişik içeriklerde makaleler ile Fidan Yıldırım’ın hazırladığı Ermeni feminist aktivist Mari Beyleryan’ın portresi okurların ilgisine sunuluyor.
HABER MERKEZİ