ZABEL MİRKAN

Erkek şiddetiyle mücadele eden Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Kadın Meclisleri, önemli bir toplantıya imza attı.

Platformun ve meclislerin öncülüğünde 44 ilden 1000 kadın, 9 Şubat günü İstanbul’da bir araya gelerek kadın cinayetlerine karşı neler yapılabileceğini konuşmak için açık bir toplantı gerçekleştirdi.

Meclis buluşmasının düzenleneceği kültür merkezinin yerini sorduğumda bir başka kadın arkamdan seslenerek, “Kadın Meclisi buluşmasına mı gidiyorsun?” diyor. Sonra başka bir kadın daha duyuyor bizi ve dört kadın bir taksiye biniyoruz. Takside kendisinden bahseden ve bana ilk seslenen kadın “Siz neler yapıyorsunuz?” dediğinde, üniversite öğrencisi olduğunu söyleyen dördüncümüz birden anlatmaya başlıyor: “Kadın Meclisi’nin ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun bana çok yararı oldu. Beni tehdit eden 30’lu yaşlarında, ne sevgilim ne de eşim olan biri var. Onunla ilgili koruma kararı çıkarttım; ama şikâyet için gittiğim karakoldaki polis bile daha sonra Whatsapp’tan bana ‘Nerelerdesin?’ yazdı. Şikâyetimle ilgili bir gelişme olduğunu düşünerek cevap verdiğimde ‘Yok öylesine sordum’ gibi bir yanıt aldım. Ben şimdi polise nasıl güveneyim? Platforma daha çok güveniyorum. Zaten davamla da onlar ilgileniyor.”

13:00’da başlayacak olan toplantı, yoğun kalabalık nedeniyle 14:00 civarı ancak başlayabiliyor. Salonu dolduran kadınlar, hep bir ağızdan, sık sık “Asla Yalnız Yürümeyeceksin” sloganı atıyorlar. Aralarda ise dünya gündemine oturan “Las Tesis” için sözleri Türkçeye çevrilen şarkı çalınıyor. Salonda katledilen kadınların aileleri, erkek şiddetine maruz kaldığı için tekerlekli sandalyeyle buluşmaya gelen kadınlar ve onların Türkiye’nin dört bir yanından gelen arkadaşları var.

‘Kadın cinayetleri dünyanın en kötü sağanağı gibi’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav mikrofonu aldığında ilk olarak buna dikkat çekiyor. “Bu karda, tipide 24 saatlik otobüs yolcuğu yapan kadınlar var burada. Ülke olarak deprem, çığ, uçak kazası gibi afetler, felaketler yaşadığımız bu günlerde bize neden bir araya geldiğimizi soranlar olabilir. Biz bu toplantıyı yapmak zorundayız, çünkü biz kadınlar her gün afete, felakete maruz kalıyoruz. Kadın cinayetlerinin sonunu getirmek zorundayız. Canavarı artık tanıyoruz. Canavarı gözünden vurmak için buradayız,” diye sözlerine başlayan Kav, özellikle Ceren Özdemir ve Emine Bulut cinayetlerinden sonra bireysel olarak bambaşka bir ruh halinde olduğunu söyledi. Bu ruh halinin “Las Tesis”le vücut bulduğuna dikkat çekerek, Las Tesis’in yarattığı atmosferden ne denli etkilendiğini anlatan Kav, sözlerine şöyle devam etti: “Biz kapımızın önünde kalbimizden bıçaklanırsak o dansı da öyle kararlı bir şekilde, onları korkutarak yaparız. Evet çok öfkeli, çok kızgınız; ama akıl yürüten, aklını kullanan da yine biziz. Türkiye’nin bütün illerinde öldürüldüğümüz için bütün illerde mücadele verdik ve bugün burada bütün illerden kadınlar olarak bir araya geldik.”

Evlerde ne dönüyor diye sormaya devam edeceğiz

Gülsüm Kav’dan sonra mikrofonu alan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, böyle bir kalabalığı sadece eylemlerde gördüğünü, toplantıda bu kadar kalabalık olunmasının kendisine inanılmaz gelmesinden bahsederek söze başladı. Platform olarak 10 yıldır erkek şiddetiyle mücadele ettiklerini belirten Ataselim, katliamların “namus” ya da “aşk” değil; kadın cinayeti olarak tariflenmesinin büyük bir kazanım olduğunu belirtti. Ataselim yakın zamandaki kadın cinayetlerine yönelik tepkideki değişimi ise bir örnekle tarifledi. “Özgecan katledildiğinde bizi ‘Nerede eylem var?’ diye aramıştı kadınlar, Emine Bulut’tan sonra ise ‘Hangi komitede yer alabilirim?’ diye aradılar. Bu çok önemli bir gelişme. 6284’e saldıranlar bize şöyle diyor: Kadınların gözü açıldı. Evet, kadınların gözü açıldı. 6284 bizim nişanımız ve bunu hep birlikte kazandık. Örgütlü feminist bir mücadeleyle kazandık.”

Tek bir kadın bile kendini yalnız hissetmesin diye

Son yıllarda özellikle başarılı, “kendi hayatını kendi kazanan”, kendisini kurtarmış kadın hikâyelerinin ön plana çıkarılmasının değil; kurtarılamayan kadınların neler yaşadıklarının ve bu kadınların nasıl kurtulacaklarının daha önemli olduğunun altını çizen Ataselim sözlerine şöyle devam etti: “Açık açık örgütleniyorlar diyorlarmış bizim için. Soruyorum size, erkeklik kadar açık bir anlaşma mı var? Erkeklik bu kadar açık bir anlaşmayken biz de elbette bu denli açık örgütleneceğiz.” Daha sonra gazetemize de konuşan Ataselim; “Bizler 10 yıldır kadın cinayetlerini durdurma mücadelesi yürütüyoruz. En temel hakkımız yaşama hakkı için mücadele ederken çocukların da istismar edilmeden, gülüp oynayabildiği yarınlar için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Meydanlarda buluşan, ölmek istemiyoruz diyen, adliye kapılarında kadınları yalnız bırakmayan bütün kadınlar olarak fikirlerimizi buluşturmanın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. O yüzden bugün burada Türkiye’nin dört bir yanından gelen kadınlarla buluşuyoruz. Toplantıda önemli kararlar alacağız ve fikirlerimizi bir adım daha ileriye nasıl taşıyacağımızı konuşacağız. Tek bir kadının bile kendini asla yalnız hissetmeyeceği bir yapıyı, bir politikayı, bir siyaseti nasıl üreteceğimizi konuşacağız,” dedi.

Toplantının girişinde bireysel silahlanmaya karşı toplanan imzaları sorduğumuzda ise kadın cinayetlerinin en çok ateşli silahla gerçekleştirildiğini ve bu silahların %91’inin ruhsatsız olduğunu söyleyen Ataselim sözlerine şöyle devam etti: “Yine ateşli silahla öldürülen Helin Palandöken’in babası Nihat Palandöken’in başlattığı bir kampanya bu. Bizler de bugün bireysel silahlanmanın kadınlara yönelik ne denli büyük bir tehdit olduğuna dikkat çekmek için bireysel silahlanmaya karşı imza topluyoruz.”

Meclis oylamasının kararları

Toplantıdaki yüzlerce kadının söz sahibi olduğu ve onların oylamasına sunulan meclis kararları şöyle:

  • 6284 sayılı koruma kanununun uygulanması için mücadele etmeye devam edeceğiz.
  • Karanlıkta kalan tüm kadın ölümlerini aydınlatacağız.
  • Sadece kendimiz için değil, toplumun her kesimi için adalet istiyoruz.
  • Dünyadaki diğer kadınların mücadelesiyle mücadelemizi birleştireceğiz.
  • İstismarı aklatmayacağız, çocukların gülüp oynadığı bir gelecek kuracağız.
  • Üretenlerin yarısı biziz. İşsizliğe, sendikasızlaşmaya karşı durarak ekonomik eşitsizliği durduracağız.
  • Cinsiyetçiliğe karşı mücadeleyi her yere yayacağız.
  • Dünyayı yönetmekte kadınların da hakkı olduğunu söylemekten vazgeçmeyeceğiz. Bu hakkımızı da alacağız.