
'Jin' Ortadoğu kökenli bir kavram
BDP Amed Milletvekili Emine Ayna, jineloji biliminin önemi ve bu konuda son dönemde gerçekleşen tartışmalara dair değerlendirmede bulundu. Jineloji tanımının ilk olarak Kürtler tarafından ortaya atılmadığını, uzun yıllardır dünyanın birçok ülkesinde tartışıldığını dile getiren Ayna, 'jin' kelimesinin sadece Kürtçe'de değil, Ortadoğu kökenli birçok dilde kadın anlamına geldiğini ve kökenini bu kelimeden aldığını söyledi. Jineloji bilimi tartışmalarıyla hayatın her alanında erkek egemen bakış açısına karşı yeni bir bakış açısı oluşturulmak istendiğini belirten Ayna, "Mevcut tartışmalar boyutuyla kadınların sistem içinde yaşadığı sorunların sistem üzerinden gelişen tartışmaları, kadının karşılığını vermiyor. Jineloji, yani bir kadın bilimi yaklaşımıyla bütün yaşama dair, bütün bilim alanlarındaki bakış açısına müdahale edecek ve bu alanları kadın bakış açısıyla yeniden örecek bir akım. Kürt kadınlarının literatürüne girmesi de, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın savunmalarında kadın özgürlüğüne dair yaptığı tespitlerde çok sık kullanmasının ardından başladı" dedi.
Feminizm devrimsel bir çıkış
Ayna, feminizmin de oldukça devrimsel bir çıkış olduğunu belirterek, "Tüm bu özgürlük arayışı çıkışları sisteme karşı verilen mücadeleler şeklinde gelişirken, sistem bu verilen mücadeleyi tümden ortadan kaldıramadığında, kendi içinde kısmi değişiklikler yaparak, bu verilen mücadeleyi kendi içinde eritmeye çalışıyor. Bir taraftan sistem kendi içinde çeşitli değişiklikler yaşıyor, ama bir yandan mücadeleyi de değiştiriyor. Mücadelenin içi özü mücadeleyi yürütenler tarafından çok fark edilmeden değişmeye başlıyor. Hatta öyle bir noktaya indiriyor ki, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü, kadınlara verilen çiçeklere indirgeyebiliyor. Tabi feministler buna karşı bir duruş sergiliyorlar, ama özellikle söylemde, ideolojik anlamda kadın özgürlüğüne daha çok sistemin erkek egemen anlayışının değişmesi üzerinden bakarken, pratik örgütlenmede ise, ortaya konan eylem kadının cins olarak uğradığı her türlü şiddetle mücadeleye döndü" dedi.
Sadece siyasal mücadele yetmiyor
Kürt özgürlük hareketi içerisinde, 'kadın kurtuluş ideolojisi'ni benimseyen kadınların ayrı bir örgütlenme geliştirdiklerini belirten Ayna, "Sorunun çözümü için sisteme karşı mücadeleyi yürütürken sadece siyasal anlamda mücadele etmek yetmiyor. Erkek egemen sistem kendini örgütlerken, hayatın her alanında, bilim, din, siyaset, felsefe, sanat vb. alanlarda kendini örgütlüyor. Bunların hepsine müdahale edebilmenin yolu, tarihi baştan ele almak. Sosyal bilimleri, fen bilimlerini, her türlü bilim alanını yeniden ele almak, literatürünü yeniden değiştirmek gerekiyor" diye konuştu. Jinelojinin diğer bilim dallarıyla ilişkisinin, o bilim dallarının yaklaşımını değiştirmek üzerine olduğunu ifade eden Ayna, "Bugün bilim bağımsız değildir, doğrular üzerinden objektif değerlendirmelere sahip değildir. Bugün, bilim tamamen sistemi besleyen argümanları arayan alandır. Çünkü, sistem tarafından beslenmektedir. Üniversiteler bilim yuvası olarak tanımlanıyor ve üniversiteler en temelinde devlete bağlıdır. Devlete bağlı değilse burjuva sınıfına bağlıdır. Doğal olarak devlete bağlı olan üniversiteler bilimi üretirken, devletin siyasal bakış açısına göre üretir" dedi.
Jinelojinin çalışma alanı
Cumhuriyet'in kurulduğu yıllarda devletin bilim insanlarına yeni bir tarih yazdırdığını ve tekçi bir sistem oluşturduğu söyleyen Ayna, "O kadar absürt bir teori üretildi ki, bunlar bilim insanı, bunlar profesör. Bunların ürettikleri bilim üzerinden öğrenci ve akademisyen yetiştirdiler. Kürtlerin haklarından söz ederken buna karşı tedirgin olan insanlar var deniyor. Çünkü bugüne kadar kendilerine öğretilen bir bilim var" diye belirtti.
Jinelojinin sistem için üretilen bilime karşı olduğunu ifade eden Ayna, "Jineloji bütün bilim dallarını içine alan bir bilim dalı olacak. Kadın bilimi, örneğin tarihin, kadın dilini tanımadığını ilan edecek ve yeni bir tarih yazacak. Sömürenlerin tarihini değil, sömürülenlerin, tüketenlerin tarihini değil, üretenlerin, savaş kararı alanların değil savaşa karşı kendini savunanların meşru tarihini yazacak" diye konuştu.
Bilimsel olgular ortaya konmalı
Jineloji ile feminizmin karşı karşıya getirilmesinin yanlış olduğunu vurgulayan Ayna, "Jineloji bunun daha ideolojik tanımıdır. Ama feminizm bunun siyasal, örgütsel alanıdır. Yani siyasal örgütlenme alanı mücadele alanı, eylem alanı feminizmdir. Feminizm jineolojinin tarihidir. Yani başlangıç noktasıdır, kaynağıdır, beslendiği yerdir. Jineloji ihtiyacı feminist mücadele ile görünür oldu, feminist mücadele ile biz sadece siyasal örgütsel mücadele ile bu sistemi yaratamayacağız. Bunun bilimsel olgusunu ortaya koymamız gerekir" dedi.
Pratik adımlar nasıl olur?
Jineloji tartışmalarının yeni başladığını, pratik adımların nasıl atılabileceği noktasında tartışmaların olduğunu ifade eden Ayna son olarak şunları dile getirdi: "Bunun için kadın akademileri bunun en belirgin çalışma alanlarıdır. Tek başına yeterli değil. Kadın akademilerinde akademik düzeyde bir bilim olarak nasıl ele alınacak. Bunun çalışması nasıl ortaya konulacak? Ama şu andaki tartışmalar çok akademik düzeyde yaşanan tartışmalar değil, daha çok siyasal düzeyde gelişen tartışmalardır. Ne zaman ki, bu tartışmaları bir akademik tartışma düzeyine taşıyabilirsek, tam da o bahsettiğimiz bütün bilim alanlarına dair sözü olanlarla bir araya gelip bu tartışmaları bir bilim alanı olarak yürütebilirsek, belki bir basamak daha yukarı taşımış olacağız."
DİHA/AMED