Uzun süren görüşmelerin ardından öğrencilerin önündeki polis barikatı kaldırıldı. Gerçekleşen yürüyüşün ardından öğrenciler ve DÖKH adına iki ayrı açıklama yapıldı. Öğrenciler adına basın açıklamasını okuyan Tansu Doğmuş, yaşamın her alanında kadına yönelik ruhsal ve bedensel tacizlerin normalleştirildiğine ve devlet zihniyeti tarafından bunun meşrulaştırıldığına dikkat çekti.
'Tacizi kanıtlayabilir misin' zihniyeti
Mevcut yasaların taciz ve tecavüzcüleri yargılama konusunda caydırıcı nitelikte olmadığını belirten Doğmuş, "Kredi Yurtlar Kurumu önünde yaşanan taciz olayını yurt yönetimine bildiren kadınlar, yönetim tarafından bu zihniyeti savunurcasına 'tacizi kanıtlayabilir misin?' gibi abes bir tepkiyle karşılaştı. Türkiye ve Kürdistan genelindeki birçok kadın ve erkek yurtların farklı alanlara dağıtılması, eğitim alanından uzun zamandır zemini oluşturulmaya çalışılan cemaat tarzının ne kadar sistemli yürütüldüğünü bir kez daha gözler önüne sermektedir" diye belirtti. Doğmuş, toplumsal cinsiyetçi zihniyet, cemaatleştirme ve ajanlaştırmaya karşı mücadele edeceklerini ve tüm alanlarda kadın gücü ve iradesine dayalı yaşamı inşa etmeye devam edeceklerini belirtti.
'Olayın takipçisi olacağız'
Daha sonra DÖKH bileşenleri adına basın açıklamasını okuyan Kardelen Kadın Merkezi çalışan Seval Demirhan ise, AKP'nin üniversitelerdeki kadrolaşmalarıyla taciz ve tecavüzlerin üstünün örtülmeye çalışıldığına dikkat çekti. Rektörün kadın olduğu bir üniversitede kadınların uğradığı taciz ve tecavüze duyarsız kalınmasının ve önlem alınmamasının buna benzer olaylara teşvik ettiğini dile getiren Demirhan, olayın takipçisi olacaklarını belirtti.
Yürüyüş ardından kampüsten ayrılmayan polislerin Eğitim Fakültesi önünde durarak, fakülteden çıkan öğrencileri kamera ile kayıt altına aldı. Polislerin bu tutumuna tepki gösteren İlahiyat Fakültesi 3'üncü sınıf öğrencisi Bünyamin Kurtay'ın ise gözaltına alındığı, daha sonra Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğü öğrenildi.
DİHA/AMED