
Ramya Kudakallu, geçen yıl düzenledikleri kampanyalarla birlikte, özellikle BM'nin 'Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'nin çocuk yaşta evlilikler ile ilgili bölümünün artık bir devletler sorunu olduğuna dikkat çekmek için, 'Eğer devlet izin veriyorsa, bu cinsel istismara devlet de ortak olmaktadır' şeklinde görüşler bildirildi. Bunun imzaya açılması ve üye devletler tarafından kabul edilmesi için de çalışmalarımız devam ediyor" diye ekledi.
Devletler kadına yönelik şiddeti sistemleştirdi
Dünyada kadına yönelik şiddetin ilk sıralamasında yer alan Mali, Ürdün, Etiyopya ve Nijerya'da iktidarların ve siyasal yönetimlerin neredeyse kadına yönelik şiddeti sistemleştirdiğini belirten Kudakallu, "Kadına yönelik şiddet yalnızca bu ülkelerde değil, birçok ülkede var. Birçok ülkede iktidarlar, kadına yönelik şiddeti görmezden gelerek şiddeti meşrulaştırıyor" dedi. Kadına yönelik şiddetin artık bir 'insanlık suçu' olması gerektiğini belirten Kudakallu, yalnızca az gelişmiş ülkeler değil, daha çok gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde sorunu uluslararası bir düzeye taşıyarak, ortak tavırlar ve önlemler alınması gerektiğini vurguladı.
Dünyada kadınların yüzde 70'inin şiddet gördüğüne dikkat çeken Kudakallu, "Dünyada her yüz kadından yetmişi şiddet görüyor. Yılda 500 bin ila 2 milyon arasında kişi fuhuş, kölelik gibi amaçlarla insan ticareti mağduru oluyor, bunun %80'ini ise kadın ve kız çocukları oluşturuyor" dedi.
Baba tecavüzü suç görülmüyor
Kudakallu "Tahminlere göre başta Afrika ve bazı Ortadoğu ülkelerinde olmak üzere 130 milyon kadın ve kız çocuğu sünnet edilmiş. BM Kalkınma Programı, 35'ten fazla ülkenin baba tecavüzünü suç olarak görmediğini ve 603 milyondan fazla kadının aile içi şiddetin suç sayılmadığı ülkelerde yaşadığını açıkladı. Bu bir insanlık suçu değil de nedir? İnsan hakları konusunda hassas olduğunu belirten bir takım çevrelerin kadını görmemesi anlaşılır gibi değil" diye konuştu.
Türkiye'de 'erkek' güçlendi
World YWCA'nın kampanyaları arasında Türkiye'nin olmadığını, buna rağmen Türkiye'de kadına yönelik şiddeti yakından takip ettiklerini belirten Kudakallu, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde kadının kimlik arayışının hız kazandığını, buna karşı erkek egemenlikli siyaset veya sistemin kadına şiddeti görmezden geldiğini belirterek "Türkiye'de kadına yönelik şiddet son on yılda yüzde bin 400 artış göstermiştir. Mevcut siyasal yönetim erkeği her alanda güçlendirdi. İktidarın kendisi de tam bir 'erkek' zihniyetine sahip. Böyle olunca kadına şiddet veya kadın cinayetleri sıradanlaştı" dedi.
Zihniyet değişmeli
Birçok ülkede benzeri sorunların önüne geçmek için birtakım yasal düzenlemelerin yapıldığına dikkat çeken Kudakallu, Türkiye'de de son günlerde bazı düzenlemelerin yapıldığını belirterek "Elbetteki yasal düzenlemeler caydırıcı oluyor. Elbetteki etkili oluyor ama en önemli etki; hatta yasal düzenlemeleri meşrulaştıracak ve etkili kılacak şey, toplumda zihniyet dönüşümünü gerçekleştirmektir. Sorunu teknik anlamda suç ve ceza kampasında alıp insanlık kapsamı içinde görmeyi içselleştirmeliyiz" dedi.
Kadınlar birlikte hareket etmeli
Kadınların mutlak anlamda bu ve benzeri sorunlara karşı birlikte hareket etmesi gerektiğini belirten Kudakallu, Afrika'nın, Latin Amerika'nın veya Avrupa'nın herhangi bir yerinde şiddete uğrayan kadınların, çocuk gelinlerin tüm kadınların ortak sorunu olması gerektiğini vurgulayarak; "Kadının özgürlüğü, eşitliği, kimliği ve gücünü ortaya çıkaran tüm örgüt, girişim, kurum, kuruluş ve partileri selamlıyorum. Bunu yaygınlaştırıp uluslararası bir konuma yükseltmek, kadının olmazsa olmazı olmalıdır" dedi.
ALİ ONGAN/CENEVRE