Kadınlar dün dünyanın dört bir yanında alanlardaydılar.
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü nedeniyle alanlara çıkarak dünya çapında görkemli mitingler, yürüyüşler ve etkinlikler yaptılar.
Günler öncesinden başlayan, dün de zirvesine ulaşan eylem ve etkinlikleriyle kadına yönelik şiddete, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, savaşa ve ırkçılığa karşı tepkilerini haykırdılar.
Erkek egemen dünyaya kadın damgasını vurdular.
Dünkü eylemler ve bu eylemleri tetikleyen veriler kadın sorununun dünya insanlığının temel bir sorunu olduğunu gösteriyor.
Dünyanın bu sorunla bir an önce yüzleşmesi ve ataerkil sistemin yarattığı mağduriyetleri gidermesi gerekiyor. Aksi durumda sorunun derinleşeceği ve insanlığı yıkıma sürükleyeceği gözleniyor. Zira erkek egemen sistem kadına karşı giderek saldırganlaşıyor.
Birleşmiş Milletler (BM) verileri bu saldırganlığı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Sistem yaşam hakkı başta olmak üzere hayatın her alanında kadın haklarını fütursuzca çiğnemeyi sürdürüyor. BM verilerine göre neredeyse artık her 3 kadından biri şiddet görüyor.
Yine Amerika’da neredeyse her dakika (90 saniyede) bir kadına tecavüz ediliyor. Kolombiya’daysa her gün bir kadın seksüel şiddet sonucu hayatını kaybediyor. Günde ortalama 15 kadının öldürüldüğü Hindistan’da kadınların yüzde 75’i, Afganistan’daysa yüzde 80’i fiziki ve manevi şiddet görüyor.
Afrika’da her yıl yüz binlerce kız çocuğu sünnet ediliyor. Bu kıtada 130 milyon sünnet edilmiş travmalı kadın yaşıyor.
Ürdün’de her 4 cinayetin biri kadına karşı işleniyor. Yeni Gine’de kırsal kesimdeki kadınların yüzde 67’si, şehirdekilerinse yüzde 52’si şiddete ve tacize maruz kalıyor.
'Uygarlığın merkezi‘ Avrupa’da da durum farklı görünmüyor.
Alman Aile ve Kadın Bakanlığı Avrupa’da şiddet mağduru kadın sayısını 60 milyon olarak veriyor. Ayrıca Avrupa‘da her yıl 300’e yakın kadın öldürülüyor. Tecavüze uğrayan kadın sayısı yüz binleri buluyor. Sadece Fransa’da yılda 25 bin kadın tecavüze uğruyor.
Çoğu çocuk yaşta ve çoğu Doğu Avrupa kökenli on binlerce kadın fuhuşa sürükleniyor. Beyaz kadın ticareti ve seks işçiliği ‘Avrupa’nın güçlü sektörlerinin‘ başında geliyor. Veriler dünyanın her yerinden benzer tablonun yaşandığını gösteriyor. Kadına yönelik şiddet, tecavüz ve sömürü artarak devam ediyor.
Aynı şekilde buna karşı kadınların başlattığı isyanın da giderek yayılacağı ve çatışmanın boyutlanacağı anlaşılıyor.
Öte yandan kadın öncülüğünde görkemli bir özgürlük mücadelesinin verildiği ülkemizde de durum farklı görünmüyor.
Kürt kadını bir yandan ağır bedeller ödeyerek özgürleşiyor ancak, bu erkeğin egemenlik alanını daralttığı için de tepki çekiyor. Kadına yönelik cinayetler ve şiddet bu yüzden artarak devam ediyor.
Kaldı ki Kürdistan’da sadece erkek egemen kültürün kullandığı şiddet ve toplumsal gericilik değil, ağırlaşan toplumsal sorunlar da kadını eziyor. Yokluk yoksulluk başta olmak üzere ağır ekonomik sorunların faturasını kadın ödüyor.
Ne var ki kadın hayatın ağırlaşan yükü altında ezildiği ve fatura ona çıkarıldığı halde toplumsal sorunların çözümünde kadın bakış açısına yer de verilmiyor.
Erkek siyaseti tekeline aldığı için bu mümkün olmuyor. Oysa toplumsal sorunların çözümü için herşeyden önce kadın bakışına; onun özgürlüğüne, emeğine, özverisine ve yaratıcılığına ihtiyaç var. Hem toplumun özgürlüğü hem de toplumsal sorunların çözümü için kadının özgürlüğü ve öncülüğü gerekiyor. Ancak egemen sistem buna karşı direniyor ve bu yüzden Kürt kadınlarının ödediği bedel katlanıyor.
Egemen kültür değişmediği sürece de böyle devam edeceğe benziyor. Dolayısıyla çözüm için Kürt kadının örgütlenmesini ve özgürlük mücadelesini yükseltmesi gerekiyor.  
Son olarak; erkek egemen sistemin günümüzdeki en barbar ve en iğrenç temsilcisi IŞİD’tir. IŞİD’in girdiği her yerde ilk olarak kadına saldırması; kafa kesmesi, tecavüz etmesi, pazarlarda köle olarak satması tesadüf değildir.
Çünkü IŞİD erkek egemen sistemi yıkacak biricik gücün kadın olduğunu görüyor. Kadının ruhu onun barbar egemenliğini sarstığı içindirki en çok ondan korkuyor ve bu yüzden en çok ona saldırıyor.
Bunu gerçeği de gözden ırak tutmamamız gerekiyor.