Kadınla bütün insani değerler de öldürülecektir

Forum Haberleri —

12 Ağustos 2020 Çarşamba - 23:05

  • Aslında AKP’nin her adımı kadın kırımını destekliyordu, İstanbul Sözleşmesi imzalandıktan sonra bile kadına şiddet uygulayan ve kadın öldüren hiçbir erkek cezalandırılmadı.

Zenda DÎROK

Ortaçağın tarihini okurken, dinlerken insanlığı geri, eşitlikten uzak ve adaletsiz buluyorduk ve itiraf etmeliyiz ki hepimizi en çok zorlayan da Ortaçağ’daki kadınların yaşadıklarıydı en çok da buna öfkelenip kadın özgürlüğünün önemini vurgulardık. Şimdi Erdoğan’ın elebaşı olduğu AKP hükümeti yüzünden Türkiye’deki kadınlara her türlü şiddet, taciz, tecavüz ve hak ihlali uygulanıyor. Şimdi buna birebir tanıklık ettiğimiz için yaşadığımız çağı tanımlayamıyor ve insanlık adına utanıyoruz. Dile bile kolay gelmeyen 21 tane yüzyılı aşmak öyle pek de kolay değil. Çünkü insanlık bu yüzyılları birer birer tarih diye tanımlarken bu tarihin aynı zamanda eşit, adaletli ve kadın özgürlüğünü esas alan bir tarih olmasını arzular. Bilgisi ve bilinci için, kadın özgürlüğü ve kadın hakları için öldürülen kadınları hatırlatmaya gerek duymuyorum, çünkü zaten onları hiç unutmuyoruz.

Unutmak ile hatırlatmak arasındaki bağı doğru kavramak nasıl bir tahakkümle mücadele edildiğini de ortaya koyacaktır. AKP hükümeti boyunca kaç kere bardağı taşıran son damlalar oldu hepsinden birtakım yalan dolan politikasıyla sıyrıldı. Şu andan itibaren dosyası iyice kabaran AKP daha kötü bir sonun başlangıcını yaşıyor. Şöyle devam edelim en son 2011 yılında İstanbul Sözleşmesini imzalayan ilk siyasi parti olarak güya kadın haklarını en çok koruyan ve kadına dönük her türlü şiddete en fazla karşı duran siyasi partiydi.

Şimdi hafızalarımızı tazeleyelim, her yıl tecavüz edilip öldürülen onlarca kadını, kürtajın yasaklanmasını, kadınların doğuracağı çocuk sayısı politikaları çok uzak olduğumuz bir tarihe tekabül etmiyor. Hepsi çok canlı ve hafızalarda ilk günkü gibi tazeliğini koruyor. Çünkü bugün İstanbul Sözleşmesini kaldıracak düzeye gelmişse dün bunları uygulamayı kendinde hak gördüğü içindi. Aslında AKP’nin her adımı kadın kırımını destekliyordu bu sözleşme imzalandıktan sonra bile kadına şiddet uygulayan ve kadın öldüren hiçbir erkek cezalandırılmadı. Toplum olarak her ne kadar bu olaylara karşı refleks göstermede yetersiz kalınmışsa bile inkar edilemez bir gerçek var ki o da AKP’nin kadın özgürlüğüne dönük hiçbir somut adımının olmamasıdır. Ayrıca söz konusu olan hükümet geçmişi hiç de parlak olmayan bir hükümettir. İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması demek kadına dönük her türlü şiddetin ve kadın katliamlarının kanunen meşrulaştırılması demektir. Zaten mevcut durumda kadınların maruz kaldıkları her türlü zorluğa karşı suçluları caydıracak herhangi bir yasal girişimin gelişmediğini biliyoruz. İstanbul Sözleşmesi kaldırılırsa kadınlar daha çok şiddete maruz kalacak ve daha fazla öldürülecek.

Maalesef Türkiye’de var olan hükümet yüzünden bir iki cümle ile ele alınamayacak onlarca sorun var, ama her zaman bu sorunların yanında kadın sorunu da temel bir sorun olarak yerini aldı. Bugün bu sorun daha da derinleşmiş bir halde çözülmeyi bekliyor. Tabi çözülmeyi bekliyor derken de elbette AKP geri kafalılarının bunu kolay kabullenemeyecekleri de apaçık ortada bunu geçen gün İzmir’de İstanbul Sözleşmesinin kaldırılması konusuna karşı yürüyüş yapan kadınların AKP polislerince maruz kaldıkları saldırılarla açık bir şekilde gördük. O zaman şunu bilelim ki, bir yürüyüşe tahammül edemeyen bu saray hovardasına karşı daha fazla örgütlenmeli ve daha fazla mücadele edilmeli. Her gün bunun için mücadele eden kadınlar meydanlarda. Bu dönemde sesini çıkaran herkesin kendini cezaevinde bulmasına rağmen bağıra bağıra özgürlük sloganları atan kadınların cesaretli mücadeleleri bu saray çetesini er geç yenecektir. Kadınlar bu sözleşmenin ne anlam ifade ettiğini bildiklerinden dolayı bir kez daha büyük bir fedakarlıkla kadın şahsında toplumu kurtarma derdindeler onun için meydanlarda mücadele ediyorlar.

Ancak burada mücadele konusunda önemle vurgulanması gereken bir nokta var ki o da bu soruna salt kadın sorunuymuş gibi yaklaşmamak. Bunun için din, dil, ırk ve herhangi bir etnik kimliği gözetmeden toplum olarak mücadele edilmesidir. Unutmak ve hatırlamak dedik başta ne olursa olsun unutmayalım kadın öldürüldükçe topluma, toplumsallığa ve insanlığa dair bütün değerler de öldürülecektir onun için hep beraber kadın şahsında toplumumuzu ve değerlerimizi yaşatma mücadelesine yürüyelim.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.