Kadınlar adına bir kurşun
Kadın Haberleri —

.
- Amazon kadınlardan, FARC gerillarına, Zapatis kadınlardan, Nikaragua’ya, Kızıl ordudaki kadına, Sri-Lanka, Filistin ve Kurdistan’da YJA-STAR’a, YPJ’ye kadar uzanan özgürlük mücadelesinde özsavunmasından vazgeçmeyen kadınlar, insanlığın özgürlük umudunu büyütüyor.
MELTEM OKTAY
Doğadan topluma her canlının tehlike anında kendini savunmaya alan içsel bir dürtüsü vardır. Bu dürtü varlığını koruma ve sürdürme dürtüsüdür. Günümüzde buna özsavunma duyuyoruz.
Özsavunma, doğal toplumdan günümüze kadar kadınların hayatının en önemli parçası olarak varlık gösterdi. Kapitalist modernite tarihinin her döneminde patriarkal şiddetin ilk hedefi olan kadınlar, erkek egemen sistem tarafından meşrulaştırılan şiddete karşı kendi özsavunma güçlerini oluşturdu. Kadınlar, Fransız Devrimi’nden Latin Amerika’daki bağımsızlık savaşlarına, Ekim Devrimi’nden Çin Devrimi’ne, İspanya İç Savaşı’ndan Kürdistan’a, Filistin’e kadar; dünyadaki tüm alt üst oluş süreçlerinde en önemli ve belirleyici güç oldu. Öğretilmiş kadın rollerini ve toplumun kadına dayattığı her türden gerici, erkek-devlet şiddetini reddeden kadınlar, tarihin farklı dönemlerinde oluşturdukları özsavunma biçimleriyle, erkek egemenliğine karşı savaştı, savaşmaya devam ediyor.
Amazon kadınlardan günümüze
Kadın özgürlük tarihinde özsavunma temelinde kurulan ilk birlikler, Yunan mitolojisinde “Savaş Tanrıçaları” olarak bilinen Amazon kadınları oldu. Milattan önce 2000’li yıllarda kurulan ve “yaklaşılamaz savaşçı kadın” anlamına gelen Amazonlar, Yunan tanrısı Zeus döneminde kadın tanrıçaların ikinci planda bırakılmasına karşı, erkek egemenliğini reddedip, cins bilinciyle bir araya gelerek savaşan ilk kadın topluluğu oldu. Amazon kadınları, mücadele tarihleri boyunca erkek egemenliğinin bütün saldırı biçimlerine karşı özsavunma tekniklerini geliştirerek, mücadele etti.
Özsavunma ihtiyacı
Kadın özsavunma birlikleri ve kadın ordulaşması, Amazon kadınlarından günümüze kadar farklı isim ve örgütlenme biçimleri halinde bir gereklilik olarak varlık ortaya çıktı. Kadınlar; devrimler, iç savaşlar ve diktatöryal rejimlerin varlık gösterdiği tüm dönemlerde kendi öz örgütlenme ve özsavunma ihtiyaçlarının bilincinde olarak bir araya geldi.
FARC gerillaların üçte biri kadın
Faşist Franco rejimine karşı 1936-1939 yılları arasında yaşanan İspanya İç Savaşı’nda kadınlar, aktif olarak rol aldı. Savaş sırasında; başta geri cephede yer alan kadınlar, savaşın ilerleyen süreçlerinde silahlarıyla birlikte aktif şekilde direnişteki yerini aldı. Latin Amerika’da bağımsızlık, özgürlük ve eşitlik talepleriyle 1960’lardan 2000’li yılların son çeyreğine kadar Amerika destekli diktatöryal rejimlerin ordu güçlerine karşı savaşan EZLN ve FARC gerilla birliklerinin üçte biri kadınlardan oluşuyordu.
Zapatistalı kadınlar öncü güç
Meksika Ulusal Halk Kurtuluş Ordusu (EZLN), 1994’teki kuruluşu ardından birçok direnişe ilham olurken, Zapatista kadın örgütlenmesinin de doğuşuna vesile oldu. Kadınların öncü gücünü açığa çıkaran Zapatista kadınları, dünya devrim örgütlerine de örnek oldu. Kadınların öncü güç olması ile EZLN hareketinin yapısı tamamen değişirken, direnişin anatomisi kadınların bakış açısına göre şekillendi. Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri’nin (FARC) 50 yıllık mücadelesinde gerillaların yüzde 40'ını kadınlar oluşturdu. Kadınların her anlamda öncülük ettiği savaş ardından gelişen barış görüşmeleri sürecinde de kadınların sürece dahil edilmesi tamamen kendi mücadelelerinin eseri oldu. Nikaragua’da FSLN içerisindeki savaşçıların da yüzde 30’u ve üst düzey gerilla liderlerinin bir çoğu kadındı.
Nikaragua’da direniş tohumunu kadınlar ekti
1978'den 1990 yılına dek süren Nikaragua Devrimi ve FSLN hareketi içindeki binlerce kadın gerilla, günümüzde de devam edecek biçimde cinsiyet rollerini dönüştürdü. Özsavunma temelinde direniş içinde yer alan Nikaragua kadınları, kadınların siyasi, sosyal ve ekonomik gelişimlerini arttırarak devrim içinde devrim yaptı. Latin Amerika’daki özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin başından bu yana silahlı direnişin en aktif parçası olarak mücadele eden kadınlar, günümüzde de kıtanın birçok parçasında özsavunma güçleri olarak varlıklarını sürdürüyor.
Kızıl Ordu Fraksiyon’unda eşit temsil oranı
Kadınlar, 2’nci Dünya Savaşı’ndan sonra özellikle Batı Almanya’nın en güçlü devrimci örgütü olarak şehir gerillacılığı temelinde faaliyet gösteren Kızıl Ordu Fraksiyon’u içinde de birçok eylemde aktif olarak yer aldı. Kadın gerilla ordusu temelinde örgütlenmemesine rağmen RAF kurucu üyeleri arasında, yönetim kademelerinde ve eylemlere katılmada kadınların temsil oranı erkeklerle eşit düzeyde oldu.
Sri Lanka’da Özgürlük Kuşları
Tamil Kaplanları Hareketi, Sri Lanka devletinin uyguladığı insanlık dışı uygulamalardan, baskı ve katliamlardan dolayı yıllardır bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi veriyor. Tamil Kaplanları içerisinde yer alan Özgürlük Kuşları olarak bilinen kadınların bu bağımsızlık mücadelesinde rolleri oldukça etkiliydi. Sri Lanka devletine karşı 50 yılı aşkın bir süredir verilen mücadelede kadınlar, her zaman ön saflarda yer aldı.
Bambu sopalarıyla adalet
2006 yılında Hindistan'da yoksullara, kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçlarla mücadele etmek için kurulan Gulabi Gang yani Pempe Sopalı Kadınlar, erkek şiddetiyle karşılaştıklarında özsavunma haklarını kullanarak bambu sopalarıyla karşılık veriyor. Kuzey Hindistan'ın Banda bölgesindeki Sampat Pal Devi'nin köyündeki adaletsizlik ile savaşmak için bir grup kadınla başlattığı hareket Hindistan'a yayılarak, şimdilerde 400 binin üzerinde üyesi bulunan bir kadın hareketine dönüştü.
Filistin’de kadınlar direnişte
100 yılı aşkın süredir sömürge, sürgün ve işgale karşı direnen Filistin’de de kadınlar direnişin en önemli parçası oldu. Filistin’in özgürlüğü için ölen ilk kadın Fatma Gazel, Filistin kadın gerilla birliklerinin öncü isimlerinden. Dalal Mograbi ve Filistin halkının ve direnişin solunun simge isimlerinden biri olan Leyla Halid, ülkeleri ve özgürlükleri için özsavunma temelinde savaşan Filistinli kadınlardan sadece birkaçı. Direniş sırasında Filistin Halk Kurtuluş Cephesi saflarında yer alan kadınlar, “Bizim için en yüksek rütbe silah taşımaktı, bu şekilde kendimizi erkeklerin alanında kanıtlamak istiyoruz” diyerek, kadın özsavunma birlikleri temelinde direnişteki yerini aldı.
Kürdistan’da silahlı mücadele
Türk faşizmine karşı direnişin sürdüğü Kürdistan’da da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan öncülüğünde başlatılan gerilla savaşında, kadınlar en aktif şekilde rol aldı. Erkek egemen sisteme ve sömürgeci Türk devletinin faşizan uygulamalarına karşı mağduriyet söylemine sıkışıp kalmayı reddeden Kürt kadınları, direniş dilini 15 Ağustos 1984’ten sonra farklı bir aşamaya taşıyarak, “kadınlar adına bir kurşun” sloganıyla aktif olarak silahlı mücadeleye katıldı. Besê Anuş’tan, Azime’ye, Beritan’dan, Zilan’a kadar aldıkları silahlı mücadele mirasını bir üst aşamaya taşıyan Kürt kadın gerillaları, 1993’te Kürt halkının gerilla gücü olan ARGK içerisinde kadın özgün birlikleri oluşturdu.
İlk kadın partileşmesi
1995’te 1’nci Kürdistan Kadın Özgürlük Kongresi kararıyla (Yekîtiya Azadiya Jinên Kurdistan) YAJK’ kuran Kürt kadınları, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından ilan edilen Kadın kurtuluş İdeolojisi’nin pratikleştirilmesi amacıyla 8 Mart 1999’da Partiya Jinên Karkerên Kurdistan’ı (PJKK) ilan etti. Dönemin ihtiyaçları temelinde örgütlenerek direnişi geliştiren Kürt kadınları, 2004’te Partiya Azadiya Jin a Kurdistan’ı (PAJK) örgütledi. Kadınlar, silahlı direniş alanlarında ise YJA-STAR çatısı altında bir araya geldi. YJA-STAR, Rojava, Rojhilat ve Bakurê Kurdistan’da özsavunma temelinde Rojava’da kurulan YPJ, Şengal’de YJŞ, Rojhilatê Kurdistan’da HPJ ve en son Bakurê Kurdistan’da özyönetim direnişlerinde bir ihtiyaç olarak örgütlenen YPS-Jin’a temellerini attı, ilham verdi.
Devrim içinde devrim
Tarihteki ilk kadın ordulaşmasının öncülüğünü yapan Kürt kadınları, Kuzey Kürdistan başta olmak üzere, erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü bütün alanlarda mücadele etmeye devam ediyor. Devrim içinde devrim yapan bir diğer örnek ise YPJ'li kadınlar. DAİŞ çetelerinin Rojava'ya dönük saldırıları sırasında en ön cephelerde özsavunmada olan binlerce kadın, DAİŞ ile mücadelede Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) olarak ordulaştı. Êzîdî, Asuri, Arap, Kürt ve Süryani kadınlar olarak yerelden bir örgütlenme ile oluşan kadın ordusu, önce Kobanê’yi DAİŞ çetelerinden temizledi, ardından Şengal'e yönelik DAİŞ saldırısında tarihi bir direnişe imza attı.
Demokratik toplum inşasında kadın rengi
Bugün tüm dünya kadınlarına umut ve ilham olan ve direnişleriyle hayranlık uyandıran YPJ'li kadınlar, Rojava'daki devrime rengini kattı. Kadınlar, YPJ saflarında devrimin savunucusu ve devrime dönük saldırılara karşı en ön cephelerde direnerek tarihe not düştüler. YPJ'li kadınlar kimsenin karşısında duramadığı insanlık düşmanı DAİŞ'e karşı durdu ve onları yenilgiye uğrattı. YPJ'li kadınların Rojava'da direnişi sürerken, kadınlar aynı zamanda yaşamı yeniden örgütleme savaşını da veriyor ve demokratik toplum inşasında devrime kadının rengini nakşediyor.
Amazonlardan, YPJ kadın ordulaşmasına
Erkek egemen faşizmin gerici ve cinsiyetçi dayatmalarına, kendilerini yok sayan, katleden zihniyetine karşı Rojava’da YPJ, Hindistan’da Kızıl Tugay, Kuzey Amerika’da Silahlı Kızkardeşler, Şengal’de Yekîniyên Parastina Jinên Êzidxan adıyla örgütleyen kadınlar, fiziksel olarak varlığını, iradesini, kültürünü savunmaya ve büyüyerek kıtalara yayılmaya devam ediyor. Bu örnekler kadınların özsavunmaya ihtiyacı kadar, özsavunmasız özgür olamayacağını, örgütlenmemeyeceğini de ortaya koyuyor. Özsavunması hiçbir topluluk, özellikle de kadınların kendi renginde varlık göstermesi, çocuklarını koruması, geleceğini sağlam örmesi mümkün gözükmüyor. Unutulmamalıdır ki, savunmasız hiçbir canlı yoktur. Kendini savunmak en doğal, en meşru haktır.












