Mücadele eden kadınlar olarak her gün bizim için 8 Mart değerindedir. Bu yılki 8 Mart’ı başta Leyla Güven olmak üzere Bakure Suriye savaşında Arinler, Avestalar, Barinler öncülüğünde büyük direniş ortaya koyan tüm kadınlara adıyoruz. Dêrazor başarısı da onlara kutlu olsun diyoruz. 8 Mart’ta tüm kadınlara büyük başarıyı da müjdeliyoruz.
Rojava’da 2011 yılında başlayan iç savaştan sonra örgütlenen ve kendi ordularını kuran kadınlar YPJ ile büyük bir direniş destanına imza attılar. Ortadoğu’da kadın özgürlük mücadelesinin yarattığı kazanımlar, Ortadoğu ve dünya kadın mücadelesi tarihinde ancak yıllar sürecek olan gelişimlerin kat edilmesine ve kadınların yaşadığı sorunların daha görünür olmasına yol açtı. Bununla da kalmadı, görünür hale getirilen bu sorunların nasıl çözüleceğine dair de Kuzey Suriye’de bulunan bütün halklardan kadınlarla, kadın özgürlükçü bir yaşam hayata geçirilmeye başlandı. Dünya kadın mücadelesi tarihinde bir dönüm noktası olan kadın ordulaşması, Ortadoğu’yu ve dünyayı karanlığa gömmek isteyen DAİŞ barbarlığına karşı direnişiyle, DAİŞ‘in son kalesi olan Dêrazor’da büyük bir zafer elde etti. DAİŞ vahşetinin bitirildiğine dair açıklama da, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde yapılacak. DAİŞ‘in yenilgiye uğratılması, örgütlü kadın mücadelesi, öz savunmanın gerekliliği gibi birçok konuyu YPJ komutanlarından Newroz Ahmed ile konuştuk.
YPJ ordusu DAİŞ çetelerine karşı olağanüstü bir savaş yürüttü. Verdiğiniz bu mücadeleye dair neler söylemek istersiniz?
Tarihte egemen güçler dünyayı yeniden dizayn etme çabalarında bir alet kullanmak istemişlerdir. Kapitalist modernite cinsiyetçilik, dincilik, milliyetçilik ve bilimcilik araçları dünyaya yeniden şekil vermek istemiştir. Geçmişte olduğu gibi en tehlikeli araç olan dincilikle yüzyıla müdahale etmek istediler. Bu nedenle DAİŞ diye bir oluşuma gittiler. DAİŞ kapitalizmin çöplüğünde oluştu. Bu açıdan kapitalist sistemin tüm kirine, pasına sahiptir. Bu yolla da Ortadoğu’ya müdahale etmek istediler. Büyük Ortadoğu Projesi denilen planın parçasını da bu oluşturmaktadır. Bu amaçla DAİŞ Ortadoğu halklarının ve kadınların başına bela edildi. Musul’da başlayan operasyon Dêrazor ile son buldu. Musul bilinçli DAİŞ’e teslim edildi. DAİŞ kendisiyle büyük bir korku imparatorluğu da geliştirerek, toplumu teslim almak istedi. En temelde kadın şahsında toplumu iradesizleştirmek istedi. Musul’da, Şengal’de kaçırılan kadınların köle pazarlarında satılması bunun bir sonucu olarak gelişti. İnsanlık dışı tüm yöntemleri devreye koyarak ilerlemek istedi.
Kürtler 21. yüzyıla örgütlü bir güç olarak girdi, özgürlüğü için büyük kazanımlar elde etti. Kırk yılı aşkın özgürlük mücadelesiyle yeni değerler, yeni kimlikleri kazandı. Kendi statüsünü belirledi. Kürtlerin örgütlü duruşu, kapitalist modernite ve onun işbirlikçi güçlerinin çıkarlarına tersti. Bu engelin aşılması gerekiyordu. Kürt özgürlük hareketinin, toplumunun dağıtılması, tasfiye edilmesi kararlaştırılmıştı. DAİŞ’in Şengal’e saldırması bu konseptin bir sonucuydu. Sonrasında Kuzey Kürdistan, Güney ve Rojava’ya saldırılarla devam edecekti. Özgürlük hareketi DAİŞ karşısında büyük başarılar elde etti. Kobanê ile başlayan zafer Dêrazor’da taçlandı. DAİŞ karşısında başarılı olan tek güç biz olduk. Tüm dünya bu başarıya tanıktır. Dünyanın en güzel kızları, oğulları en çirkin ve kötü olanları yendi. Demokratik ulus bilinci, inancı ve ruhu temelinde bir duruş gösterildi. Kobanê ile başlayan Derazor’la sona eren savaş özünde kapitalist modernite ve demokratik modernite arasındaki savaştır. Yani bu savaş ideolojiktir, paradigmasaldır, felsefiktir. Ve kazanan demokratik modernitedir. Kazanan, kadınlar şahsında toplumdur. YPJ bu anlamda örgütlü kadın duruşu olarak bir kez daha tüm dünyaya özgür kadınla demokratik topluma mesajını güçlü vermiştir. YPJ, Kürt kadının özgürlük mücadelesinin evrenselleştirilmesinde tarihi bir rol oynamıştır. Özgür bilinç, inanç, irade ve örgütlülük temelinde bir kez daha direnenlerin kazandığını ispatlamıştır.
DAİŞ tehdidinin ortadan kaldırılmasıyla Rojava, dolayısıyla kadınlar üzerindeki tehdit sona erdi mi? Nasıl bir tehdit söz konusu?
En son Dêrazor hamlesinin de başarıyla sonuçlanması DAİŞ’in fiziki olarak Kuzey Suriye topraklarında bitişini de ifade ediyor. DAİŞ artık eskisi gibi şehir savaşlarını açıktan verecek güçten yoksun olacak. En son kalesi de düştü. Ancak DAİŞ tümden bitti demek doğru değildir. Zaman zaman başta Reqa-Tebqa olmak üzere Kuzey Suriye’nin kimi alanlarında yaşanan patlamalar bunun göstergesidir. Uyuyan hücreler mevcuttur. O yüzden DAİŞ’in zeminini kurutmak uzun bir zamanı alacaktır.
DAİŞ’in fiziksel olarak bu topraklardan temizlenmesi bu zihniyetin de bittiği, kadınların özgürleştiği anlamına geliyor mu? Bu zihniyeti ortadan kaldırmak için YPJ nasıl bir mücadele konsepti izleyecek?
Zihniyet olarak DAİŞ’in bitirilmesi uzun ve kapsamlı bir toplumsal mücadeleyi gerektirir. Bu toprakların toplumsal şekillenişi biliniyor. Toplum, dincilikle çok fazla ahlaki değerlerinden uzaklaştırılmış, politik olarak geriletilmiş, iradesizleştirilmiştir. Kuru inanca dayalı yapılanma bu nedenle başta Araplar olmak üzere Ortadoğu toplumlarında gelişkindir. DAİŞ bu gerçekliği kendisine zemin yaptı. Bu zihniyet ve yapılanmaların aşılması ancak güçlü bir Ortadoğu rönesansı ile mümkündür. Bu nedenle Kuzey Suriye’de kadın özgürlük mücadelesi öncülüğünde gelişen toplumsal mücadele tarihi öneme sahiptir. Demokratik özerklik yapılanması toplumu öz yönetim gücüne kavuşturacağı gibi toplumu da demokratikleştirecektir. Bundan sonra da daha fazla ağırlık vereceğimiz çalışmalar toplumun eğitim ve örgütlenme çalışmalarıdır. Diğeri de DAİŞ’e karşı lokal operasyonlarda bulunmak. Çünkü halen ciddi tehlike içeriyor. Bundan sonra daha duyarlı ve örgütlü mücadele etmemiz gerekir hem DAİŞ hem de aileleri için. Bu konuda uluslarası güçlerin daha fazla yardımcı olması gerekir.
Rojava’nın önemli bir düşmanı bu topraklardan siliniyor. Peki YPJ, DAİŞ sonrası kendisini nasıl konumlandıracak, nasıl yapılandıracak? Hedefleriniz nedir?
Şimdiye kadar DAİŞ’le olan mücadelemiz DAİŞ’i fiziki olarak bu topraklarda bitirmeye dönük olduğu için savaş taktiklerimiz de, örgütlenmemiz de buna göre biçimlendi. Ancak Dêrazor sonrası yeni bir durum değerlendirmesini gerekli kıldı. Bu nedenle YPJ güçleri olarak kendimizi yeni sürece göre daha güçlü nasıl örgütlendirebiliriz üzerinden önemli tartışmalar yürüttük, yürütmekteyiz. YPJ Kuzey Suriye’de kadınların meşru savunma gücü olduğundan kadının haklarının korunması için rolünü daha güçlü oynayacaktır. Kendi meclislerini daha güçlü yapılandırarak toplumsallaştıracaktır. Özgürlük mevzilerini korumak kadar DAİŞ ile mücadelede elde ettiği deneyimleri tüm kadınlarla ortaklaştırma planlamalarını geliştirecektir. Özsavunma alanında kadını daha fazla örgütleme, eğitme, güçlendirme çalışmalarına ağırlık verecektir.
Geride bıraktığınız bir kadın şehitler ordusu var. Buna ilişkin neler söylemek istersiniz?
Sekiz yıl DAİŞ ve türevleri ile büyük bir savaş verdik. Özgürlük tarihinden biliyoruz ki, özgürlük mücadelesi bedelsiz olmuyor. Kadınlar kendi özgür gelecekleri için tarihin her döneminde büyük mücadeleleri göze alarak büyük bedeller ödediler. Bizler Rozaların, Clara Zetkinlerin, Leylaların, Saraların direniş mirası üzerinden biçim alan, gelişen özgürlük savaşçılarıyız. Özgür bir kişilik, toplum ve gelecek açısından bedeller kaçınılmazdır. Bugün DAİŞ’in yenilgisinden bahsediyoruz, kadınlar ve topluma yeni zaferleri müjdeliyoruz. Bu, şüphesiz en temelde şehitlerimizin büyük çabaları ve mücadelesi sayesinde oldu. Arînlerin, Barînlerin, Avestaların ve daha nicelerinin büyük özgürlük duruşu, mücadelesi bizi başarıya götürdü. Her şehit yeni ve özgür toplum açısından mihenk taşıdır. Her şehadet bizde tanımsız acılara da vesile olur. Dünyanın en güzel gençleri bir toplumun özgürlük sorunu söz konusu olduğunda büyük bir fedai duruş ortaya koydu. Bizler, yaşamı uğrunda ölecek kadar çok seven insanlar topluluğuyuz. Yeni, asıl olanı yaratmak için bedel ödememiz gerektiğini biliyoruz. Kendini uçurumlardan atan Besêlerin, uçurum çiçeği olan Bêrîtanların, bedenini bombaya çeviren Zilanların, bedenini ateş topu haline getiren Semaların izinde ilerleyen, onların hakikatini kendi hakikati bilen ve bu temelde ilerleyen insanlarız. Bu anlamda şehide bağlılık davaya bağlılıktır. Bizim için önemli olan şehitlerimizin yarıda bıraktıklarını tamamlamak, bu mücadeleyi başarıya kavuşturmaktır. Şehide bağlılığımız da budur.
Dünya kadınları Kürt Özgürlük Mücadelesini YPJ’nin mücadelesiyle tanıdı. Jin Jiyan Azadî sloganı böylelikle evrenselleşti. Ortadoğu ve dünya kadınlarının kendi savunma sistemlerini oluşturması konusunda önerileriniz var mı?
Kürt kadın özgürlük mücadelesi dört parça Kürdistan’da verdiği büyük özgürlük mücadelesiyle kendisini Ortadoğu’ya ve dünyaya tanıtmada önemli bir güç elde etti.YPJ, kadın özgürlük mücadelesinin daha fazla evrenselleşmesine neden oldu. Ancak belirttiğim gibi öncesinden de bunun zemini vardı. Bu zemin üzerinde YPJ daha fazla gelişti, güçlendi, evrenselleşti. YPJ DAİŞ’in salıvermek istediği korku imparatorluğunu yıkarak kadınlara öz bilinç, öz irade ve öz örgütlülük temelinde bilinç, inanç ve irade aşıladı. Öz savunma alanında kadınları büyük bir örgütlü güce kavuşturdu. Kadınlar binlerce yıldır erkek egemen zihniyeti ve sistemi altında büyük kıyımlardan geçtiler. En son DAİŞ yoluyla tekrardan kıyımla karşı karşıya kaldılar. Kadının iradesizleştirilmesiyle toplumun iradesizleştirilmesi esas alındı. Kadınlar 21. yüzyıla büyük bir uyanışla girdiler. Bu yüzyılı kadın yüzyılı yapmakta kararlılar. Egemen sistem büyük bir çöküşle karşı karşıya kaldığı için güçlenen, bilinçlenen ve örgütlenen kadına büyük bir saldırı ile yöneldi. Kadının gücünden, örgütlülüğünden korkan, yalancı ve kurnaz erkekler birleşerek kadınları tekrardan kölelik statüsünde tutmak istediler. Ancak YPJ bu hesapları bozdu. Direnişiyle, örgütlü mücadelesiyle kadınlara yeni umut, güç aşıladı. Kobanê zaferiyle YPJ örgütlü mücadelesi tüm dünya kadınlarını etkiledi, çekim merkezine haline geldi. Bu nedenle Türkmen, Çerkez, Arap, Süryani, Ermeni, Fransız, İtalyan, Arjantinli, Avusturalyalı gibi birçok etnik kimliğe sahip kadınlar YPJ saflarında yer alarak, direnişi ortaklaştırarak büyüttüler. Erkek faşizmine karşı kadınlar direniş cephesini, YPJ öncülüğünde geliştirdiler. YPJ’nin direnişi tüm dünya kadınlarına kendi haklarına her zaman, her yerde sahip çıkmasını öğretti. Öz savunma bilinci temelinde başta aile içi şiddet olmak üzere erkek ve devlet terörüne karşı daha örgütlü mücadele etmesine yol açtı. Pakistan’dan Arjantin’e kadar kadınlar büyük bir ilgi ve çaba ile YPJ mücadelesine sarıldılar. Geçen yıl Efrîn’e dönük işgal girişiminde kadınlar büyük bir mücadele duruşu içinde oldular. YPJ öz savunma alanında kadınlara umut, güven ve güç aşılayarak kendi haklarına daha fazla sahip çıkmalarına yol açtı. Bunu daha da ilerletme temelinde çaba ve mücadelemiz devam edecektir. İlk iki yıl önce 4 Nisan’da yani YPJ’nin kuruluş yıldönümünde bir öz savunma çalıştayı gerçekleştirdik. Bunu Ortadoğu kapsamında ele aldık. Birçok kadın örgütü, kurumu bu çalıştayda hazır bulundu. Öz savunma alanında elde ettiğimiz kazanımları, tecrübeleri ortaklaştırdık. Ve erkek faşizmine karşı kadınların direniş mücadelesini ortaklaştırarak büyütmede önemli karar ve planlamalara ulaştık. Kadınların öz savunma alanında ortak bir örgütlülüğe ihtiyacı var. Ortak bir çatı altında tüm öz savunma güçleri olarak örgütlenebiliriz. Önemli olan ortaklaşmak, gücümüze güç katmaktır. Bu konuda yürüttüğümüz önemli tartışmalar var. Yine öz savunma dünya çalıştayını gerçekleştirme planına sahibiz. Bu çalıştayda bir kez daha kadınlar olarak öz savunma alanında yaşadığımız sorunları tartışarak çözüm yollarını da geliştireceğiz. YPJ’nin tarihi deneyimini, tecrübesini tüm kadınlarla buluşturacak, ortaklaştıracağız.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için mesajınız nedir?
Yeni bir 8 Mart’a girerken, öncelikle tüm kadınların dünya emekçi kadınlar gününü kutluyorum. Bu yılki 8 Mart’ı Leyla Güvenler öncülüğünde gelişen büyük direnişlerle karşılıyoruz. Direniş Başûr, Avrupa, Mexmûr ve zindanlarda devam ediyor. Önder Apo’ya yönelik geliştirilen ağırlaştırılmış tecridi kırma temelinde gelişen bu eylemlilikler tarihi önemdedir. Bir kez daha bize yaşamın direniş olduğunu gösteriyor. Yaşam biz kadınlar açısından baştan aşağıya direniş demektir. Faşizm tekrardan tırmanışa geçmeye çalışıyor, kadınlar soluksuz bırakılmak isteniyor. Kadın özgürlük mücadelesi için çaba ortaya koyan Önder Apo’nun da İmralı’ya kapatılması bundan kaynaklıdır.
8 Mart’ın hakikati de budur, yani direniştir. Kadınlar kendi haklarına kavuşmak için büyük bir mücadele ile bedel ödediler, ödüyorlar. Kadın direnişi özgürleştirir. Bu anlamda direnişi büyütmek ve toplumsallaştırmak gerekir. Mücadele eden kadınlar olarak her gün bizim için 8 Mart değerindedir. Biz 8 Mart’lara böyle anlam biçiyoruz. Bu yılki 8 Mart’ı başta Leyla Güven olmak üzere Kuzey Suriye savaşında Arînler, Avestalar, Barînler öncülüğünde büyük direniş ortaya koyan tüm kadınlara adıyoruz. Dêrazor başarısı da onlara kutlu olsun diyoruz. 8 Mart’ta tüm kadınlara büyük başarıyı da müjdeliyoruz. Dêrazor hamlesi, güzel ve direnen kadınların çirkin ve kötü erkekler karşısındaki büyük özgürlük duruşudur. Bu duruşu daha fazla büyütme ve toplumsallaştırma temelinde tüm kadınların 8 Mart’ını kutluyorum. Yarınlar direnen ve bu temelde kazanan kadınlarındır.