
Strasbourg'da devam eden süresiz dönüşümsüz açlık grevi 24. gününde. Eylemcilerde saplık sorunları artıyor. Taleplere yönelik sessizlik karşısında, eylemciler bugün yine CPT önünde eylemdeydi.
Fransa'nın Strasbourg 1 Mart'tan itibaren devam eden süresiz dönüşümsüz açlık grevi, Kürdistanlıların destek ziyaretiyle sürüyor. Açlık grevini sürdüren 15 eylemcinin her geçen gün sağlık problemleri artıyor. Eylemcilerin sağlık kontrollerini yapan, Dr. Fahrettin Gülşen, eylemcilerde aşırı baş ağrısı ve kilo kaybının olduğunu belirtti. Kadın eylemcilerde ortalama kilo kaybı 7, erkek eylemcilerde ise 13 kilograma kadar yükseldi.
Kadınlar CPT önündeydi
Strasbourg'daki 5 günlük dönüşümlü açlık grevini devralan Kürt Kadın Hareketi üyleri de günlerdir Avrupa Konseyi önündeki eylemlerini sürdürüyor. Dönüşümlü açlık grevinde yer alan yaklaşık 40 eylemci kadın, dün de İşkenceyi Önleme Komitesi'nin (CPT) önünde eylem gerçekleştirdi. Grup içinde MLKP üyesi kadınlar da bulunuyor. CPT önündeki eylemde kadınlar bir kez daha taleplerini dillendirerek, başta Avrupa Konseyi(AK) ve CPT olmak üzere, Avrupa'daki kurumlara harekete geçmeleri için çağrıda bulundu. Daha sonra eylemlerini Avrupa Konseyi önünde sürdüren Kürt Kadın Hareketi üyeleri, eylemin içeriğini anlatan bildiriler ve sloganlarıyla kamuoyunu da duyarlılığa çağırdı.
Dış kamuoyuna yönelik çalışmalar sürüyor
Açlık grevinin başlamasıyla çalışmalarına start verilen Dayanışma Komitesi de Avrupa'daki kamuoyunu, açlık grevi eyleminden haberdar etmek için yoğun bir çalışma yürütüyor. Dayanışma Komitesi'nde üniversite öğrencileri, Irkçılığa Karşı Halkların Kardeşliği adlı sivil toplum kurumu (MRAP), Fransa Komünist Partisi, Cercles Komünist Partisi (Komünist Çemberi) Barış Harekatı, Alsace Loraine Kürt Dostluk Dayanışma Komitesi ve Hıristiyan Papazlar Birliği Kurumu temsilcileri yer alıyor.
15 kişinin aktif çalışma yürüttüğü Komite'ye her gün yeni kurum ve kişier dahil oluyor. Kurumun dün yapılan haftalık toplantısına Kadın Eşitliği Kurumu ve FSU (Eğitim Sendikasından) temsilcileri de katıldı.
Dayanışma Komitesi, Strasbourg'dan seçilen Fransa Parlamentosu Sosyalist Milletvekili Armond Jung ile bir görüşme gerçekleştirdi. Jung, eylemcilerin taleplerini desteklediklerini ifade ederek, konuyla ilgili Fransa Dışişleri Bakanlığı'na bir soru önergesi vereceğini bildirdi.
İmza metni internette
Komite, Fransız kamuoyunun duyarlılığını geliştirmek amacıyla, Fransa'da seçimler öncesi yapılan toplantılara da katılarak, grev hakkında bilgilendirmede bulunuyor.
Fransızların içinde yer aldığı Dayanışma komitesinin hazırladığı imza metni de yoğun ilgi görüyor. Avrupa kamuoyundan yoğun ilgi görüyor. Komite profesörlerden, sivil toplum kuruluşlarına, öğrencilerden öğretmenlere kadar birçok kesimden destek almış durumda.
Metni imzalayanlar arasında AP üyesi Fransız, İspanyol, Alman ve İrlanda asıllı 20 milletvekili ile birlikte, 20 papaz da bulunuyor.
İmza metnine internet aracılığıyla katılım sağlamak da mümkün. (www.petitions24.net / soutenir_les_grevistes_de_la_faim_kurdes) adresinden ulaşılabiliyor. Fransızca ve İngilizce olarak hazırlanan metni imzalamak isteyenler bu adres üzerinden katılım sağlayabiliyor.
Dayanışma Komitesi hafta başında AP İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Barbara Lochbiller, AP Dışilişkiler Komisyonu Başkanı Elmar Brok, AB-Türkiye Karma Komisyon Başkanı Helene Flautre'ye yönelik açlık grevi eylemi ile ilgili bir mektup kaleme almıştı. Mektupta Strasbourg'da 24. gününe giren eylemin bahsi geçen komisyonların sorumluluk alanında olduğu hatırlatılarak, bu konuda ne tür girişimlerde bulunacakları soruldu.
Fransız Sol Partisi'nden mesaj
Eyleme dış kamuoyunun ilgisi de büyük. Fransa Sol Partisi de grevcilere dayanışma mesajı gönderdi. Sol Parti mesajında, bu eylemin, Öcalan'ın durumu karşısında bir zorunluluk olduğuna dikkat çekildi. Mesajda ayrıca Türkiye'nin politikalarının teşhir edilmesi gerektiği ifade edildi.
Norveç Dışışleri Bakanlığı'ndan Enayati'ye cevap
Öte yandan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemcilerinden
Doğu Kürdistanlı Nigar Enayati'nin durumu, vatandaşı olduğu Norveç'te siyasetçiler tarafından takip ediliyor. Norveç'te 2007 ve 2011 yılları arasında Oslo Belediye Meclis üyeliği yapan Enayati, aynı zamanda Kızıl Parti üyesi. Enayati, 12 Mart tarihinde Norveç Dışişleri Bakanlığı'na hitaben bir mektup kaleme almıştı. Mektubunda, Kuzey Kürdistan'da süren soykırım siyaseti ve Kürt Halk Önderi Öcalan'a uygulanan tecrit politikasına dikkat çeken Enayati, neden böyle bir eyleme başvurduğunu etraflıca anlatarak ve eylemde öne sürdükleri temel talepleri de mektuba ek olarak iletmişti.
Enayati vatandaşı olduğu Norveç hükümetinin Türkiye'ye silah satışını da durdurmasını istemişti.
Gönderilen mektup ardından, Norveç Dışişleri Bakanlığı'ndan Enayati'ye resmi bir cevap geldi. Mektubun kendilerine ulaştığını belirten Bakanlık Sözcüsü, her 15 eylemcinin sağlık durumundan endişe duyduklarını belirtti. Enayati'nin mektubu, Norveç'in yaygın medya kuruluşları arasında yer alan Klassekampen Gazetesi'nde de yayınlandı.
Enayati'nin durumuyla ilgili girişimler bununla sınırlı değil. Norveç'teki Sağ Parti, Sosyal Sol Parti ve Komünist Parti de eylemcilere desteklerini ifade etti. Ayrıca Sağ Partili parlamenter Peter S. Gitmark Enayati'yi telefonla arayarak, destek verdiklerini belirtti. Gitmark, Kuzey Kurdistan'daki Newroz kutlamalarına katılan halka da selamlarını iletti.
Stockholm'de de eylem
İsveç'in Stockholm kentinde Strasbourg'daki açlık grevine destek amacıyla 19 Mart'ta başlatılan açlık grevi de devam ediyor. Açlık grevine katılan Kürdistanlılar, dün Avrupa Birliği Binası önünde bir gösteri yaparak, yetkililerle görüşme talebinde bulundu. Gösteri esnasında eylemcilerden bir heyet, Avrupa Birliği görevlileri ile görüştü. Görüşmede AKP hükümetinin Kürt karşıtı politikaları, tecrit ve Kürtlere yönelik katliamlara dikkat çekilerek, saldırılara karşı tavır alınması istendi. Görüşme ardından, Avrupa Birliği’ne hitaben yazılan, İsveç Kürt Konseyi ve 10 Derneğin imzaladığı mektup ile Kürdistan’daki son gelişmeleri yansıtan dosya AB görevlilerine verildi.
Açlık grevi eylemcileri bugün de saat 13'te açlık grevini sürdürdükleri çadır meydanında taleplerine yönelik kitlesel basın açıklaması yapacak.
ZİLAN DİYAR - STRASBOURG
İnsanlığın masum yüzü
Strasbourg’daki süresiz dönüşümsüz açlık grevi 24. gününe girerken, taleplere yönelik somut bir adım atılmış değil. Avrupa’daki İnsan hakları savunucuları, açlık grevlerinin topluma karşı son görev olduğuna dikkat çekerek, bunu insanlığın en masum yüzünü temsil eden hukuk ve adalet eylemi olarak tanımladı.
BM’de temsil edilen hükümetler dışı ‘Hak İhlallerine Karşı Girişim Örgütü’ Temsilcisi Adalbert Krause, Rus gazeteci ve Türkiye uzmanı Karolek Vladislas, uluslararası medya etiği ve medyaya karşı kişi hakları alanında uzman olan İngiliz Avukat Scarlett Arwen ve Hindistan Gandhi Öğretisini Koruma-Geliştirme Merkezi Başkanı Sosyolog Sukhatme Genethepan, devam eden açlık grevlerini gazetemize değerlendirdi.
‘Açlık grevleri topluma karşı son görevdir’
Hak İhlallerine Karşı Girişim Örgütü Temsilcisi Adalbert Krause, yaşanan hak ihlallere karşı hukuk yollarının kapanması, adaletin işlememesi veya işletilmemesi, bununla birlikte kişi veya toplumun tecrit altına alınmasından dolayı açlık grevlerine başvurulduğunu belirtti. Krause, „Açlık grevi kişinin topluma karşı son görevidir. Kişi kendi varlığını, kendisi ya da hedeflediği amaç için ölüme yatırıyor. Bu da oldukça yüksek değerde bir insani girişimdir. Açlık grevleri sanıldığı gibi, çaresizlik sonucu gerçekleşmiyor. Güçlü bir umudun gelişmesi için yapılıyor“ şeklinde konuştu.
Kürtler kadim bir halk
Krause, Kürtlerin kadim bir halk olduğunu belirterek şunları söyledi: „Çevresindeki halklara ve kültürlere bir çok değer vermiş bu halkın hala özgürlüğü için mücadele vermesi aslında bir insanlık ayıbıdır. Kürtlerin yaşadığı dört ülkenin de totaliter rejimlere sahip olması ve burada yaşayan Kürtlerin hala uluslararası politikalar doğrultusunda değerlendirilmesi ise uygar! devletlerin bir ayıbıdır.“
Açlık grevlerini sürdürenlerin insanlığın onurlu yüzünü temsil ettiğini belirten Krause sonuç olarak „Elde edeceğim bilgileri çevremle paylaşıp gündemleştirmeye çalışacağım. Umarım grevciler hayatlarına mal olmayacak günlerde hedeflerini gerçekleştirirler“dedi.
‘Kürt mücadelesi bastırılamaz’
Türkiye siyaset uzmanı Rus gazeteci Karolek Vladislas ise, ABD’nin Kürt çıkmazında veya çözümünde kilit bir role sahip olduğunu vurguladı. Vladislas,“Türkiye son on yıldır hiç olmadığı kadar ABD’nin güdümüne girdi. Yine ABD’nin Türkiye’ye sağladığı Avrupa Birliği desteği söz konusudur. Kendisine verilen bölgesel rollerden dolayı Türkiye içeride başta Kürtler olmak üzere demokratik haklara hoyratça bir tutum sergiliyor“dedi.
Vladislas, Kürt sorununda şiddetin hala çözüm olarak görülmesinin bu stratejiden kaynaklandığını belirterek „PKK bu savaşta yenilmeyecektir ve Türk devleti de bir yenilgi yaşamayacaktır. Sonuçta on yıl sonra da olsa Habur yeniden yaşanacak ve Öcalan arkadaşlarını karşılayacaktır“ dedi.
Açlık grevlerine ilişkin ise Rus uzman Vladislas „Kürtlerde hiç kimsenin Gandhicilik (bunu küçümsediğim için söylemiyorum) beklememeli. Elinde silah olan, çatışan, kitle desteği olan, uluslararası isim yapmış, baskılar gören ve her gün ölümlerin yaşandığı bir halktan bahsediyoruz. Açlık grevleri de mevcut Türk devletinin yürüttüğü politikaların bir sonucudur. Kürtler elindeki bir çok argümandan bir tanesini kullanıyor sadece. Bu nedenle açlık grevlerinin hedefi önemli değil. Önemli olan Kürtlerin mücadelesidir. Açlık grevide bunun bir parçasıdır“dedi.
Vladislas, Kürt mücadelesinin gelinen aşamada bastırılamayacağını belirterek, „halklar barışa ve diyaloga önemli ölçüde hazır. Ama, AKP hükümeti Kürt sorununu bir iç politika malzemesi yaparak dengelerini kurmaya çalışıyor. Görünen o ki, Kürtlerin artık bu ve benzer politikalara fazla tahamülü kalmamış“ şeklinde konuştu.
Dış kamuoyu oluşturulmalı
Uluslararası medya etiği ve medyaya karşı kişi hakları uzmanı İngiliz Avukat Scarlett Arwen, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit ve buna karşı gerçekleşen açlık grevlerinden haberdar olmadıklarını belirterek, bu konuda dışa yönelik kamuoyu oluşturmanın önemine dikkat çekti.
Avrupa’da artık açlık grevlerinin gerçekleşmediğini söyleyen Arwen, Kürtlerin bu girişimi ve eylem biçiminin, iyi bir kamoyu oluşturulması durumunda ilgi toplayacağını vurguladı. Arwen, „Çünkü, açlık grevleri insanlığın en masum yüzüdür. Kamuoyunda en etkili güce sahiptir“ dedi. Kürt sorununun sadece ölen asker veya gerilla sayısıyla kamuoyuna yansıdığını belirten Arwen, bütünlüklü olarak yansıması için medyanın iyi kullanılmasının önemine vurgu yaptı.
En yalın adalet ve hukuk eylemi
Gandhi Öğretisini Koruma ve Geliştirme Merkezi Başkanı Sosyolog Sukhatme Genethepan, açlık grevlerine büyük değer biçtiğini belirtti. Genethepan, „Bu eylem biçimi kişi ve toplum arasındaki en yalın adalet ve hukuk oluşturma biçimidir’’ dedi.
Genethepan, hiç kimseden Gandhi gibi haraket etmesini beklemediklerini belirterek „Önemli olan onun düşünsel felsefesini anlamak ve dünyanın bu felsefe çerçevesinde birleşmesini sağlamaktır. Kürtler bu gün açlık grevindeyse bu felsefenin ve inancın ne kadar gerekli olduğunu bize gösteriyorlar demektir“ diye konuştu.
Kürtlerin özgürlük için silahlı mücadele verdiğini, bunun için onbinlerce insanın öldüğünü vurgulayan Genethepan, Kürtlerin de bu ve benzeri eylemlerle ölüme karşı çıktıklarını ve barış istediklerini belirtterek, şunları ekledi: „Sayın Öcalan Gandhi ve Gandhi Sayın Öcalan olamaz. Her ikisini de belirleyen karşılarındaki güçtür. İkisinin de ortak noktası her şeyin diyalog yolu ile çözüleceğine dair inançlarıdır. Gandhi’ye inanan insanlar kadar, Öcalan’a da inanan insanları da saygı ile karşılıyoruz. Toplumların gerçeği kadar liderlerin de gerçeğine inanmamız gerekiyor. Ama ne yazık ki liderler, yaşadıkları dönem içinde gerektiği kadar değer görmüyorlar. Ben şahsen Öcalan’ın yaşadığı süreç içinde ona değer verenlere çok büyük inanç besliyorum. Bu nedenle açlık grevlerinin Sayın Öcalan için yapılmasını değerli buluyorum. Çünkü, liderlerin şahsında bir halka karşı duyulan sorumluluk söz konusudur.“
ALİ ONGAN - BASEL