Wan'daki kadın kurumları temsilcileri, Mersin'de tanıştığı Cuma Yiğit adlı kişi ile 8 ay önce imam nikahı ile evlendikten kısa bir süre sonra, 12 Ekim'de Dîlok'ta (Antep) eşi tarafından katledilen Fatma Erek'in Sixkê (Bostaniçi) Beldesi'nde bulunan mezarını dün ziyaret etti.
Gündoğdu Mahallesi'nde bulunan Erek'in babasının evinde kurulan taziye çadırında bir araya gelen kadınlar, Erek'in defnedildiği mahalle mezarlığına kadar yürüyüş düzenledi. Erek'in mezarını ziyaret eden kadınlar adına açıklama yapan Bostaniçi Belediyesi Maya Kadın Danışma Merkezi Sorumlusu Ferahat Akın, bin yıllardır tarihsel gerçekliği görülmeyen kadının; devletçi, militarist, sömürgeci zihniyetin namusu, mülkiyeti olarak görülerek, katliama tabi tutulduğuna işaret etti. Akın, binyıllardır kılık değiştirerek kadınları kırımdan geçiren zihniyetin temsilcilerinin şimdi de kadın kurtarıcıları olarak siyaset sahnesine çıktığını ifade ederek, kadın cinayetlerine yönelik yapılan yasal düzenlemelerin gerçekçi olmamakla birlikte kadınların savunmasız bırakıldığını söyledi. Akın, AKP'nin iktidarda olduğu dönemde yaşanan kadın ölümlerini hatırlatarak, "Gerçekçi olmayan tedbirler çözüm olabilseydi, 8 yıl içinde kadın kırım oranı yüzde bin dört yüz artış göstermezdi" dedi.

Yasal boşluklar kadınları katletmeye yetiyor
Yetkililere, "Bu tür tedbirler kadın katliamlarını önlüyor mu? Kadının bir mal gibi alınıp satılmasının önüne geçebiliyor mu? Kadın kırımında ısrar eden zihniyeti değiştiriyor mu?" sorularını yönelten Akın, "Eğer alınan tedbirler çözüm olsaydı, hala kadın cinayetleri yaşanmaz, kadınlar kurtuluş olarak intiharı düşünmezlerdi. Yasal boşluklar ve yetersiz tedbirler kadın cinayetlerinin daha kolay işlenmesine zemin hazırlamaktadır. Halen kafada soru işareti bırakan aydınlanmayan ve örtbas edilen sayısız kadın cinayetleri yaşanmaya devam ediyor" ifadesinde bulundu.

Basının cinsiyetçi dilini teşhir ediyoruz
Fatma Erek'in defalarca şiddete uğramasının ardından canice katledildiğini söyleyen Akın, bu olayda da basının, haberi 'yanlış ve yanlı' servis ettiğini aktardı. Akın; "Fatma Erek örneğinde olduğu gibi kadın katliamlarını meşrulaştıran, toplum nezdinde yaşanan katliamları haklılaştıran ve nedenleri sıralarken kadını suçlu gören anlayışı ve cinsiyetçi basın dilini reddediyoruz. Basın, erkek egemen zihniyetin temel yargılarından biri olan 'kadın dayak yemişse ya da öldürülmüşse muhakkak bunu hak etmiştir' söylemini koruyarak, bir kadının yaşam hakkının ihlalini görünmez kılmaktadır. Eğer basın ahlaksızca kadını teşhir üzerinden gidiyorsa, biz kadınlar da basının cinsiyetçi ve yanlı dilini teşhir ediyoruz" dedi.

Yasaların erkeği koruduğunu dile getiren Akın, "Biz kadın kurumları olarak hem bu eril, cinsiyetçi, statükocu zihniyeti, ideolojik aygıtları olan yanlı basını, kadını korumayan erkeği koruyan yasaları kınıyor, bir an önce devleti ve yargıyı harekete geçmeleri için göreve davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.

DİHA/WAN