Amed'in Sûr İlçesi'nde evde bulunan tabancayla 'intihar' ettiği iddia edilen 16 yaşındaki Zehra Çelik isimli genç kadının ölümünün ardından, olayı araştıran polislerin 3 ay önce Çelik ile imam nikahı kıyan Salih Aydar'ın ifadesini dahi almadığı öğrenildi. Artarak devam eden ve kayıtlara 'intihar' olarak geçen kadın ölümlerine tepki gösteren Amed Büyükşehir Belediyesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİKASUM) Koordinatörü Özlem Özen, basına 'intihar' olarak yansıyan kadın ölümlerini araştırdıklarında altında 'cinayetler' çıktığını belirterek, "Kadın intiharları dediğimiz olaylarda kadını katletme var. İntihar süsü verilerek, kadın cinayetleri işleniyor. Bunun nedenleri derinlikli araştırılmıyor" dedi.
Yargı eril sistemin devamı
Ülkedeki yargı sisteminin de eril zihniyetin ve sisteminin bir devamı olduğunu ifade eden Özen, "Hakim ve savcıların verdiği kararlar katil ve tecavüzcüleri cesaretlendiriyor" diye konuştu.
Ceren Kadın Merkezi çalışanı sosyolog Ayşe Çaçan ise, medyanın kullandığı eril dilin kadın katliamlarını meşrulaştırdığına dikkat çekti. Çaçan, gerekçelendirildikçe kadın katliamlarında bir artışın söz konusu olduğunu belirterek, "Tüm engellere rağmen Türkiye'deki kadınlarla ortaklaşıp, aldığımız kararlar doğrultusunda mücadelemize devam edeceğiz" dedi.
Düşmanımız eril zihniyet
EPİDEM Koordinatörü Neslihan Başak ise, kadınlar olarak bir var oluş mücadelesi verdiklerini ifade ederek, bunun için mücadele yürüttüklerini söyledi. "Bizimle siyasal olarak bir sorunu olan devlet, hem Kürt hem de kadın kimliğimiz üzerinden baskı uyguluyor" diyen Başak, "Devlet tarafından toplumda var olan eril zihniyet bir kere sağlam temellerde oturtulmuş durumda. Ve bunu aile kurumu üzerinden oluşturuyorlar" dedi. Başak, kadın cinayetlerinin çoğunun 'intihar' olarak karşılarına çıktığını söyledi. Yaşananların toplumsal bir sorun olduğunu belirten Başak, şunları dile getirdi: "Bu sorun sadece kadın mücadelesi yürüten kadınların vereceği mücadeleyle çözülecek bir sorun değildir. Bir zihniyetle mücadele ediyoruz. Ve bu mücadeleyi yürütürken, ilk önce devlet şiddetiyle karşı karşıya kalıyoruz. Düşmanımız erkek değildir. Eril zihniyete sahip herkestir. Toplumun hücrelerine kadar sinmiş olan bu zihniyeti dönüştürebilmek için gerektiği yerde kıyameti koparmamız lazım."
DİHA/AMED