Kürtlerin kapitalist moderniteye karşı alternatif bir model olarak ortaya koyduğu demokratik özerklik projesi çeşitli alanlarda hayat bulmaya çalışırken, bunun en önemli ayağını ise kooperatifler oluşturuyor. 2005 yılında kurulan daha sonra kadınlar için istihdam alanına dönüşen Bağlar Kadın Kooperatifi, üretim ile beraber örgütlü bir kadın gücünü ortaya çıkarmak ve kadınların beraber çalışabilecekleri istihdam sahalarını yaratmak amacıyla çeşitli çalışma alanlarında faaliyet gösteriyor. Bağlar Kadın Kooperatifi yöneticisi Saniye Varlı Bozkurt, kooperatifin işleyişi ve çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.


İlişkiler paylaşım üzerine

Bozkurt, mevcut üretim ilişkilerinin tamamıyla kendi altındakini yok ederek geliştirdiğini dile getirdi. "Ben tüketirsem var olabilirim" diyerek var olma gerekçelerinin olduğunu kaydeden Bozkurt, kooperatiflerin kuruluş amaçları ile bu sisteme bir alternatif alanı olduğunu söyledi. Elde edilen metanın paylaşılabildiği taktirde her şeyin paylaşılabileceğini düşündüklerini kaydeden Bozkurt, "Bizler düşüncemizi, acımızı, sevinçlerimizi burada paylaşıyoruz. Kooperatifimiz de bu temelde kurulan bir kooperatif olup, üretim ilişkileri her zaman paylaşım üzerinedir" dedi.

Üretimde de eşitlik, işleyişte de

Kar amacı gütmediklerini ancak kooperatifin ayakta kalabilmesi için bazı mekanizmalara ihtiyaç duyduklarını ifade eden Bozkurt şöyle devam etti: "Ürettiğimiz ürünleri tamamıyla kar amacı üzerine kurmadık ancak yaşamımızı idame ettirmemiz için de belli oranlarda artı değere ihtiyacımız var. Üretim ilişkilerinde elde ettiğimizi eşit bir şekilde paylaşmak temel maddemiz. Bizim alt üst ilişkimiz yok. Hiyerarşik bir yapı içerisinde bir başkanımız ve başkan yardımcımız var. Bir yönetim mekanizmamız var. Ancak burada çalışan bütün kadın arkadaşlarımız üretimde eşit oldukları gibi işleyişte de ortaklar. Yapılan hatalarda bize itiraz edebiliyorlar, öneride bulunabiliyorlar. Ve aslında çalışanların önerileri doğrultusunda ilerliyor."

Mali döngü için havuz

Ürettikleri ürünleri halka direk ulaştırdıklarını belirten Bozkurt, Amed'in Sur ilçesine bağlı Balıkçılarbaşı semtinde küçük bir dükkanda elde ettikleri ürünleri pazarladıklarını belirtti. Ekonomik olarak gelen geliri eşit olarak paylaştıklarını dile getiren Bozkurt şunları aktardı: "Paylaşım dışında kalan yaklaşık yüzde 10'luk artı değeri diğer ürünlerimizi almak için kullanıyoruz. Mesela çanta yaptığımız derileri önceden bağışla alıyorduk ama artık bunları ekonomiye bağladık. Bunun mali bir getirisi var. Bunun döngüsünü oluşturmak için de bir havuzumuz var. O havuzda biriken paramızla da bunları alıyoruz ve tekrar o döngüyü oluşturuyoruz. Yani bizdeki oluşan artı değer tamamıyla bu işi nasıl geliştirebiliriz üzerine kurulu. Bir bireyi nasıl zengin edebiliriz ya da bir birey kendisini buradan nasıl kurtarır üzerine kurulu değildir."

Pazar oluşturma çabası

Kooperatifin belediyeden bağımsız olduğunu ancak Bağlar Belediyesi ile stratejik ortaklıklarının bulunduğunu dile getiren Bozkurt, "Belediye ile bazı projeler geliştirdik. Kadına yönelik şiddet ile ilgili bazı projelerimiz oldu. Toplumsal cinsiyet eğitimleri, okuma yazma kursları, kadınları istihdam alanlarına dahil etme yolları üzerinde projeler geliştirdik" diye belirtti. Bütünüyle kadın eksenli çalıştıklarını ancak daha çok topluma sosyolojik ve ideolojik olarak kadını tanıması üzerinden bir örgütlenme ortaya çıkardıklarını belirten Bozkurt, "Zamanla şu ihtiyaç ortaya çıktı. Bize bu eğitimleri verin. Ama biz aynı zamanda ekonomik olarak da ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Biliyorsunuz, Diyarbakır'da göçlerden sonra yoğun bir işsizlik ortaya çıktı. Biz de kadın arkadaşlar olarak kendi içimizde bu kararı aldık ve yönetime girdik. Yaklaşık bir yıldan fazladır da bunun üzerinde ekonomiyi nasıl örgütleyebiliriz üzerine yoğun bir şekilde kafamızı yoruyoruz. Marka için başvurduk. Hem yerelde hem uluslar arası arenada pazarını oluşturmak için bir çalışma yürütüyoruz" diye kaydetti.

Kooperatif sıfırdan yaratıldı

Dönem dönem ciddi sıkıntılar yaşadıklarını ancak kadın özgürlük mücadelesinde yer alan kadınların önlerini açtığını aktaran Bozkurt, bununla birlikte bir araya geldiklerinde güç olabileceklerinin farkına vardıklarını ifade etti. Kooperatifi herkesin kendisini katarak sıfırdan yarattığını, borçlanarak oluşan bir yapı olduğunu dile getiren Bozkurt, "Ekonomik olarak bir alt yapımız yoktu. Kurumu ayakta tutmaya çalışıyorduk. Yaşadığımız ekonomik sıkıntılar zaman zaman bize geri adım attırdı. Ancak herkes küçük küçük şeylerle büyüyebiliyor. 'Hep devasa marketler üzerinden küçük bakkallar nasıl tüketildiyse acaba biz bunu tersine çevirebilir miyiz' düşüncesi ile hareket ettik. Kısa vadede belki yüzde yüzlük bir değişim dönüşüm olmayabilir ama uzun vadede kooperatif mantığını esas alan yapılara sahip çıkıldığı zaman, istihdam alanına çok fazla katkısı olacaktır. Bu istihdamın örgütlenerek, yaşama dönüşümü de çok daha olumlu olacaktır" diye ifade etti.

Kadınlar ayakta kalmayı öğreniyor

Kadınların üretime dahil olduğunu gördüklerinde her şeye rağmen mutlu olmayı öğrendiklerini ifade eden Bozkurt, "Kadınlar her şeye rağmen ayakta kalmayı öğreniyorlar. Diyarbakır'ın en fakir insanlarının yaşadığı mahallerinden birindeyiz. Burada her türlü olumsuz yaşam koşullarını görmeniz mümkün. Ama buna rağmen insanlar buraya sahip çıkıyorlar. Çocukları ile birlikte geliyorlar. Yönetim olarak karar aldık, çocuklar için de kooperatif içerisinde bir odayı düzenleyeceğiz. Kreş Türkiye'de genel bir sorun. Kadınlar çalıştıklarında en azından akılları evlerinde kalmayacak" dedi.

En büyük sorun tüketim kooperatiflerinin olmaması

Üretim kooperatiflerinin fazla olduğunu ancak ürettiklerini pazarlama konusunda sıkıntılar yaşadıklarını dile getiren Bozkurt şöyle devam etti: "Bizim Büyükşehir Belediyesi'nden bir talebimiz var. Acilen tüketim kooperatiflerinin oluşturulmasını istiyoruz. Bizler üretiyoruz, ancak üretimde bir pazar payını bulamıyoruz. Yarıştığımız firmalar bizden çok çok üstün. Hem ekonomik olarak hem de devletten aldıkları paylar ve destekler itibariyle. Ama biz bu alanı özgücümüzle oluşturduk. Dolayısı ile siz öz gücünüzle oluşturduğunuzda pazar payını bulamıyorsanız, pazar alanını bulamıyorsanız çok dar bir alanda kalıyorsunuz demektir. En büyük sorunumuz da tüketim kooperatiflerinin olmaması. Eğer bu ağ oluşturulabilirse başarısızlık mümkün değildir."



MELTEM OKTAY/DİHA/AMED