
Halkların PKK’nin kuruluş yıldönümünü kutladığı bugünlerde, PKK’yle ilgili değerlendirmelerin önemli bir noktasını da kadın mücadelesi oluşturuyor. Zira PKK’nin çıkışı, kadının hayatında sarsıcı etkilere, hapsedilmek istediği zindandan çıkmasını sağlayacak kadar büyük güce sahip. KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta, PKK’nin temel yönlerinden olan kadın mücadelesini anlattı.
PKK hareketinin tüm halkların, ezilenlerin, işçilerin, kadınların, köylülerin, bir bütünen toplumsal kesimlerin partisi, inancı ve geleceği garantiye alan umut olduğunu dile getiren KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta, “PKK klasik Marksist-Leninist komünist partilere benzemiyor” dedi. PKK’nin bilimsel sosyalizmi esas aldığını belirten Avesta, sözlerini şöyle sürdürdü: “PKK, Marksizm’in işçi sınıfının örgütlenmesi ve emekçilerin özgürlüğü açısından öngördüğü bakış açısının olumlu yanlarını esas alıyor. Her şeyden önce PKK, Türkiye ve Kürdistan koşullarında, Ortadoğu coğrafyasında Önder Apo’nun derin araştırmaları sonucu ve onun bakış açısıyla şekillenen bir harekettir. Dar, dogmatik bir hareket hiçbir zaman olmadı. PKK’nin en zor koşullarda var olmasını sağlayan da yaratıcı olması, dezavantajları, olumsuzlukları kendisine hiçbir zaman engel görmemesi oldu. Partimizi diğer hareketlerden ayıran temel bir yön de budur. PKK, ideolojik bakış açısı net, ilkeleri somut, yaşam felsefesi açık ve bu nedenle mücadele ettiği kesimler ve hedefleri de net bir harekettir. Mücadele bunun üzerinden gelişir.”
PKK bir kadın hareketi olarak doğdu ve gelişti
PKK’yi değerlendirirken hareket içinde yer alan temel güçler içinde kadınları saymanın zorunlu olduğunu da kaydeden Avesta, şunları söyledi: “PKK, aynı zamanda bir kadın hareketi olarak doğdu ve gelişti. Hareketin kuruluş kongresine iki kadın katılmıştı; ancak Kürdistan’da PKK’nin düşünce ve örgütü etrafında kadınlar ciddi anlamda toplandı. Kuruluş döneminden itibaren kadın katılımı, gerçek anlamda çözümlenmeye değer. İlk dönemlerde kadın katılımı, genelde okumuş kesimlerden oluyordu. Fakat giderek başta Maraş, Dêrsim, Adıyaman, Antep gibi alanlarda halktan kadınlar da yoğun olarak katılmaya başladı.”
‘Sara yoldaşın ruhu kadın hareketinin ruhu oldu’
Kuruluş döneminin kadın örgütlenmesinde 9 Ocak 2013’te Paris’te katledilen Sakine Cansız’ın (Sara) özel bir yeri olduğuna dikkat çeken Avesta, yoldaşını şu sözlerle anlattı: “Sara yoldaş, parti kuruluşu öncesinde arkadaşlarına büyük destek sundu, eylemlere katıldı, eğitimlerde yer aldı. Bütün ailevi zorluklara rağmen hiçbir şeyi mücadeleden geri çekilmeye gerekçe yapmadı. Bütük bir istem, kararlılık ve dirençle mücadele içinde yer aldı. Sara arkadaşın PKK’deki duruşu ve katılımı, kadın hareketimizin gelişim sürecinin ruhunu şekillendirmiş, ilkelerini belirlemiş, direniş geleneğini geliştirerek her alanda ve her koşul altında kadınların mücadelede nasıl yer alması gerektiği konusunda ciddi bir perspektif oluşturmuştur.”
‘Zindan direnişinin önemli bir öznesi de Sara yoldaş şahsında kadın oldu’
Sakine Cansız’ın hapishanede sergilediği direnişe de dikkat çeken Avesta, “Bu pratik ve direniş, kadınların mücadele katılmasında bir kaldıraç rolü oynadı. Sara yoldaşın zindandaki direnişi, duruşu, iradesi ile tutum sahibi olma yaklaşımı, hiçbir zaman düşmana boyun eğmeme, sonuna kadar partinin ideolojik, felsefi, örgütsel birlikteliğini savunma tavrı çok önemliydi. Bugün PKK’nin gelişimindeki önemli bir safhanın Amed Zindan Direnişi olduğunu söylüyorsak, bunun önemli bir öznesi de kadındır ve Sara yoldaş şahsında bu başarılmıştır” dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kadınla yoldaşlığının iyi anlaşılması gerektiğini belirten Avesta, “Bu yoldaşlık, bu bağlılık, kadını özne olarak ele almanın, mücadeleyi buna bağlı olarak geliştirmenin sonucudur. Önder Apo’nun çocukluk hayalleri ve bakış açısıyla bağlantılıdır” dedi.
Kürt Halk Önderi’nin çocukluk yıllarından itibaren çevresindeki kadınlardan başlayarak kadını anlamaya çalıştığını ve baskıyı gözlemlediğini vurgulayan Avesta, “Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, kadını hep bir yoldaş olarak ele aldı ve bu yoldaşlığa hiçbir zaman ihanet etmez. PKK’yi, mücadeleyi geliştirirken de kadını esas almıştır” diye belirtti.
PKK içinde yer alan kadınların ve Kürt Halk Önderi’nin emekleri sonucu kadın hareketinin kısa süre sonra özgün örgütlenmeye kavuştuğunu anlatan Avesta, 1986’daki kongrenin tarihi önemine de dikkat çekti. Hareket olarak bu kongreyi tarihi ve milat olarak kabul ettiklerini belirten Avesta, şöyle devam etti: “Sosyalizme inançsızlığın geliştiği, reel sosyalizmin çözülüş dönemine girdiği, Ortadoğu’da ciddi sorunların baş gösterdiği bir dönemde, ulus devletteki tıkanıklığın giderek yaşama ve topluma nüfuz ettiği bir süreçte PKK, üçüncü kongresinde hem uluslararası konjonktürü güçlü değerlendirmiş hem de kendi içinde sıkıntıları çözümlemiştir. Bu kongreden kadın hareketinin özgün örgütlenmesi kararı çıktı. Bu karar, önemli ve tarihi bir karardır. Çünkü artık kadınlar bireyleri aşmış, mücadelenin geliştiği her alanda duygusal ve kitlesel anlamda katılım göstermeye başlamıştır.”
PKK kadını hapisten çıkardı
Ortadoğu’daki despotik anlayışların, ulus devletlerin ve İslam ideolojisinin fanatik yanının kadını dört duvar arasına hapsettiğine dikkat çeken Avesta, “PKK ise kadını buradan çıkardı, mücadeleye kattı ve bir devrim gerçekleştirdi. Hareket, kadın mücadelesini değerlendirirken bir bütün toplumsal gerçekliği gördü” dedi.
Avesta, sözlerini şöyle sürdürdü: “37. yıla girerken, Önder Apo’nun bakış açısı, paradigması, yaşam ilkeleri temelinde kendisini sistemleştiren bir kadın hareketi mevcuttur. YJK’den başlayarak yurtdışında kendini örgütleyen, bugünse Kürdistan’ın dört parçasında, Kürtlerin bulunduğu her alanda bir sistemle, ideolojik partisiyle, toplumsal alan örgütlülüğüyle, öz savunma gücüyle birlikte muazzam bir hareket, örgütlenme, gelişme elde etmiştir. PKK’nin esas başarılarından biri de budur.”
Partileşme en büyük silah
PKK’nin klasik bir parti olmadığını ve kadının gerçek kimliğini açığa çıkarma, özünü yaşama yansıtma, duygusu, düşüncesi ve fiziğini yeniden şekillendirerek yeni bir kimlik kazandırma konusunda herkesi etkilediğini belirten Avesta, “Bu başarıların mimarı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’dır” dedi. Kadın partileşmesinin ellerindeki en temel özgürlük mevzisi, silahı olduğunu kaydeden Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Avesta, “Kadınlar bunların kıymetini bilerek kendilerini geliştirmeli ve donatmalıdır. Parti militanlığı, en büyük özgürlük perspektifi ve ilkesidir. Eğer hareketimiz bu düzeydeyse parti militanlığının, öncülüğünün sonucudur. Hanım Rêber Kaya’dan, Besê Anuç’tan başlayan şehadet zinciri ve militanlık bunun sonucudur” diye belirtti.
Avesta, son olarak şunları kaydetti: PKK, 37. yılına giriyor. Bu dönemde PKK, büyük bir kadın devrimine, ayağa kalkışına tanıklık etmektedir. Bu temelde kadınlarımız açısından ulaşılan örgütlenme ve partileşme düzeyi, 21. yüzyılın kadın mücadelesinde zaferin garantisidir. Bu zafer, hem Önderliğimizin hem de kadınların özgürlüğünü başaracaktır. 37. yılın görev ve sorumlulukları hepimize bunu emretmektedir. Kadın militanlığı bunu emretmektedir. Arînlerin, Zozanların, Gûlan’ların direnişi bize bunu dayatmaktadır. Yine Ortadoğu’daki faşist devletlerin örgütlediği ve bugün halkların başına musallat kesilen DAİŞ çetelerine karşı Şengal halkımızın satışa çıkarılan kadınlarının, susuzluktan ölen çocuklarımızın, cariyeleştirilen kızlarımızın intikamını elbette kadın militanlığı ve ideolojik parti öncülüğü alacaktır. En büyük intikam, en büyük hesap sorma, örgütlülüğü geliştirmek, onu tüm topluma, tüm alanlara yaymak ve bu temelde zaferi elde etmektir.” BİTTİ