YPJ’nin savaştaki varlığı bile DAİŞ’te büyük korku yarattı. Çünkü karşısında onu bitirmeye kilitlemiş bir ordu gördü. Ona karşı savaşan diğer ordular, kimi zamanlar siyasi strateji için uzlaşabiliyorlardı ama YPJ, ‘kadın düşmanı bitmelidir’ dedi.

Dünya kadınlarının ortak savunma örgütünü kurmaya ihtiyacımız var. Bunun için mevcut imkanlarımızın tümünü kadınların hizmetine sunmaya hazırız. Ancak bu örgüt yoluyla savaşların sonunu getirebilir ve insanlığı huzurlu yaşatabiliriz.

YPJ Sözcüsü Nesrin Abdullah, DAİŞ’in elindeki son toprak parçasının da özgürleştirildiğini fakat tehditlerin bitmediğini söyleyerek, hem DAİŞ’e hem de Türk işgalciliğine karşı mücadelenin gerekliliğini vurguladı. YPJ olarak QSD’nin belirlediği strateji doğrultusunda mücadele edeceklerini kaydeden Abdullah, “DAİŞ hücreleri ve zihniyeti karşısında güçlü bir mücadele yürüteceğiz. Bu bizim için temel bir amaç. Efrîn özgürleştirilinceye kadar durmayacağız. Bu da bizim için stratejik bir amaçtır ve YPJ olarak kendimizi buna hazırladık. Ayrıca kendimizi daha fazla büyütmek, profesyonelleştirmek hedefindeyiz. Önümüzde konferansımız var. Burada yeni kararlar alınacak. Örgütsel açıdan yeni bir sürece geçeceğiz” diye konuştu.

Dünya kadınlarının ortak savunma örgütünün kurulmasına duyulan ihtiyaçtan söz eden Abdullah, “Bunun için mevcut imkanlarımızın tümünü kadınların hizmetine sunmaya hazırız” dedi.

4 Nisan, YPJ’nin 6. kuruluş yıldönümü. YPJ Sözcüsü Nesrin Abdullah, kuruluş yıldönümü vesilesiyle YPJ’nin DAİŞ’e karşı yürüttüğü mücadeleyi, bu mücadelenin yarattığı sonuçları, YPJ’nin dünya kadınlarıyla ilişkileri ve 7. mücadele yılındaki planlamasına ilişkin ANF’den Bêrîtan Sarya ve Axîn Tolhildan’ın sorularını yanıtladı. Röportajı kısaltarak veriyoruz.

DAİŞ’in elindeki son toprak parçası da özgürleştirildi. YPJ’nin DAİŞ’e karşı mücadelesini anlatır mısınız?

DAİŞ’e karşı 2013’ten beri mücadele ediyoruz. Bu mücadele sonucunda 52 bin kilometrekareden daha fazla ülke toprağı özgürleştirildi. Yine 5 milyondan fazla insan kurtarıldı.

Bu mücadelede 600 kadın arkadaş şehit, binlercesi gazi oldu. Bizim için ülke ve kadını özgürleştirmek o kadar kutsal bir amaçtı ki canımızı bile feda etmemiz azdır. Başlangıçtan günümüze kadar bu duyguyla mücadele ediyoruz.

DAİŞ kadın düşmanı ve büyük bir tehditti. Zihniyeti gereği savaşta da kadın düşmanlığı yaptı. Sadece silahlı bir mücadele vermediğimizi DAİŞ de anladı.

Eğer kadınlar, DAİŞ’e karşı savaşta bu derece yer almasaydı bitirmek zor olacaktı. YPJ, bu savaşta aynı zamanda manevi bir güç de oldu. Savaştaki varlığı bile DAİŞ’te büyük korku yarattı. Çünkü karşısında onu bitirmeye kilitlemiş bir ordu gördü. Ona karşı savaşan diğer ordular, kimi zamanlar siyasi strateji için uzlaşabiliyorlardı ama YPJ, ‘kadın düşmanı bitmelidir’ dedi.

Cezaa’nın Huseniye köyünde ilk kez savaş başlamıştı. İkinci Til Hemis hamlesinde burada cephe komutanıydım. Şahit oldum. DAİŞ, insanlara büyük korku salmıştı. İnsanların kellelerini koparmış, diri diri yakmış, insanları patlatan ve dünyaya bu anlamda korku salan bir güçtü. Ama kadınların bu derece onlar karşısında savaşabileceğini düşünememişti. Kanun değiştirdi; kadın eliyle öldürülen DAİŞ’linin cennete gidemeyeceği, şeklindeki bir düzenlemeydi. Bu, DAİŞ’in kendi içinde de bir etki yarattı. Hem feodal mantık hem de cennette yerim olmayacak, korkusu. Bu da fayda etmedi, daha katı bir düzenlemeyi duyurdu. Buna göre eğer bir DAİŞ’li kadın eliyle ölüyorsa cesedi mundar/haram oluyor, toprak altına girmemeli ve yakılmalıydı. Öldürülen DAİŞ’lilerin cesetleri alınmıyordu. Bu aslında DAİŞ için zihinsel, ruhsal olarak bir yıkımdı.

Bu hem kadın hem de toplum üzerinde büyük bir etki yaratmıştı. Girê Spî’ye ulaştığımızda kadınlar YPJ’yi özgürleştirici bir güç olarak görüyordu. Bize “Gelin ve bizi bu zulümden kurtarın” diye sesleniyorlardı. Bizim için büyük bir başarı ve gururdu. Stratejik bir başarıydı. Çünkü kadın kadına güvenmezse hiçbir zaman kendi gücünün farkına varamazdı.

YPJ’nin DAİŞ çetesine karşı yürüttüğü mücadele dünya kadınlarının da dikkatini çekti ve YPJ’ye katılımlar oldu. Kadınları çeken neydi?

Kobanê’den sonra YPJ artık enternasyonal bir güç haline geldi. Tüm dünya kadınlarına bir kimlik oldu. Rojava Devrimi, Suriye, oradan da dünya devrimine döndü. Bu yüzdendir ki yüzlerce Kürt olmayan kadın YPJ’ye katıldı. Bu arkadaşlarımızdan bazıları şehit düştü; İvana, Legerin, Helin, Toprak gibi.

Dünya kadınlarına böyle bir güç gereklidir. Bu dünyada bir barış gelişecekse, adalet olacaksa, iki cins arasında bir eşitlik sağlanacaksa kadın eliyle olacaktır. Bir müdahale gücü olarak YPJ böylesi bir döneme geçme gereği duydu.

Diplomasi çalışmalarınızı nasıl ve hangi hedeflerle yürüttünüz?

Dünya çapında bir kadın birliği oluşturulmasını istiyoruz, hedefliyoruz. Kobanê ve sonrasında birçok ülkeye gidiş gelişlerimiz; birçok kadın örgütüyle görüşmelerimiz oldu. 2017’de bir askeri çalıştay gerçekleştirdik; ortak projelerle bir araya gelelim, ortak çalışma ve amaç çerçevesinde hareket edelim diye.

Bir egemen örgütü değil, toplumsal kadın savunma gücüyüz. Şu anda da YPJ olarak ikinci bir adım atarak dünya çapında bir kadın savunma örgütü kurulmasına ulaşmaya ihtiyaç duyuyoruz. Görüştüğümüz çevrelerde de dünya çapında bir kadın savunma örgütü kurulmasına ihtiyaç duyduklarını ve buna hazır olduklarını gördük.

YPJ Genel Komutanı Newroz Ehmed, “Dünya kadınlarının ihtiyaç duymaları durumunda tecrübe ve imkanlarımızı onlarla paylaşabiliriz” demişti. Farklı ülkelerden kadınların sizden böyle talepleri oluyor mu?

Başlangıç ilkelerimiz temelinde yürüyoruz ve mevcut imkanlarımızın tümünü kadınların hizmetine sunmaya hazırız. Örneğin Şengal üzerine DAİŞ’in saldırısı gelişmişti biz hemen Şengal’i korumak üzere harekete geçtik. Sonuç olarak 600’den fazla kadın ve çocuğu DAİŞ çetelerinin elinden kurtardık.

YPJ olarak sadece Kürt kadınlarını savunalım’ deyip kendimize sınır koymadık. Özgürleştirdiğimiz alanlarda da bütün imkanlarımızı Arap kadınlarının hizmetine koyduk ki onlar da kendi savunma örgütlerini kursunlar. Minbic’de kadınlar kendi askeri meclisini kurdu.Aynı şey YJŞ için de geçerli. Hem lojistik imkanlarımızı hem de tecrübelerimizi onların hizmetine koyduk. Süryani kadınlar da kendi savunma örgütlerini kurdu ve bugün koordine içinde çalışıyoruz.

Dünya kadınları için de bu geçerli. Komutanımızın da belirttiği gibi YPJ olarak dünyanın neresinde olursa olsun kendi kadın savunma örgütünü kurmak isteyen kadınlarla hem tecrübelerimizi hem imkânlarımızı meşru savunma, kadın ve toplum savunması temelinde paylaşmaya hazırız.

YPJ, salt bir askeri örgüt değil, kültürel bir örgüt; aslında yeni bir model olarak kendini ortaya koydu. Bu nedenle birçok kadın örgütü kendi savunma örgütlerini kurabilmek için tecrübelerimizden yararlanmak üzere başvurdu. Özellikle de savaş olan, istikrar olmayan ülkelerden kadınlar bu talepte bulundu.

Bütün dünya kadınlarına sesleniyorum; kadınların kendi savunma güçlerini yaratmaları gerekir. Sadece askeri açıdan demiyorum. Düşünsel, siyasal, fiziksel her açıdan kendilerini savunabilecek mekanizmaları olmalıdır. Dünya kadınlarının ortak örgütünü kurmaya ihtiyacımız var. Ancak bu örgüt yoluyla barışçıl ve adaletli bir dünya yaratabilir, savaşların sonunu getirebilir ve huzurlu yaşayıp, insanlığı huzurlu yaşatabiliriz. 

 

 HABER MERKEZİ

 
 

Efrîn’i özgürleştirene kadar durmayacağız

 

YPJSözcüsü, yakında örgütsel  ve askeri olarak yeni bir sürece geçeceklerini belirtti.

YPJ olarak 7. mücadele yılında diğer hedef ve planlamalarınız nelerdir?

Efrîn özgürleştirilinceye kadar durmayacağız. Bu bizim için stratejik bir amaçtır ve YPJ olarak kendimizi buna hazırladık. Kendimizi daha fazla büyütmek, profesyonelleştirmek hedefindeyiz. Önümüzde konferansımız var. Burada yeni kararlar alınacak. Örgütsel açıdan yeni bir sürece geçmeye hazırlanıyoruz.

Ülkemiz büyük tehlike altında. Türk devleti, işgalini genişletme hazırlıkları yapıyor, tüm ülkede egemen olmak istiyor. “Kürtler benim düşmanım” diyerek kendine gerekçe yaratıyor. Bunun karşısında Kürt halkı, güçlerimiz, tüm QSD güçleri ve bölge halkları olarak bir hazırlık sürecindeyiz. Tek bir kişi kalana kadar halkımızı ve coğrafyamızı savunacağız.

Umarım kendilerini Suriye sorununun çözüm güçleri olarak görenler bir kez daha yeni bir savaş sürecine yol vermez. Biz demokratik bir çözüm için hazırız. Demokratik özerk yönetim de onlarca kez “Biz Suriye sorununun demokratik temelde çözülmesi sürecine hazırız” diye bu konuda yaklaşımını ortaya koydu.

 
 

Kararlara ortağız

 

YPJ ve YPG arasında nasıl bir örgütsel bağ var? Bileşeni olduğunuz QSD’nin karar mekanizmasında yer alıyor musunuz?

YPG’nin askeri sistemi içinde tim komutanından genel komutanlığa kadar YPJ yerini alıyor. QSD için de aynı durum geçerli. YPG ve QSD komutanlıklarında YPJ yerini alıyor. Yani YPJ, YPG kimliğini de QSD kimliğini de alıyor. Tüm karar mekanizmalarında ortaktır.

Yine de kendi özgünlüğü içinde çalışmalarını yürütüyor, kendini örgütlüyor. YPJ ve YPG içindeki kadın savaşçıların düzenlemeleri YPJ’nin özgünlüğüne göre yapılıyor. Kadınlarla ilgili bütün kararları kadın komuta alıyor.

Suriye’de DAİŞ’in elindeki son toprak parçası da özgürleştirildi.  Bundan sonra DAİŞ’e karşı mücadeleniz nasıl devam edecek?

Mücadelemiz yeni bir aşamaya girdi, halen birçok tehdit var. Toplum içinde birçok uyuyan hücrelerin yanı sıra zihniyet olarak da topluma etkide bulunmuşlar. Özellikle de uzun süre kaldıkları alanlarda. Toplumda da farklı bir psikoloji oluşturdular. Bu nedenle toplumu toparlamak bile zorlu bir iş. Biz deQSD’nin belirlediği strateji doğrultusunda mücadelemizi yürüteceğiz.