Dünyada aşırı sağ ve muhafazakarların iktidar dönemine giriliyor. Yayılmacı ve hegemonik yapısıyla dünyaya hükmetmeye çalışan ABD’de iktidar 20 Ocak’ta el değiştirdi. Ve ABD’de Trump dönemi başladı. Demokratlar gitti, Cumhuriyetçiler geldi. Çok konuşuldu, yazıldı, çizildi Trump. En çok da Trump ile ne gelir, ne değişir sorularına yanıtlar bulunmaya çalışıldı. ABD’nin iç ve dış politikasından beklentili olanlar, Trump’ın kullandığı cümleler arasında kendisine faydalı olacak bir şeyler aradı. Konuşması sonrası yapılan yorumlara bakılırsa, pek de tatmin edici bir konuşma olmadı. Çünkü Trump ‘her şey Amerika için’in dışına çıkmadı.
Trump konuşurken Ortadoğu’da yaşayan ve Türkiye’yi bilen, yine Erdoğan faşizmiyle tanışan herkes “mentalite olarak ne kadar benzer. Kullandığı cümleler ne kadar aynı" demiştir. Çünkü o da Erdoğan’ın Türkiye için kaygı duyduğu bekaa sorununu Amerika için ifade etti. Erdoğan gibi belli ki önümüzdeki süreçte çokça tramvay, köprü vs. açılış törenlerinde konuşacak gibi. Sıkça halkın iktidarı olmaktan bahsetti, yine tıpkı Erdoğan gibi. Trump balkon konuşmasını yaparken dikkatimi çeken, CNN Türk’te yapılan bir reklama da burada değinmeden geçemeyeceğim. Reklamı görünce ister istemez her ikisi arasında bir karşılaştırma yaptım. TV ekranının alt şeridinde izleyenlerin dikkatini çekecek büyüklükte yapılan Erdoğan’ın tanıtım reklamı; RTE World, RTE Worldleader kutucuklarıyla “liderimizi dünyaya tanıtıyoruz, liderimizi dünya lideri yapıyoruz” sözleriyle kısa aralıklarla sürekli geçen reklam. Her ikisi arasındaki benzerlikleri bulmak niyetine yaklaşacaksak, çok da ilham verici olduğunu söyleyebilirim. Radikal İslam’a karşı mücadele edeceğiz sözlerini tamamlamadan, ülkesinde yaşayan ve belki de Amerika vatandaşı olan örtülü bir kadın sokakta saldırıya uğradı. Tıpkı Türkiye’de Alevilerin ve diğer dini azınlıkların uğramış olduğu saldırılar gibi.
Yani Trump’tan önce de maalesef aşırı sağcı, muhafazakar ve ırkçı bir liderin neler yapabileceğine tanıklık ettik. Yıkılan kentler, öldürülen çocuklar, tecavüze uğrayan kadınlar, vicdan ve akıl sınırlarımıza bile sığmayan, hatta bazen aklımızın bizimle oyun oynadığını düşündüğümüz olaylar; trajik, korkunç, vahşi şiddet görüntüleri. O müthiş dünyamızdan evrenin tümüne yayılan, çılgına dönmüş, ağzından salyalar akan birilerinin yaydığı kirler… Anlayacağınız sadece insanlığımızı, dünyayı değil evreni de kirleten pislikler...
Peki nasıl aklanacağız? Bu dünya nasıl bir daha güzelleşecek, evrenin üzerine de sıçrayan pislikler nasıl temizlenecek? Kim ya da kimler, nasıl yapacak bunu? Dünya lideri olduğu iddia edilen Amerika’nın, yine kapitalist yayılmacı bir politika izleyen diğer ulus devlet yapılanmalarının iktidara gelen ne demokratları ne de cumhuriyetçileri, böyle bir değişimi yaratamaz. Çünkü onların dünyayı bir aradalıklarla, farklılıklarla, özgürlük ve eşitlikle güzelleştirme gibi bir dertleri yok ve olmadı. Tek dertleri ve çabaları, ulus devleti ayakta tutma, sömürü, talan, işgal, dolayısıyla dünyayı güzelleştiren farklılıkları yok etme. Kısacası başka bir alternatif çıkmalı. Demokratların neoliberal politikasının üzerine ölü toprağı serptiği, uyuşturduğu, beklenti içerisine koyduğu kesimlerin aşırı sağa, ırkçılığa, faşizme karşı uyanması, radikal, devrimci bir mücadele yürütmesi gerekir.
Herkesten önce kadınlar bu mücadeleye “biz varız” dedi. Yakalanacak bir özgürlük zamanının bile belki de unutturamayacağı yaraları olan, bedel ödeyen, umut etmekten vazgeçmeyen kadınlar, direneceğiz, kavgamızı büyüteceğiz mesajı verdi. Kadınları aşağılayan, Amerika’nın kadın tacizcisi yeni başkanına karşı iki milyondan fazla kadın, “kadın hakları, insan haklarıdır” sloganıyla yürüdü. Aynı anda dünyanın birçok ülkesinde kadınlar, eşitlik, özgürlük kadın ve insan hakları için tekleşen, diktatörlere karşı yürüdü. Görüntüler muhteşemdi. İlham ve umut vericiydi. Adamların tekleşen, faşistleşen iktidarlarını sarsacak devrimci cephe kadınların öncülüğünde gelişiyor. Kadınlar bu cephenin ilanını yaptı bir nevi. O yüzden karamsarlığa yer yok, sağın faşizmine karşı demokratik sosyalist cephe büyüyor. Tek adamlara ‘HA HA HA HAYIR!’