
Kürdistan'nın Lozan'da, Türkiye, İran, Irak ve Suriye ulus devletlerine parçalanarak peşkeş çekildiğine vurgu yapılan mektupta, yüzbinlerce Kürdün katledildiği, onbinlerce köyün yok edildiği, milyonlarca insanın sürgün edildiği vurgulandı.
Ulusal birlik zayıf
Mektupta şunlar belirtildi: "Sömürgeci güçleri Kürdistan toplumunda kadının ulusal değer koruyucu kimliklerini bildikleri için bir yandan sistematik tecavüz politikası uyguladılar. Diğer yandan Türkleştirmek, Araplaştırmak ve Farslaştırmak için asimilasyon politikasını dayattılar. Tüm bunlara karşı bugün siyaset, sanat, toplum ve savunma başta olmak üzere hayatın tüm alanlarında örgütlüyüz. Dolayısıyla Kürdistan’ı ne Kürt ne de yabancı işgalci güçlerin egemenlik siyasetine kurban etmeyeceğiz. Sömürgeci politikaların bugüne kadar hayat bulmasında ülkemizde zayıf olan ulusal birlik politikalarının önemli bir neden olduğunu söylemek mümkün. İç ihanet daima yerel ve küresel sömürgeci-işgalci güçlerle işbirlikçiliğin sonucu gelişmiştir." Son 30 yıldır ulusal birliğin ve bilincin geliştiği belirtilen mektupta, Kürdistan’ın özgürlüğünün ve bağımsızlığının her şeyden önce Kürtlerin birliği yakalamasına bağlı olduğu gerçeği artık inkar edilemez bir boyuttadır" denildi.
Statü istiyoruz
Mektupta ayrıca, 1991'deki ayaklanma sürecinde, Kürdistan'ın dört bir yanında Kürtlerin Saddam zulmüne karşı Güney Kürdistan'daki halka her yönü ile sahiplendiği belirtilerek, bugün aynı sahiplenmenin Rojava'daki Kürtler için olduğu belirtildi. Mektupta devamla şu ifadelere yer verildi: "Halk olarak artık kimliksel bir statü istiyoruz. Uluslararası statü fırsatı Batı Kürdistan için de doğmuştur. Batı Kürdistan’da yaratılan özerklik sistemi kadınlar olarak bizim için özel bir umut kaynağıdır. Suriye’de Demokratik bir Kürdistan’dır. Bu direnişe güç katmak yurtseverliğimizin zorunlu bir görevidir. Türk hükümeti AKP’nin Batı Kürdistan’da bir yandan çeteler üzerinden saldırırken, diğer yandan ambargo ve tel örgü siyasetini anlayabiliyoruz. Ancak Güney Kürdistan hükümetinin bu yaklaşımlarını anlamakta zorlanıyoruz."
Tel örgüleri derhal kaldırın
Sömürgeci güçlerin zaten Kürdistan'ı tel örgülerle parçaladığı belirtilen mektupta, "Bir Kürt gücün aynı siyaseti uygulamasını anlamak mümkün değildir" denildi. Onlarca yıldır Avrupa’nın dört bir yanında sömürgeci devletlerin Kürdistan’daki zulmüne karşı sayısızca miting, yürüyüş, eylem ve etkinlik yaptıklarını belirten kadınlar son olarak şu ifadelere yer verdi: "Ne yazık ki benzer girişimleri ülkemizin bir parçasının siyasi iktidarına karşı yapmak zorunda kalıyoruz. Birçok Kürdistanlı siyasi gücün çağrısına cevap vermediniz. Aksine ambargoyu kaldırmadığınız gibi şimdi de tel örgüler ve peşmerge takviyeleriyle sınırları kapattırıyorsunuz. Sizden ricamız ambargo siyasetini derhal kaldırmanız, tel örgüleri derhal sökmenizdir. Bunlar yerine tüm Kürdistanlı güçlerin katılımıyla Batı Kürdistan’ın statüsü için bir ulusal birlik konferansına öncülük etmenizdir. Ancak ambargo ve tel örgü siyaseti sonlandırılana kadar Avrupa’da direnişte olacağımızı bilmenizi isteriz."
HABER MERKEZİ