Gerçî toşî renceruyî w hesret û derdim emin
Qet le dest em çerxe siple nabezim merdim emin
Aşiqî çawî kejal û gerdenî pirxal nîm
Aşiqî kêw û telan û benden û bderdim emin
Ger le birsan û le ber bêbergî îmro req helêm
Nukerî bêgane nakem ta le ser herdim emin
Min le lome w tane w zencîr û dar bakim niye
Let-letim ken, bimkujin hêşta delêm Kurdim emin [1]


Bu kısa şiirin içeriğini iyi anlayan biri, rahatlıkla bu şiirin yazarının duygu ve amacını da hissedebilir. Onlar için ölümün bile göze alınabildiği amaçlar... Bu dizelerin sahibinin adı Hêmin ve adı gibi yumuşak ve sakindi. Ama yüreğinde o kadar büyük ve güçlü bir devrim ateşi yanıyordu ki, o ateş bugün bile sıcaklığını koruyor. Çünkü O, bu sıcaklığı yazı ve şiirleriyle toplumun ve halkın yüreğine de taşıdı.
Hêmin, zengin bir ağa ve şeyhin oğlu olmasına rağmen, yoksulluk ortamında Kürtlük çalışmalarına başladı. Bu nedenle 26 yaşından yaşamını yitirdiği güne kadar zorluk ve yokluklarla karşı karşıya kaldı. Yerinden yurdundan uzak, Mahabad ve Mukriyan’ı görmenin hasretiyle, suya susamış bir gül gibi yandı. Doğduğu topraklara uzak kaldığı bu yıllarda, adım attığı topraklara, köyüne, birlikte kaldığı arkadaşları, annesi ve babasına özlemi şöyle dile getiriyor:

Derdî dûrî, derdî dûrî kuştimî
Derdî wuşiyarî û seburî kuştimî
Yadî yaran û wilatim roj û şew
Lêy heram kirdim qerar û xurd û xew [2]


Tercihlerinden dolayı hiçbir zaman pişmanlık yaşamadı ve sürekli şunu dile getirdi: „Ev qeder ji bê dewletiyê tê ku dagirkertên Kurdistanê kirine para me. Ez bi rêya ku ketime ser û ji doza gelê xwe dûr neketime, pir serfirazim… tevî ku hemû îmkanên min yên jiyanê jî hebûn, lê qet û qet poşman nînin ku bûme evîndarê doza Kurd û Kurdistanê...“
Kürtlerin Kürdistan’ın Doğu’sunda J. K û komar’ı kurduğu kutsal ve en güzel günlerden biriydi. Pêşewa Qazî Mihemed’in yoldaşı ve yardımcısıydı. 22.01.1946’da O ve Hejar Mukriyanî, Pêşewa Qazî tarafından şaêrên milli, yani ulusal şairler olarak adlandırılmışlardı. Hêmin, Mahabad Cumhuriyeti’nin yıldönümündeki kutlamada gür bir sesle duygularını şöyle dile getirmişti:

Rojî cêjin û şadî ye, têper bû rojî derd û xem
Hat şine bayekî rehmet, rayrifand û birdî tem
Gerçî zistane, be befir axêndirawe pak welat
Ewro xemlîwe wilatî ême wek baxî Êrem
Cêjinî êstiqlalî Kurdistane, rojî şadî ye
Cêjinepîroze le hawxiwênanî xiwêngermim dekem
Bo necatî nîştimanî xoşewîsto kar biken
Zû derî bênin le çengî Ereb û Tirk û Ecem [3]


Kışa yaşam öyküsü
Hêmin, Seyîd Mihemed Emîn Şêx Elîslamî adıyla 1921’in bahar aylarında, Laçîn köyünde dünyaya geldi. Zengin ve tanınmış bir ailenin çocuğuydu. Bilinçli olan babası, Onu henüz altı yaşındayken eğitim için medreseye gönderdi. Din konusunda birikim sahibi öğretmenlerden, Kuran yanı sıra Farsça ve Arapça öğrendi. Daha sonra gönderildiği Mahabad şehrinde Şêx Yusif Burhan medresesinde dini dersler konusunda eğitim alır. Mela Ehmed Fewzî adlı öğretmeninin yardımıyla Kürtçe okuma ve yazmayı öğrendiği gibi,  Kürdistan davasına gönül verir.
Hêmin Tarık û Run adlı divanında öğretmeni Fewzî’yi hasretle anıyor:
„Fewzî’nin öğrencisi olduğumu belirtmeliyim. O beni sarstı, onardı ve yeniden düzeltti. Bana bilgi ve öğrenmenin kapılarını açtı, yaşam yolunu gösterdi. Şüphesiz Fewzî’nin hizmetlerinden yararlanmayıp, onun yanında eğitim görmeseydim, yaşam tarzım şu an uyguladığım ve tercih ettiğim tarz olmayacaktı.
Onun sayesinde Kürt olduğumu, Kürtlerin de mahrum bırakılmış, baskı görmüş bir halk olduğunu ve bu nedenle kurtuluş için Kürt çocuklarının fedakarlık yapıp canlarını feda edeceklerini öğrendim. O edebi zevkimi nasıl süsleyip durulaştıracağımı öğretti. Şiirin nasıl yazılıp okunacağını ondan öğrendim. Ülkemi sevmeyi ve onunla övünmeyi ondan öğrendim. Kürtçenin köklü, zengin ve güçlü edebi eserler ortaya çıkarılabilecek, tüm dünyayı fethedebilecek bir dil olduğunu o öğretti. Hacî Qadirê Koyî, Nalî, Kurdî, Salim, Mewlewî, Herîq, Mehwî, Edeb ve Wefayî’yi o tanıtıp, şiirlerini benim için yorumladı. Gazete ve roman okumayı öğretti. Devrimci Fars şairlerin divanlarını o benim için buldu ve okuyup onlardan öğrenmemi teşvik etti. Ama elimden geldiğince Kürtçe yazmam ve Farsça şiir söylemem için bana söz verdirdi.“
Öğrenmenin sevdalısı, çalışkan ve güçlü bir genç olarak yeni bir dünyaya açılacak kapının anahtarını arıyordu. Yaşamı Mahabad ve babasının köyü olan Şêlanawê’de geçti. Bu sayede köylü, çiftçi ve emekçilerin yaşadığı acıyı daha derin hissetti.
Çiftçilik ve ziraat işleri yanında, gece gündüz okuma ve yazmayı geliştirmek için çaba sarfetti. Mahabad gençlerinin toplantı ve gruplarında yazı ve şiirlerini okuduğunda, orada bulunan herkesi sessizliğe sürüklerdi. Qazî Mihemed gibi önde gelenlerin zekası ve kabiliyetini farkettiği dönemde henüz çok gençti. Hêmin artık o bölgede herkes tarafından aydın, mütevazi bir genç olarak tanınıyordu. Örnek alınabilecek yönleriyle Kürt gençlerine öncülük ediyordu. Ehmedê Xanî, Wefayî’nin şiirleri ve Güney Kürdistan’dan Mahabad’a ulaşan dergiler sayesinde Kürt tarihi ve Kürtlerin özgürlük mücadelesi hakkında oldukça bilgi edinmişti. Bu nedenle 1942 yılında yoldaşı Hejar Mukriyanî ile birlikte tüm Kürdistan’ın bağımsızlığı için eylemlere başlayan Jiyanewey Kurd derneğine üye oldu. Mahabad Cumhuriyeti’nin yıkılışı ardından Doğu Kürdistan’dan ayrılarak, Güney Kürdistan’da kaldı. Bir süre sonra çalışmalarına geri döndü. İllegal yaşadığı bu dönemde nerede yaşadığı bilinmiyor. Birkaç kez tutuklandı ve tutukluluk yıllarında düşmanı şöyle tanımlamıştı:

Demgirê, emma le girtûxane riq estûrtirim
Lêm deda, emma le ser dawa rewakem sûrtirim
Demkujî, emma be gij celladekem da dêmewe
Kurdim û natwêmewe, natwêmewe, natwêmewe...


Kürdistan’ın en büyük devrimci şairleri arasında yer alan Hêmin, doğduğu topraklardan uzak kaldığı göçmenlik yıllarında da boş kalmadı. Bağdat’ta bir dönem Kurî Zaniyarî‘de (Derin İlim) Kürt dili üzerine araştırma ve çevirilere başladı.


1979 yılında, Pehlewî totaliter rejiminin sona ermesinin ardından, İran KDP’sinin Merkez Komite Üyeleri arasında yer aldı. Fakat bir süre sonra onlarla da yollarını ayırdı. Kürt dili ve edebiyatına hizmet etmek için var olan fırsatları değerlendirmek istiyordu. Bu nedenle Hêmin, KDP’nin ağır eleştirilerine maruz kaldı. 1983 yılında Urmiye kendinde Selahedîn Eyyûbî Yayınevi‘ni kurdu. 1985 yılında ise aylık olarak bu yayınevinde yayınlanan zengin içeriğe sahip Sirwe Dergisi‘nin editörlüğünü yaptı. Kısa süre içinde aydınlar ve Kürtçeye gönül verenler içinde geniş okuyucu kitlesine sahip olan Sirwe Dergisi, Doğu Kürdistan’da yeni bir süreci başlattı. Dergi, Kürtçe okuma ve yazmanın tabu olarak görüldüğü bir dönemi sona erdirdi. İslami rejim, bu çalışmaya izin vererek Hêmin’in ismi ve ününden yararlanmak istediyse de, Hêmin öncülüğünde başlatılan bu sürecin Kürtlere olan yararları ve Hêmin’in tedbirleri karşısında, rejimin bu girişimleri sonuçsuz kaldı. Hêmin itinayla sürdürdüğü bu çalışmada İslam Cumhuriyeti yetkililerinin planlarına alet olmadı. İran Anayasası’nın 16 maddesinde yer alan, Kürtler ve diğer etnik halklara Farsça yanında dört yıl anadilleriyle eğitim görebilmelerini sağlayan imkanlar doğrultusunda, Kürtçe için yeni kapılar açan bu sürecin temellerini attı.
Hêmin aynı zamanda Hewarî Kurd, Hewarî Nîştiman, Girûgalî Minalan, Kurdistan (KDP resmi yayın organı), Agir ve Helale gibi dergi ve gazetelerin de yazarları arasında yer aldı.
Hêmin, Kürt halkına gönül vermiş ve toplumdaki yoksul kesimin de dostuydu. Kendisini onlardan ayrı görmedi. El emeğine ve toprağa verilen emeğe aşıktı. Bu nedenle toprağa emek vermiş ve toprakla geçimlerini sağlayan çiftçi ve köylüleri toplumun en temiz ve değerli kesimi olarak görürdü. Onların yanında çalışmak en kutsal eylemdi. „Areq û Tîn“ adlı şiirinde çiftçiler, çalışma ve emeğin değeri için şunu ifade ediyor:

Min cotyarim, min cotyarim / Min le gel hetaw hawkarim
Min be areq û ew be tîn / Damanriştuwe binaxey jîn
Baskî min û tîşkî ewî / Bijîw destênîn le zewî
Ger cotyar areq nerêjê / Ger hetaw tîşk nawêjê
Danîştûy naw koşk û qela / Dexûn nanî gela-gela?


Sonunda da şu çağrıyı yapıyor:

Ta key rencî şan û pîlim / Bo dujmin bê, bo min dîlim?
Na na, taze raperîwim / Natiwanin biden firîwim
Rêbazî şoreş bernadem / Mewda be dagîrker nadem
Le şan û bahoy xom radî / Helgirim alay azadî. [4]

Hêmin Mukriyanî, değer ve saygı gören biri olarak yaşamının son yıllarında yine toprak için emek verdi. Ama en büyük kaygısı, Kürtlerin dili ve kültürü için verdiği hizmetinin sonuçsuz kalmasıydı. Bu nedenle Şêlanawê köyü ile Urmiye arasında gidip geldi.
1986 yılının baharında 65 yaşındayken Urmiye’de yaşamını yitirdi. Yaşamı zorluklarla geçse de onurlu ve minnetsiz olarak yaşadı. Onu yakından tanıyan herkes düşüncelerini bilir, büyük cesaret, ahlak, aydın, Kürtçe konusundaki bilgisi, Kürtlük sevgisi ve güçlü, içeği derin, zengin şiirlerinden söz eder. 1950 yılında kendisi de yaşamı ve amaçlarını „Firmêskî Geş“ adlı şiirinde dile getirmişti. Bu şiir, sanatçı Mamle’nin sesiyle Kürdistan’ın dört bir yanına yayıldı:

Qet le dinya da nebû bêcige le naxoşî beşim
Mat û damaw û peşêw û bêkes û çare reşim
Serdemêk aware bûm û maweyekîş derbeder
Nemdî rûy asûdegî û her toşî gêre w qerqeşim
Dabî Kurd waye, kes lagîrî lêqewmaw nîye
Bo çî serkoney bikem, lêm zîze yarî mehweşim
....
Nayêlî dujimin be renge zerdekey min pêkenê
Ta demî mirdin emin memnonî firmêskî geşim
Şaêrêkî rast û yekrûm û fîdakar û nebez
Kurde muhtacî mehek nîm, zêrî bêxel û xeşim


Hêmin, Kürdistan’a olan bağlılığı ve sevgisi, aşk şiirlerine bile yansıtırak ülkesini sürekli hatırlar. Şair, yazar ve çevirmen Hêmin Mukriyanî doğduğu topraklara ve ailesine uzak kaldığı yıllarda çok zengin edebi ürünlere imza atar: Tarîk û Run (1976), Naley Cudayî (1979), Paşerok (1983), Tuhfey Muzeferiye (Oskarman-çeviri), Efsane Kurdîyekan, Çepkêk Gul û Çepkêk Nêrgiz, Şazade û Geda, Pêşgotina li ser Romana Qelay Dimdim (Ereb Şemo), Hewarî Xalî ve tarih, Kürtçe dili ve kültürü üzerine yazdığı yüzlerce yazı ve yorum. Yaşamını yitirdiği günden bu güne, Hêmin Mukriyanî’nin Mahabad’daki Budaq Sultan Mezarlığında bulunan mezarı, sanatı ve Simkoyê Şikak, Pêşewa Qazî Mihemed’e değer veren, yüzlerce Kürdün ziyaret yeri olur. Bir şiirinde şöyle bir istemde bulunur: „Ger ez mirim li ser gora min şînê negirin, belkî bi şahî û dîlanê li dora gora min bigerin û mizgîniya azadiya Kurdistanê ji min re bînin.“
(Eger ölürsem mezarımda ağlamayın, belki şenlik ve halaylarla mezarımın çevresinde gezer ve bana Kürdistan’ın özgürlük müjdesini getirebilirsiniz.)
Hêmin Mukriyanî insani duygulara ve güçlü bir edebiyata sahipti. Kürdistan bu koşullarda değil de özgür olsaydı, sadece Kürtler içinde değil, tüm dünyada tanınan bir şair olabilirdi. Çünkü o dünyadaki tüm ezilenlerin dostuydu.

Şêwenî min şêwenî însanîye
Bangî azadî w giruy yeksanîye


Eserleri dünya dillerine çevrilebilseydi, yaşadığı yıllarda Nobel düzeyinde büyük edebiyat ödüllerini alabilirdi.

[1] Hêmin Mukriyanî tüm şiirlerinde siyasi ve toplumsal mesajlar verse de, bu şiiri halk tarafından oldukça tanınır. Mihemed Mamlê, Nasir Rezazî gibi birçok sanatçı tarafından da şarkı olarak söylenir.
[2] Bu şiiri, sanatçı Ciwan Haco tarafından şarkı olarak bestelendi.
[3] Adı ‘Rojî xoşî’ ve oldukça uzun yazılmış bir şiirden alınan birkaç mısra.
[4] Oldukça uzun olan şiirden sadece birkaç mısra alındı.

Not: Şiirler, Hêmin Mukriyanî’nin divanlarından seçildi.