
Fırat Haber Ajansına konuşan Kalkan, yeni süreçte gelişebilecek kapsamlı siyasi çözümlere her zaman hazır olduklarını belirterek, ancak bunun yanında bir dünya ve bölge savaşı düzeyindeki savaşlar içerisinde Kürt halkının varlığını ve özgür geleceğini kazanacak, savunmayı başaracak düzeyde bir askeri hazırlığa ulaşmayı da hedeflediklerini söyledi.
Türkiye'de iktidarda bulunan AKP'nin günümüzde siyasi İslam mücadelesiyle alakasının kalmadığını ifade eden Kalkan, artık AKP'de İttihat ve Terakki çizgisinin temsil edildiğini söyledi. AKP pratiğini İsmet İnönü'nün CHP'sine benzeten Kalkan "Tayyip Erdoğan diktatörlüğü haline gelmiş durumda. Tek millet, tek devlet, tek dil, tek bayrak şimdi tek kişi, tek adam noktasına ulaşmış durumda. Böylece gerçekten de içte rakipsizlik, dışta küresel kapitalist sistem açısından alternatifsizliği iyi kullanarak ve her türlü işbirlikçi politikayı sahiplenen demagojiyle bunu topluma farklı göstererek işini yürütebiliyor. Halkı ve kamuoyunu aldatabiliyor" dedi.
AKP hükümetinin Kürt soykırımını çok daha derin, planlı ve sinsi bir biçimde yürüttüğünü dile getiren Kalkan, geçmişte AKP tarafından gerçekleştirilen demokratikleşme adımlarının iktidarını sağlamlaştırmak için yürütülen bir taktik olduğunun ortaya çıktığını söyledi. Gelinen noktada AKP'nin artık açık oynadığını ve daha fazla saldırgan olduğunu belirten Kalkan, "Dikkat edilirse her türlü hakareti Tayyip Erdoğan ve arkadaşları topluma karşı yapabiliyor. AKP polisi herkese vahşice saldırıyor. Yaşlı, genç, devlete hizmet etmiş, karşı çıkmış ayırımı yapmıyor. Kendisiyle azıcık karşıt oldu mu birisi, onun üzerine gaz bombalarıyla, tazyikli suyla, şiddetle gidiyor, tutuyor hapse koyuyor. Genelkurmay başkanını bile terör örgütünü kurmakla yargılıyor, hapiste tutuyor. İş bu noktaya kadar getirilmiş durumda. Hukuku siyasetin hizmetinde çok kötü bir biçimde kullanıyor, silahı kullanıyor. Yani kendi iktidarı için AKP'ye göre her şey mubah. Çok faydacı, çok pragmatist, çok Makyavelist bir anlayış içerisinde" ifadelerini kullandı.
AKP'nin geleceğini savaşlar belirleyecek
AKP'nin 2013 yılını da, 2023’e gidişini de genel planda geleceğini de iç ve dış savaşların belirleyeceğini kaydeden Kalkan 2013 yılında AKP'nin savaşı çok daha fazla derinleştireceğini söyledi. AKP'nin bu savaşı yürütmedeki kararlğı karşısında Kürtlerin de direnişinin daha büyük gelişeceğini ifade eden Kalkan şu değerlendirmelerde bulundu: "Topyekun Kürt direnişi 2013 yılında mevcut AKP politikaları sürdükçe çok daha kapsamlı ve derin hale gelecek. Devrimci halk savaşı stratejisini en etkili bir biçimde 2013 yılında Kürtler yürütecekler. AKP Kürdistan'da en zayıf konuma düşecek. Kürt direnişi nasıl ki beyaz Türkçü faşizmi yenilgiye uğrattıysa, AKP'nin yeşil Türkçü faşizmini de 2013’te daha çok yenilgiye uğratacak. AKP'nin yeşil Ergenekon’unu inşa etmesine izin vermeyecek."
AKP'nin eline Kürt kanı bulaştı
Kalkan, tüm bunların yanında İmralı sistemini de on yıldır AKP iktidarınca sürdürüldüğünü belirterek, İmralı sisteminin Kürt halkı için bir hakaret ve işkence sistemi olduğunu kaydetti. Kalkan, ''Dört yıldır demokratik Kürt siyasetine karşı siyasi soykırım operasyonu sürdürüyor, on binden fazla tutuklu; kırk, elli bin insan bu temelde gözaltına alındı. Bunu sanki demokrasi uyguluyormuş gibi rahatlıkla yapıyor. AKP'nin geçmişte Kürt savaşında yeri yoktu, eli Kürt kanına bulanmamıştı. İktidarı sürecinde “Çocuk da olsa, kadın da olsa gerekenler yapılacaktır” diyerek yüzlerce, binlerce Kürt gencinin, çocuğunun, kadının katledilmesine yol açtı. Omuzlarına kadar elleri Kürt kanına bulaştı. Böyle bir AKP'nin artık Kürt sorununu çözmesi mümkün değil. Bu bakımdan Türkiye Kürt sorununu çözecek durumda değil. Aslında çözümsüzlüğü yürütecek gücü de yok. İktidarı, muhalefeti, diğer toplumsal kesimleriyle artık Kürt sorununda çözümsüzlüğü sürdürecek, Kürt savaşını yürütecek güçleri de yok. Ama çözüm iradeleri de yok. Derinden çözmek isteyen bazı güçler çıkıyorsa da onu küresel güçler boşa çıkartıyorlar, müdahale ediyorlar. Zaman zaman sanki görüşmeler oluyor, sanki çözüm olacakmış gibi bir hava yaratılıyor, ama bir anda yok oluyor. Bu yanardönerlikte Türkiye'nin iradesizliği temel bir rol oynuyor."
2013 yılı demokrasi güçleri için pratikleşme yılı
Barışa ve savaşa hazırız
(...)Herkes duyarlı olmalı, hazırlıklı olmalı. 2013 yılında siyasi ve askeri mücadele çok daha karmaşık, çok daha boyutlu olacağa benziyor. Her şey 2013 yılında olup bitecek, sona erecek değil elbette, ama 2013 yılında bölgesel düzeyde askeri ve siyasi mücadelenin büyük bir tırmanma yaşayacağı tartışmasızdır. Bu herkesi içine alacak ve etkileyecek. Kürdistan üzerinde mücadele de bunun içinde olacak, Türkiye'nin kendisi de böyle bir mücadele içinde yer alacak, bulunacak. Sonuçlar, gelişmeler böyle bir mücadelenin yürütülüşüne bağlı olacak. Artık Kürt sorununun çözümü Türkiye'nin ve Kürtlerin yalnız başına iradesiyle çözeceği bir sorun olmayı gittikçe daha çok aşar hale geldi; bölgesel ve küresel boyut kazandı. Daha çok çatışmalı durumu ihtiva eder hale geldi. Bu anlamda daha karmaşık, derinlikli ve kapsamlı bir siyasi-askeri mücadele yaşanacak. Herkes bunu bilmeli, buna hazırlıklı olmalı. Biz sürece bu temelde yaklaşıyoruz; 2013 yılına bu çerçevede yaklaşmaya ve buna göre kendimizi hazırlamaya çalışıyoruz. Doğru tutumun bu olduğuna inanıyoruz.
Bu temelde gelişebilecek olası kapsamlı siyasi uzlaşmalara, siyasi çözümlere her zaman hazır olduğumuz gibi, bir dünya ve bölge savaşı düzeyindeki savaşlar içerisinde Kürt halkının varlığını ve özgür geleceğini kazanma, savunmayı başaracak düzeyde bir askeri hazırlığı da önümüze koymuş bulunuyoruz. Kendimizi buna göre hazırlıyoruz. Kürdistan'ın bütün parçalarında halkın böyle bir tutum ve hazırlık içerisinde olması gerektiği inancındayız. Öyle Kuzeyde ya da Güneyde bazılarının gençliğinde ezberlediği bazı sözleri tekrarlaması gibi “Silahın devri geçti, silahlı mücadeleyle bir şey kazanılmaz” gibi sözlerin hiçbir anlamının ve değerinin olmadığı, halk için aldatıcılıktan başka bir anlam ifade etmediği açık. Kimsenin buna da kulak asmaması gerektiğini belirtiyoruz. Herkes dikkatli olmalı, ciddi olmalı. Her şeyden önce Güney Kürdistan toplumu ciddi ve dikkatli yaklaşmalı. Çünkü ne olacağı belli değildir. Öyle varlığını ve geleceğini garantileme durumu söz konusu değildir. Her an büyük bir çatışma ve savaş içinde kalabilir; katliamlarla yüz yüze gelebilir. Geçmişte bunları çok yaşadık. Gelecekte de bunların olmayacağına dair hiçbir garanti söz konusu değildir. O nedenle bu tür durumlarda kendi öz savunmasını yapacak bir hazırlık düzeyine sahip olmak gerekiyor her an. Güney Kürdistan halkı, gençleri, siyasi güçleri bu konuda duyarlı olmalı.
2013 daha büyük devrim yılı olacak
2013 yılı bu anlamda daha büyük bir mücadele yılı olacak, daha büyük bir devrim yılı olacak. Biz inanıyoruz ve doğru bir tarzda etkili bir pratik uygulama geliştirdiğimiz ölçüde de 2013 yılının büyük bir başarı, zafer yılı olacağını; “Önder Apo'ya özgürlük ve Kürdistan'a statü” hedefimizin çok daha ileri düzeyde gerçekleşeceğine inanıyoruz. Bu inançla bir kere daha tüm halkımızın miladi yeni yılını kutluyor, 2013 yılında özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürüten herkese bu mücadelesinde üstün başarılar diliyoruz."
HABER MERKEZİ
Rojava AKP'nin maskesini düşürdü
* (AKP) Kürtler hak elde etmesin, statü kazanmasın diye Türkiye'nin her şeyini ipotek altına aldılar. Her türlü saldırganlık içine girdiler. İşte Libya’da NATO müdahalesine çanak tutmaları bunun içindi. ABD ve NATO’dan PKK'ye karşı destek alabilmek içindi. Suriye ile bu kadar savaş yürütüyor olmalarının nedeni de budur. Suriye'deki gelişmeleri denetlemek, dolayısıyla Kürtlerin hak elde etmelerini engellemek içindir. Bunlar da yetmiyor, şimdi çetelerle özgür Kürdistan'a karşı saldırı yürütüyorlar. Bu da tabii ki AKP'nin gerçek yüzünü daha iyi açığa çıkarıyor, maskesini daha net düşürüyor.
* Tamam Kuzey’de PKK teröristti, haydi savaş yürütüyordun, onlara karşı çıkıyordun, Efrîn’deki, Kobanê'deki, Serêkaniyê'deki, Derik’teki, Qamışlo’daki Kürt sana ne diyor? Ona niye saldırıyorsun? Niye sınırları açıp çeteleri saldırtıyorsun? Demek ki Kürt düşmanısın. Demek ki Kürt karşıtısın, demek ki soykırımcısın. Kürt’ü inkar ediyorsun, imha etmeye çalışıyorsun. AKP gerçeği işte budur. Rojava’daki gelişmeler AKP'nin “Kürt vatandaşlarım, Kürt kardeşlerim” diyerek alttan alta gizliden Kürt soykırımını yürütmesi gerçeğini deşifre etti, açığa çıkardı, maskesini düşürdü. Bu sözlerin birer maske olduğunu, özünde ise AKP'nin tıpkı MHP gibi Kürt karşıtı ve Kürt düşmanı bir parti olduğunu, CHP’den bir farkı olmadığını, Kürt soykırımı savaşını devralarak şimdi kendisinin yürüttüğünü açığa çıkardı.
* Suriye'deki ve Kürdistan'daki gelişmelere bağlı olarak Batı Kürdistan özgürlük devrimi rol oynamaya devam edecek. Artık önemli bir siyasi faktör Batı Kürdistan'daki gelişmelerdir. Herkes böyle bilmeli. Beş ayı aşıldı, altıncı aya girildi. Orda da artık bir Kürt statüsü var, Kürt yönetimi var, Kürt halk iradesi var. Hiç kimse bunu görmezden gelemez, bu gerçeği ret ve inkar edemez. Hiç kimse kolayca buna saldırıp ezemez de. Halk bilinçli, örgütlü, eğitimlidir, kendini daha çok da güçlendirir. Bütün Kürt halkının desteği arkasındadır; ilerici insanlığın desteği de arkasındadır.