KCK Yürütme Konseyi üyesi Duran Kalkan, Kürt sorununun artık Türkiye ve Kürtler'in yalnız başına çözebileceği bir sorun olmaktan çıktığını ifade ederek 2013 yılında Kürt coğrafyasında daha karmaşık, derinlikli ve kapsamlı bir siyasi-askeri mücadele yaşanacağını söyledi. Kalkan demokrasi güçlerine seferberlik çağrısı yaparken, artık devrimci halk savaşının gerillayla sınırlı kalmayacağı uyarısında bulundu.
Fırat Haber Ajansına konuşan Kalkan, yeni süreçte gelişebilecek kapsamlı siyasi çözümlere her zaman hazır olduklarını belirterek, ancak bunun yanında bir dünya ve bölge savaşı düzeyindeki savaşlar içerisinde Kürt halkının varlığını ve özgür geleceğini kazanacak, savunmayı başaracak düzeyde bir askeri hazırlığa ulaşmayı da hedeflediklerini söyledi.
Türkiye'de iktidarda bulunan AKP'nin günümüzde siyasi İslam mücadelesiyle alakasının kalmadığını ifade eden Kalkan, artık AKP'de İttihat ve Terakki çizgisinin temsil edildiğini söyledi. AKP pratiğini İsmet İnönü'nün CHP'sine benzeten Kalkan "Tayyip Erdoğan diktatörlüğü haline gelmiş durumda. Tek millet, tek devlet, tek dil, tek bayrak şimdi tek kişi, tek adam noktasına ulaşmış durumda. Böylece gerçekten de içte rakipsizlik, dışta küresel kapitalist sistem açısından alternatifsizliği iyi kullanarak ve her türlü işbirlikçi politikayı sahiplenen demagojiyle bunu topluma farklı göstererek işini yürütebiliyor. Halkı ve kamuoyunu aldatabiliyor" dedi.
AKP hükümetinin Kürt soykırımını çok daha derin, planlı ve sinsi bir biçimde yürüttüğünü dile getiren Kalkan, geçmişte AKP tarafından gerçekleştirilen demokratikleşme adımlarının iktidarını sağlamlaştırmak için yürütülen bir taktik olduğunun ortaya çıktığını söyledi. Gelinen noktada AKP'nin artık açık oynadığını ve daha fazla saldırgan olduğunu belirten Kalkan, "Dikkat edilirse her türlü hakareti Tayyip Erdoğan ve arkadaşları topluma karşı yapabiliyor. AKP polisi herkese vahşice saldırıyor. Yaşlı, genç, devlete hizmet etmiş, karşı çıkmış ayırımı yapmıyor. Kendisiyle azıcık karşıt oldu mu birisi, onun üzerine gaz bombalarıyla, tazyikli suyla, şiddetle gidiyor, tutuyor hapse koyuyor. Genelkurmay başkanını bile terör örgütünü kurmakla yargılıyor, hapiste tutuyor. İş bu noktaya kadar getirilmiş durumda. Hukuku siyasetin hizmetinde çok kötü bir biçimde kullanıyor, silahı kullanıyor. Yani kendi iktidarı için AKP'ye göre her şey mubah. Çok faydacı, çok pragmatist, çok Makyavelist bir anlayış içerisinde" ifadelerini kullandı.

AKP'nin geleceğini savaşlar belirleyecek


AKP'nin 2013 yılını da, 2023’e gidişini de genel planda geleceğini de iç ve dış savaşların belirleyeceğini kaydeden Kalkan 2013 yılında AKP'nin savaşı çok daha fazla derinleştireceğini söyledi.  AKP'nin bu savaşı yürütmedeki kararlğı karşısında Kürtlerin de direnişinin daha büyük gelişeceğini ifade eden Kalkan şu değerlendirmelerde bulundu: "Topyekun Kürt direnişi 2013 yılında mevcut AKP politikaları sürdükçe çok daha kapsamlı ve derin hale gelecek. Devrimci halk savaşı stratejisini en etkili bir biçimde 2013 yılında Kürtler yürütecekler. AKP Kürdistan'da en zayıf konuma düşecek. Kürt direnişi nasıl ki beyaz Türkçü faşizmi yenilgiye uğrattıysa, AKP'nin yeşil Türkçü faşizmini de 2013’te daha çok yenilgiye uğratacak. AKP'nin yeşil Ergenekon’unu inşa etmesine izin vermeyecek."


AKP'nin eline Kürt kanı bulaştı


Kürt sorununun çözümü konusundaki mevcut dinamikleri de değerlendiren Kalkan şunları belirtti: "AKP her şeyi hile ve oyun olarak sürdürmeye çalışıyor. Bu temelde tek öngördüğü, kendi iktidarını kalıcı, sağlam kılmak ve Tayyip Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı yapabilmektir. Buna hizmet eden her şeye evet diyor. Gündemi buna göre belirliyor, tartışmaları buna göre yürütüyor, politikalar buna göre oluşturuyor. Bu çerçevede de tabii ki hiçbir inandırıcılığı yok. Kürt sorununun çözümü konusunda AKP'nin ne yapacağı bir şey var ne de inandırıcılığı. Tayyip Erdoğan Kürt sorunu için her şeyi söyledi; devlet adına özür dilemekten, Kürt sorununun kendi sorunu olduğunu ifade etmekten, sorunu çözeceğini söylemekten Kürt sorununun olmadığına, düşünmezseniz böyle bir sorunun olmayacağına kadar birbiriyle yüz seksen derece ters, çelişen her şeyi söyledi. Özel savaş kapsamında bazı uygulamalar da yaptılar TRT6’dır, seçmeli derstir. Bunları da bol bol ileri sürüyorlar.
Kalkan, tüm bunların yanında İmralı sistemini de on yıldır AKP iktidarınca sürdürüldüğünü belirterek, İmralı sisteminin Kürt halkı için bir hakaret ve işkence sistemi olduğunu kaydetti. Kalkan, ''Dört yıldır demokratik Kürt siyasetine karşı siyasi soykırım operasyonu sürdürüyor, on binden fazla tutuklu; kırk, elli bin insan bu temelde gözaltına alındı. Bunu sanki demokrasi uyguluyormuş gibi rahatlıkla yapıyor. AKP'nin geçmişte Kürt savaşında yeri yoktu, eli Kürt kanına bulanmamıştı. İktidarı sürecinde “Çocuk da olsa, kadın da olsa gerekenler yapılacaktır” diyerek yüzlerce, binlerce Kürt gencinin, çocuğunun, kadının katledilmesine yol açtı. Omuzlarına kadar elleri Kürt kanına bulaştı. Böyle bir AKP'nin artık Kürt sorununu çözmesi mümkün değil. Bu bakımdan Türkiye Kürt sorununu çözecek durumda değil. Aslında çözümsüzlüğü yürütecek gücü de yok. İktidarı, muhalefeti, diğer toplumsal kesimleriyle artık Kürt sorununda çözümsüzlüğü sürdürecek, Kürt savaşını yürütecek güçleri de yok. Ama çözüm iradeleri de yok. Derinden çözmek isteyen bazı güçler çıkıyorsa da onu küresel güçler boşa çıkartıyorlar, müdahale ediyorlar. Zaman zaman sanki görüşmeler oluyor, sanki çözüm olacakmış gibi bir hava yaratılıyor, ama bir anda yok oluyor. Bu yanardönerlikte Türkiye'nin iradesizliği temel bir rol oynuyor."

2013 yılı demokrasi güçleri için pratikleşme yılı


Halkların Demokratik Partisi'ni demokrasi mücadelesi yönünde önemli bir adım olarak değerlendiren Kalkan, tüm demokrat ve devrimcileri şu sözlerle göreve çağırdı: "Halkların Demokratik Kongresi'ni bütün sivil toplum kuruluşlarını, sendikaları, meslek örgütlerini, kadın ve gençlik örgütlerini içine alacak biçimde toplumun temel karar organı haline getirip, en geniş demokratik toplum örgütlülüğünü ve eylemini ortaya çıkartacak bir pratikleşmeyi sağlamak lazım. Yani demokrasi hareketinin nasıl olması gerektiği, programı, tüzüğü, hedefleri neler olmalı yeteri kadar tartışılmıştır. Kurumlaşma yönünde de geçen yıllarda tarihi adımlar atıldı. Çok sayıda parti, dernek, kurum var. Bunların en üst birliği olarak Halkların Demokratik Kongresi ve Partisi de var. Geriye kalan artık pratikleşmedir; herkes pratiğe seferber olmalı. Mevcut platformların ilkeleri çerçevesinde herkes gücünü seferber ederek, imkanlarını ortaya koyarak pratik çalışma yürütmeli, halkı eğitmek, örgütlemek için seferber olmalı. Ancak bununla sonuç alınabilir. Doğruları ortaya çıkartmak ve onu partiye ya da kongreye kavuşturmak gerekli, ama yeterli değil; bir de onları pratikleştirecek günlük çalışma tarzı gerekli. Planlama ve pratikleştirme içinde olmak lazım. Bunun gerektirdiği çabayı harcamak, çabayı, fedakarlığı göstermek gerekli." 

Barışa ve savaşa hazırız


Kalkan röportajında Kürt hareketinin 2013 hedeflerini de şöyle özetledi: "2013’e girerken durum biraz daha farklılık arz ediyor. Elbette 2012’de Kürt sorununu kendi gücümüzle çözen, bu temelde Türkiye'nin demokratikleşmesini ve Kürt birliğini yaratan adımlar atabilseydik,  ne kadar iyi ve güzel olurdu; rahat olurdu. Bundan Kürtler kadar Türkiye toplumu, Ortadoğu halkları fayda görürdü. Fakat bunu tam başarmaya gücümüz yetmedi. En azından 2012 yılı açısından süreç devam ediyor bizim için. Diğer yandan Türkiye'de böyle bir irade ortaya çıkmadı. AKP faşist soykırımcı tutumda daha fazla katılaştı, derinleşti. Bu anlamda çözümsüzlük derinleşerek sürdü, devam edip gidiyor.
(...)Herkes duyarlı olmalı, hazırlıklı olmalı.  2013 yılında siyasi ve askeri mücadele çok daha karmaşık, çok daha boyutlu olacağa benziyor. Her şey 2013 yılında olup bitecek, sona erecek değil elbette, ama 2013 yılında bölgesel düzeyde askeri ve siyasi mücadelenin büyük bir tırmanma yaşayacağı tartışmasızdır. Bu herkesi içine alacak ve etkileyecek. Kürdistan üzerinde mücadele de bunun içinde olacak, Türkiye'nin kendisi de böyle bir mücadele içinde yer alacak, bulunacak. Sonuçlar, gelişmeler böyle bir mücadelenin yürütülüşüne bağlı olacak. Artık Kürt sorununun çözümü Türkiye'nin ve Kürtlerin yalnız başına iradesiyle çözeceği bir sorun olmayı gittikçe daha çok aşar hale geldi; bölgesel ve küresel boyut kazandı. Daha çok çatışmalı durumu ihtiva eder hale geldi. Bu anlamda daha karmaşık, derinlikli ve kapsamlı bir siyasi-askeri mücadele yaşanacak. Herkes bunu bilmeli, buna hazırlıklı olmalı. Biz sürece bu temelde yaklaşıyoruz; 2013 yılına bu çerçevede yaklaşmaya ve buna göre kendimizi hazırlamaya çalışıyoruz. Doğru tutumun bu olduğuna inanıyoruz.
Bu temelde gelişebilecek olası kapsamlı siyasi uzlaşmalara, siyasi çözümlere her zaman hazır olduğumuz gibi, bir dünya ve bölge savaşı düzeyindeki savaşlar içerisinde Kürt halkının varlığını ve özgür geleceğini kazanma, savunmayı başaracak düzeyde bir askeri hazırlığı da önümüze koymuş bulunuyoruz. Kendimizi buna göre hazırlıyoruz. Kürdistan'ın bütün parçalarında halkın böyle bir tutum ve hazırlık içerisinde olması gerektiği inancındayız. Öyle Kuzeyde ya da Güneyde bazılarının gençliğinde ezberlediği bazı sözleri tekrarlaması gibi “Silahın devri geçti, silahlı mücadeleyle bir şey kazanılmaz” gibi sözlerin hiçbir anlamının ve değerinin olmadığı, halk için aldatıcılıktan başka bir anlam ifade etmediği açık. Kimsenin buna da kulak asmaması gerektiğini belirtiyoruz. Herkes dikkatli olmalı, ciddi olmalı. Her şeyden önce Güney Kürdistan toplumu ciddi ve dikkatli yaklaşmalı. Çünkü ne olacağı belli değildir. Öyle varlığını ve geleceğini garantileme durumu söz konusu değildir. Her an büyük bir çatışma ve savaş içinde kalabilir; katliamlarla yüz yüze gelebilir. Geçmişte bunları çok yaşadık. Gelecekte de bunların olmayacağına dair hiçbir garanti söz konusu değildir. O nedenle bu tür durumlarda kendi öz savunmasını yapacak bir hazırlık düzeyine sahip olmak gerekiyor her an. Güney Kürdistan halkı, gençleri, siyasi güçleri bu konuda duyarlı olmalı.

2013 daha büyük devrim yılı olacak


Kuzey Kürdistan'da devrimci halk savaşı stratejisi temelindeki demokratik özerklik çözümünü gerçekleştirme mücadelesini biz geliştirerek sürdüreceğiz. AKP'nin faşist soykırımcı saldırılarına karşı ancak varlığımızı ve özgürlüğümüzü böyle bir direnişle sağlayabiliyoruz. Dolayısıyla da gerilla ve serhıldan daha çok gelişecek. 2012’deki devrimci operasyon adımları daha da düzeltilmiş, daha iyi planlanmış ve sonuç alıcı bir temelde 2013 yılında geliştirilecek. Sadece gerilla hamleleri değil bunlar, devrimci operasyonlar 2012’de sadece gerilla düzeyinde kaldı, ama 2013’te öyle olmayacak. İdeolojik, siyasi, askeri bütün alanlarda topyekun bir devrimci hamleyi ifade edecek ve sonuç alacağız. Parça parça demokratik özerklik çözümünü gerçekleştirecek, ikili yönetimi Kürdistan'da her yerde geliştirecek bir sonuca ulaşmayı özgürlük devrimini Kuzey Kürdistan'da ilerletmeyi hedefleyeceğiz. Bu bakımdan gerillayı daha doğru tarz ve yaratıcı taktiklerle etkili, sonuç alıcı geliştirebileceğimiz gibi, serhıldanı etkin bir biçimde devreye koyacağız. AKP'nin topyekun özel savaşına karşı demokratik siyasal mücadele, propaganda-ajitasyon çalışmaları, ideolojik mücadele, kısaca topyekun devrimci demokratik direniş sürecek. Bu konuda önemli bir sonuç elde edebileceğimize inanıyoruz.

2013 yılı bu anlamda daha büyük bir mücadele yılı olacak, daha büyük bir devrim yılı olacak. Biz inanıyoruz ve doğru bir tarzda etkili bir pratik uygulama geliştirdiğimiz ölçüde de 2013 yılının büyük bir başarı, zafer yılı olacağını; “Önder Apo'ya özgürlük ve Kürdistan'a statü” hedefimizin çok daha ileri düzeyde gerçekleşeceğine inanıyoruz. Bu inançla bir kere daha tüm halkımızın miladi yeni yılını kutluyor, 2013 yılında özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürüten herkese bu mücadelesinde üstün başarılar diliyoruz."


HABER MERKEZİ




Rojava AKP'nin maskesini düşürdü


* (AKP) Kürtler hak elde etmesin, statü kazanmasın diye Türkiye'nin her şeyini ipotek altına aldılar. Her türlü saldırganlık içine girdiler. İşte Libya’da NATO müdahalesine çanak tutmaları bunun içindi. ABD ve NATO’dan PKK'ye karşı destek alabilmek içindi. Suriye ile bu kadar savaş yürütüyor olmalarının nedeni de budur. Suriye'deki gelişmeleri denetlemek, dolayısıyla Kürtlerin hak elde etmelerini engellemek içindir. Bunlar da yetmiyor, şimdi çetelerle özgür Kürdistan'a karşı saldırı yürütüyorlar. Bu da tabii ki AKP'nin gerçek yüzünü daha iyi açığa çıkarıyor, maskesini daha net düşürüyor.
* Tamam Kuzey’de PKK teröristti, haydi savaş yürütüyordun, onlara karşı çıkıyordun, Efrîn’deki, Kobanê'deki, Serêkaniyê'deki, Derik’teki, Qamışlo’daki Kürt sana ne diyor? Ona niye saldırıyorsun? Niye sınırları açıp çeteleri saldırtıyorsun? Demek ki Kürt düşmanısın. Demek ki Kürt karşıtısın, demek ki soykırımcısın. Kürt’ü inkar ediyorsun, imha etmeye çalışıyorsun. AKP gerçeği işte budur. Rojava’daki gelişmeler AKP'nin “Kürt vatandaşlarım, Kürt kardeşlerim” diyerek alttan alta gizliden Kürt soykırımını yürütmesi gerçeğini deşifre etti, açığa çıkardı, maskesini düşürdü. Bu sözlerin birer maske olduğunu, özünde ise AKP'nin tıpkı MHP gibi Kürt karşıtı ve Kürt düşmanı bir parti olduğunu, CHP’den bir farkı olmadığını, Kürt soykırımı savaşını devralarak şimdi kendisinin yürüttüğünü açığa çıkardı.
* Suriye'deki ve Kürdistan'daki gelişmelere bağlı olarak Batı Kürdistan özgürlük devrimi rol oynamaya devam edecek. Artık önemli bir siyasi faktör Batı Kürdistan'daki gelişmelerdir. Herkes böyle bilmeli. Beş ayı aşıldı, altıncı aya girildi. Orda da artık bir Kürt statüsü var, Kürt yönetimi var, Kürt halk iradesi var. Hiç kimse bunu görmezden gelemez, bu gerçeği ret ve inkar edemez. Hiç kimse kolayca buna saldırıp ezemez de. Halk bilinçli, örgütlü, eğitimlidir, kendini daha çok da güçlendirir. Bütün Kürt halkının desteği arkasındadır; ilerici insanlığın desteği de arkasındadır.