24 Temmuz'dan bu yana aralıksız olarak Medya Savunma Alanları'na hava saldırısı düzenleyen Türk devleti, Kandil'in Zergelê köyünü bombaladı. Bombardıman sonucu biri hamile kadın 8 sivil katledildi, 15 sivil de yaralandı. Katliam, Erdoğan'ın atadığı geçici başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "Güvenlik görevlilerimize verdiğimiz talimat açık ve netti; En etkin şekilde saldırarak, tahrip edeceksiniz. Evlatlarımızı feda etmeye hazırız" çağrısı ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun da "Kandili' tamamen imha edeceğiz" sözlerinin hemen ardından gerçekleşti. Türk Genelkurmayı da katliamı, köyü bilerek hedef aldıklarını açıkladı.


Yardıma gelenler bombalandı

Zergelê Katliamı, şöyle gelişti: Cumartesi günü 04.00 sıralarında, tonlarca ağırlıktaki kazan ve roketlerle düzenlenen hava saldırısında ilk olarak Zergelê köylülerinden Salih Mihemed Emin ve eşi Heybet Mihemed Emin hayatını kaybetti. Ardından ikinci bir saldırıyla yardım için olay yerine giden Salih Mihemed Emin'in akrabaları da hedef alındı. Aralarında çocukların da bulunduğu 6 sivil de bu saldırıda katledildi. 

Katliamda yaşamını kaybedenlerin isimleri şöyle: Salih Mihemed Emin, Karox Mihemed Emin, Ayşe Xidir, Abdullah Kadir ve Necip Rojhilat ve ismi öğrenilemeyen 2 kişi. 


Geride oyuncakları kaldı

Bombardımanda yaralanan 15 sivil, Hewlêr ve Soran bölge hastanelerine kaldırıldı. Bombalanan köyde tüm evler yıkıldı. Evlerden geriye çocukların oyuncakları ve diplomaları kaldı. 

Zergelê köyünde yaşayan Suleyman Nebî Bokî'nin anlatımları vahşeti gözler önüne seriyor. Boki, köye yapılan ilk hava saldırısından sonra yardıma giden kişilerin de bombalandığını kaydetti. Bokî, şunları anlattı: "İlk bombalamada Mam Salih ve eşi Heybet hayatını kaybetti. İlk bombardımanın ardından aynı köy ve çevre köylerde bulunan Mam Salih'in akrabaları olay yerine gittiği sırada savaş uçakları ikinci kez bombaladı. Burada da 6 kişi hayatını kaybetti. Türk devleti Kürtleri hedef alıyor. Burada hayatını kaybedenler tamamen sivil ve köylü insanlar."


Köy yerle bir

Feqî Muhammed adlı köylü de şunları söyledi: "Bu bölgede 6 ev vardı, hepsi yerle bir oldu. Burada hedef alınan sivil ve masum insanlardır. Türk devleti PKK gerillalarını bahane ederek, Kürt köylülerini hedef alıyor. Amaç Kürt katliamını yapmaktır. Erdoğan ve AKP Kürt düşmanlığını yapıyor."

Bombalanan köy camisinin imamı Hacı Qadir de saldırıya tepki göstererek, "Türk devleti ve AKP kendisine ‘ben İslamım’ diyor ancak bu bir yapabileceği bir şey değil. Müslümanlar bunu yapmaz. Türk devleti ve AKP kendisi Kürt düşmanlığını yapıyor” dedi.


Terk etmeyeceğiz

Hacı Qadir, herkesin Türk devletine karşı çıkması gerektiğini vurgulayarak, “Başta Güney Kürdistan hükümeti olmak üzere herkes bu insanlık dışı olaya karşı çıkmalı” çağrısında bulundu.

Köylülerden Emîr Qadir ise aynı çağrıyı yaparak, "Biz Güney Kürdistan hükümetinden bu bombalamaların durdurması için girişimlerde bulunmasını istiyoruz" dedi. 

Bombalanan Zergelê köyü sakinleri, bütün saldırılara rağmen köylerini terk etmeyeceklerini de ifade etti.


Güney yönetimi PKK'yi suçladı

Türk devletinin hava bombardımanlarına izin vererek katliamın önünü açan Kürdistan Bölge Başkanlığı ise PKK'yi suçladı. 

Kürdistan Bölge Başkanlığı adına yapılan yazılı açıklamada, "Kürdistan bölgesi yurttaşlarının şehit düştüğü bu bombardımanı kınıyoruz. Türkiye’den sivil yerleşim alanlarını tekrar bombalamamasını talep ediyoruz. Sivil Kürdistan bölgesi yurttaşlarının şehit düşürülmesine hiçbir şey gerekçe gösterilemez" denilse de açıklamanın devamında, saldırıdan PKK sorumlu tutularak, “PKK savaş yaptığı alanları Kürdistan bölgesinden uzaklaştırmalı, bölge halkı bu savaş ve çelişkilere kurban edilmemeli denildi. 

Bölge Başkanı Mesud Barzani'nin danışmanı Kifah Mahmud ise, "PKK'nın bölgesel askeri unsurları olmasaydı, Türkiye sivil bölgeleri bombalamazdı. Irak ve Türkiye hükümetleri arasında yapılmış, bir saldırı durumunda Türk güçlerinin Irak'a girmesine izin veren bir anlaşma var. Bu yüzden PKK buradan çıkmalı" ifadelerini kullandı. 


İnsansızlaştırılmak isteniyor

Güney Kürdistan'daki diğer partiler ise Türk devletine saldırılarını durdurma çağrısı yaptı. YNK ve Goran katliam ardından Zergelê köyüne incelemelerde bulunmak üzere heyet gönderirken, YNK Politbüro Sözcüsü İmad Ahmed bombardımanı kınayarak, bölgenin insansızlaştırmak istendiğine dikkat çekti. Ahmed, "Saldırılardan vazgeçilerek barış sürecinin devam etmesini talep ediyoruz. Söz konusu bombardımanlar, sivil yurttaşların şehit düşmesi ve yaralanması, evlerinin yıkılması, bağ-bahçelerinin yanması ve zarar görmesi dışında bölgede yaşayan halkın çaresiz bir biçimde bölgeyi terk etmek zorunda kalmasına neden olmaktadır. Bu nedenle uluslararası kamuoyu ve insan hakları örgütlerinin var olan sessizliklerine bir an önce son vermelerini ve söz konusu bombardımanların engellenmesi, yurttaşların katledilmesi ve göç etmek zorunda kalmasının önüne geçilecek çalışmalar yürütmelerini talep ediyoruz" diye konuştu. 


Tutum alınmalı

Kürdistan Parlamentosu İnsan Hakları Komitesi Başkanı Soran Ömer, "Kürdistan bölgesel yönetim başkanı, hükümet ve başbakan Türk devletinin bu saldırılarını bir an önce durdurması yönünde resmi bir tavır sergilemelidir. Bunun aksi bombardımanlar için bahane sunmaktır" derken, Irak Parlamentosu Dışilişkiler Komitesi üyesi Musena Emin de Irak hükümetinden Türkiye'nin yapmış olduğu bu saldırılara karşı tutum almasını istedi. 

Goran Hareketi de yaptığı açıklamada, Birleşmişler Milletler Güvenlik Konseyi'ne Türkiye'nin saldırılarını engelleme çağrısı yaptı. 


Dışişleri mecbur kaldı

Kürt basının katliama ilişkin servis ettiği görüntü ve fotoğraflarla sivil katliamın belgelenmesi ardından Türk Dışişleri Bakanlığı da bir açıklama yapmak zorunda kaldı. "Üzüntü" duyduklarını bildiren Bakanlık, saldırıyla ilgili araştırma başlattıklarını kaydetti. 


Roboskî'de olduğu gibi...

Katliama ilişkin görüntülere karşın Türk Genelkurmay'ı ise vurulan hedefin bir köy değil "PKK'nin barınma alanı" olduğunu ileri sürdü. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Irak Kuzeyindeki ve yurt içindeki bölücü terör örgütü mensubu teröristlere ait hedefler, çok titiz ve detaylı bir çalışma sonucunda, görüntülü verilere dayalı olarak teyit edilmiş şekilde, ehil personel tarafından belirlenmektedir. Basında yer alan iddia yeniden değerlendirilmiş, vurulan hedefin bir köy olmayıp bölücü terör örgütü mensubu teröristlerin barınma alanı olduğu, bombanın tesir alanı içinde ve yakınında sivil yerleşim alanı bulunmadığı belirlenmiştir."

Genelkurmay, Roboskî'de 34 sivilin katledilmesi ardından da bombardımanın 'örgüt mensuplarına yönelik olduğunu" ileri sürmüştü. 


 HABER MERKEZİ




Bu ilk değil


Türk devletinin KDP izniyle Güney Kürdistan'a gerçekleştirdiği hava saldırılarında 8 sivilin katledilmesi ilk değil. 

15 Ağustos 2000'de Xinere'deki Kendakole alanındaki bombardımanda doğrudan siviller hedef alındı. Saldırıda 25'i aşkın kadın, çocuk yaşlı katledildi. 

Türk ordusunun 2011 yılında düzenlediği bombardımanda da aynı aileden 7 sivil katledilmişti. Bugün olduğu gibi Güney Kürdistan'a yönelik hava bombardımanları günlerce sürdü. 17 Ağustos 2011'de başlayan saldırılar 5. gününde katliama dönüştü. Savaş uçakları Kortek-Ranya yolu üzerindeki Bolê köyü yakınlarında seyir halindeki aracı hedef aldı. Araçta bulunan 4'ü çocuk 7 sivil katledildi. Katledilenlerin tümü aynı ailedendi. Baba Hüseyin Mustafa, Anne Mêr Mam Kak, 34 yaşındaki Rezan Hüseyin, 11 yaşındaki çocuğu Zana Hüseyin, 10 yaşındaki Oskar Hüseyin, 4 yaşındaki Sonya Şemal ve 7 aylık bebek Solin. Kandil halkı, daha yaşamı tanıma şansına eremeyen 4 çocuk ile hamile olan Rezan Hüseyin Mustafa, anne Mer Haci Mam ile Hasan Mustafa'nın ancak parçalarını toplayarak toprağa verebildi.

Katlimadan sonra Türk devleti ve ordusu yine inkar etmişti, ancak AKP'li Beşir Atalay, Roboski Katliamı ardından katıldığı bir programda "Ağustos'tan beri devam eden operasyonlarda Uludere'den önce bir tek hata oldu. O da Irak bölgesindeydi" diyerek katliamı itiraf etmişti. 

Güney Kürdistan Hükümeti, katliamda yakınlarını kaybedenlerin yaptıkları tüm başvuruları yanıtsız bıraktı.