"En büyük güç halk gücüdür."

Bu cümle ayın 25’inde Kandil’de söylendi.
Çekilme tarihinin baçlangıcı 8 Mayıs olarak verildi.
Türkiye’de "bahar havası" hakim.
Gazeteler, beklenen "tarihi açıklamayı" manşetlere çekti.
Sanki "Kürdistan Rüyası" sona erecekmiş gibi.
Kandil açıklaması sonrası, Türk Ulaştırma Bakanı Yıldırım: "Tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan. Bunun dışında pazarlığımız yok" diyerek, Türkiye kalesini savundu.
Ancak Kandil’deki açıklamanın içeriğinde:
Hiç birşeyin kati olmadığı; Emekçiler, kadınlar, azınlıklar ve dindarlar için bir hamlenin başlatıldığını anladım.
Bu süreç nereye gider?
Geri çekilme gerçekleşirse, Kandil’dekiler bir katliama kurban mı giderler?
Dünya Kürtler’e yeniden zindan mı edilir gibi sorular tedirginlik uyandıran konular arasında.
Bu sorular Kürtler güçlü olsa da, Kürdistan eskisi gibi "mahkum" olmazsa da; Kuzey Kürdistan politik kurtarılmış alan olsa da; Rojava’da "Kadın Tugayları" kurulmuş, bu alanda pilot proje olarak direkt "Halk Demokrasisi/Sosyalizmi" başlangıç safhasında olsa da, bu sorular soruluyor, tartışılıyor.
Gelinen durumda sanki tarihi bir maç oynanıyor.
Oyuncular belli.
Kaleciler ve oyuncular belli.
Şimdilerde hala gol atılmadı ancak, golü atacaklar için pas verenler çoğunlukta.
Bunların çoğu da Türkiye’de.
Kürdistan, Türkiye’deki eski "siyasi tad"ı bozdu.
Sosyal Demokratlar, Kurt postuna büründüler.
Bozkurtlar, çakallaştılar.
İşçi Partililer, Bozkurtlar’dan daha da azgınlaştılar…
Büyük Türkiye Devlet Projesi geleceğin tuzağı olmaya devam ediyor.
Ufukta, her ufukta herşeye rağmen Kürdistan var.
Tüm bu tehlikeleri benim bilmem ne işe yarar ki diye düşündüm.
Ve sonra Kandil’deki başka bir açıklamaya kulak kabarttım:
Karayılan, Kurtlar‘dan korunmak için bile olsa, silahı bırakmayacaklarını belirtti.
Kim bu Kurtlar?
Gerçekten burada sözkonusu olanlar, o bildiğimiz ormanlık hayvanlar mı oluyor?
Ben öyle anlamadım.
Kandil’i tehdit edebilecek Kürtler’ın başında, Anadolu (Haber) Ajansı’nın çekilen tetiği haber vereceği Türkiye’deki derinin derininde duran devlet güçleri; B Planı’nı, C Planı’nı harekete geçirebilecek envayi kesir güç geliyor.
İkinci önemli güç, Molla’ların tarihi kinine secde eden, "İslami cihad" örgütleri ve uzantıları.
Belki de bunlara:
Deniz Baykal’a bağlı "cumhuriyetçi sömürgeciler";
Perinçek’e bağlı emekli Genareller;
Yalçın Küçük’ün beklediği ve bir türlü dünyevi olmayan "Türk Kurtuluş Davası" hortlakları da dahil.
Bu karmaşada, İsmail Beşikçi’ye Barzani Nişanı verildi.
Güney Kürdistan, bağımsızlığa adım atabilecek bir momentin sabırsızlığı içerisinde.
Karayılan ve Mesut Barzani "Ulusal Konferans"ın zamanının geldiğini beyan ettiler.
Kuzey Kürdistan, Diyarbekir’de "Barış Konferansı"na hazırlanacak.
Adım adım Kandil, adım adım Kürdistan’a doğru.
Son görüntü bu.
Yani Kürdistan’ın vereceğinden çok alacağı var.