Ufukta Türkiye’den ziyade İran’la ciddi bir kriz görünüyor. Zira, Kürtleri kuşatma politikasını bölgesel düzleme yayan İran baskısını giderek arttırıyor. 

Bu da bu ülkeyle Kürt Özgürlük Hareketi arasındaki ateşkesin bozulması ve çatışmaların yeniden başlaması ihtimalini güçlendiriyor.

İran, Suriye’de Esad rejiminin Kürtlerle uzlaşmasına; Kürtlerin ulusal-demokratik haklarının sağlamasına izin vermiyor. Bunun kendi Kürt sorununu olumsuz etkileyeceğini; sıranın kendisine geleceğini düşünüyor. 

Bu yüzden karşı çıkıyor ama, bununla da kalmıyor. Hesekê ve çevresinde olduğu gibi fırsatını bulduğu yerde rejim adına Kürtlere de saldırıyor. 

Kürtlerin Kobanê’de zafer kazandığı günlerde Hesekê’yi işgale kalkışması İran’ın uğursuz niyetini gösteriyor. İran’ın Kobanê’de ortaya çıkan yeni dengelerden rahatsız olduğu anlaşılıyor. Bölgeye yığdığı milisleri ve Lübnan’dan getirdiği 6 bin Hizbullah militanıyla tehlikeli bir çatışmayı bu nedenle dayatıyor. 

İran ayrıca Kerkük’ten başlayarak Güney Kürdistan’daki birçok bölgeyi de Şii milisler üzerinden kuşatma altında tutuyor. 

Suriye’de olduğu gibi Irak’ta da uzlaşma istemiyor. Bu yüzden Bağdat, Hewlêr ile yaptığı anlaşmaları uygulamıyor.

Türkiye’deki çözüm sürecine de karşı çıkıyor. Bunu kendi çıkarları açısından sakıncalı buluyor ve bozmaya çalışıyor.

Ayrıca içerideki Kürtlere yönelik zulmünü de arttırıyor. Tahran ateşkese rağmen Kürt gençlerini idam etmeye devam ediyor.

İran’ın bu politikasından vazgeçeceğine dair en ufak bir emare de bulunmuyor. Bütün bunlar yakın erimde bu devlet ile Kürtler arasında ciddi krizlerin, hatta çatışmaların yaşanacağı anlamına geliyor. 

Öte yandan Kandil’den bakınca Sünni Arap dünyasında yaşanan gelişmeler de dikkat çekiyor. Bölgede Mısır’ın etkinliğinin güçlendirilmek istendiği gözleniyor.

Sünni Arap dünyası Mısır merkezli olarak yeniden yapılandırılıyor. Sisi’nin bu amaçla getirildiği ve Mısır‘a Sünni eksenin merkezli bir misyon yüklendiği ortaya çıkmış bulunuyor. 

Kandil’den bakınca IŞİD meselesinin de Sünni Araplara bir çözüm bulmadan çözülemeyeceği görülüyor. 

ABD’nin başını çektiği küresel sistemin bu yıl içinde Musul’dan başlayarak IŞİD‘i sınırlandıracağı fakat, bölge yeniden yapılandırılıncaya kadar da elde tutacağı düşünülüyor.

Amerika ile İran arasında yaşanan IŞİD karşıtı işbirliğinin de konjöktürel olduğu değerlendiriliyor. 

Kandil‘in dış ilişkilerinden sorumlu olan ve bölgeyi yakından bilen Kürt siyasetçi Rıza Altun, "İran’la Amerika‘nın bölgesel hedefleri çakışmıyor, çatışıyor, dolayısıyla bu işbirliği geçicidir" diyor. Altun’a göre bölgede IŞİD üzerinden kapsamlı bir oyun kuruluyor. Kandil’in bunu gördüğünü ve yakından takip ettiğini söylüyor. 

Rıza Altun, Türkiye’nin Sünni eksenli siyasetinin çöktüğünü ve bölgesel planlarının altüst olduğunu da ifade ediyor.  

IŞİD’le başlayan süreçte Türkiye’yle birlikte Güney yönetiminin (KDP) de kaybettiğini düşünüyor. Altun, "KDP oynanan bu oyunu göremedi, bu yüzden tökezledi" diyor.

KDP’nin darbelenmesini ve güç kaybetmesini istemediklerini; bunun Kürtlerin genel çıkarlarına hizmet etmeyeceğini belirten Altun, KDP’nin buna uygun bir davranış sergilemediğinden yakınıyor.

Son günlerde gündeme gelen gerillanın Güney'den geri çekileceği tartışmalarının da buradan kaynaklandığını söylüyor. 

Rıza Altun partiler arasında yaşanan sorunlara rağmen Kürt birliğinin sağlanması için bıkmadan ve usanmadan çalışılması ve çaba harcaması gerektiğini de belirtiyor.

Çözüm sürecine gelince;

Kandil savaşın tamamen sona ermesi; sorunun siyasal alana çekilmesi ve siyasal özgürlüklerin geliştirilmesi konusunda hazır ve kararlı görünüyor. Ancak bu yolda adım atmayan ve üzerine düşeni yapmayan hükümeti de eleştiriyor ve uyarıyor.

Kandil’den bakınca sorunlarına rağmen sürecin devam edeceği gözleniyor. Kandil’in bu konuda azami çabayı göstereceği anlaşılıyor.

Son bir söz de seçimler için:

Kandil, HDP’nin seçimlere parti olarak katılması kararını destekliyor. Bağımsız adayla seçime katılma döneminin artık geride kaldığını söylüyor.

Kürdistan’da ve Türkiye’de geniş birlikteliklerin sağlanması, seçim sürecinin her açıdan iyi yönetilmesi halinde barajın aşılacağını; demokrasi ve özgürlük mücadelesinin patlama yapacağını düşünüyor…