AKP’nin iktidarının sonuna gelindiğini kaydeden PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, “Yerle yeksan olacak. Ne Ortadoğu halkları -başta Kürtler ve Araplar olmak üzere- bu stratejiyi kabul ediyor ne de kendilerinin de bağlı olduğu, dünyaya çeki düzen veren sistem. Dinci milliyetçiliği, Kürtler ve Araplar kabul etmiyor. Dinci bir egemenliği ise küresel kapitalizm kabul etmiyor” dedi. 

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, ANF’den Ersin Çelik ve Şiyar Pir’in sorularını yanıtladı. PKK’nin 38. kuruluş yıldönümü vesilesiyle yapılan uzun ve kapsamlı söyleşi, ANF’de iki gün yayınlandı. PKK’nin kuruluşundan günümüze kadarki süreci ve mevcut Türk iktidarının topyekûn savaşına karşı gösterilen direnişi anlatan Kalkan, mücadelenin seyri konusunda da önemli noktalara işaret etti.

PKK’nin 38. yılında şehirlerde gösterdiği direnişin faşist sömürgeci sistemi, ölüm-kalım noktasına getirdiğini vurgulayan Kalkan, “Bu sistem, PKK’nin 39. yılında Özgürlük Mücadelesi’nin vuruşuyla son nefesini verecek” dedi.

PKK zor kazanıyor, kaybetmiyor

Artık faşist soykırımcı sistemin Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu’da yaşama şansının olmadığını; yaşama çabasıyla da herkese kötülük saçıp insanlığı çürüttüğünü kaydeden Kalkan, şunun altını çizdi: “Parti ve halk olarak 38. yıldönümünde, TC ve AKP faşizminden 40 kat daha güçlüyüz. Evet, savaşıyoruz, zorluklarımız var, şehitler veriyoruz ama PKK mücadelesi zaten hep zorluklarla geçti. Hep engelleri aşarak, zorlukları yenerek bugüne geldi. Zaten değeri ve büyüklüğü buradadır, anlamı buradadır. Kolay kazanılan, kolay kaybediliyor. PKK, zor kazandığı için kaybetmiyor. Hiçbir zaman da kaybetmeyecek, bunu herkes böyle bilmelidir.”

Hiçbir mevzi bırakılmaz

Kalkan, şunları söyledi: Şimdi belediyeler direniyor. HDP ve DBP’de yer alan demokratik siyasetçiler, belediye görevlileri, milletvekilleri, parti yöneticileri direniyorlar. Faşizme karşı tek ilkemiz, yaşamanın yolu direnmekten geçiyor.  “Direnmek yaşamaktır”ı Mazlum Doğan bize öğretti ve doğru öğretti. Hareket ve halk olarak 35 yıldır bu öğreti üzerinde yürüyerek var olduk. O bakımdan şimdi faşist saldırganlık karşısında hiçbir mevziden geri çekilme yoktur, asla olamaz da. Faşizm karşısında geri çekilme olmaz, mevzi terk edilmez. Son imkanına kadar, son kurşununa kadar mücadele edilir, direnilir. 

Lümpen soytarının hükmü sürmez

Şimdi Kürt Demokratik Siyaseti, Kürt toplumu bunu yapıyor. Bu direniş AKP faşizminin sonunu getirecek bir direniştir. Bunu net olarak söyleyebiliriz. Bunun için Tayip Erdoğan, Binali Yıldırım ve benzerleri çılgına dönmüş durumdalar. Tayip Erdoğan bir kabadayı gibi herkese de saldırıyor. Aslında çılgına dönüşmüş bir kişiliğin ruh halini ve davranışlarını yansıtıyor. O lümpen sokak soytarılığına dayanarak var olmaya çalışıyor ki, bu hüküm fazla sürmez. 

38 kıştır PKK’yi bitiriyorlar!

Erdoğan ve şürekası sık sık “Bu kış PKK’yi yok edeceğiz, şöyle bitireceğiz” vb. şeklinde bir propaganda yürütüyor. Sadece bu kış değil, her kış böyle diyorlar. 38 kıştır aynı şey söyleniyor. “PKK bu kış bitecek, bahara çıkmayacak” deniyor. Oysa PKK her bahara, önceki güzden daha güçlü çıkıyor. Bütün kışları böyle geçirdi. Mevcut olan da öncekilerden çok farklı değildir. 

Güney Kürdistan’a saldırı

 “Medya Savunma Alanlarına saldıracağız” diyorlar… 25 Mayıs 1983’de Türk ordusu, Güney Kürdistan’a ilk operasyonun yaptı. Ben o operasyonu da çok iyi biliyorum. O günden bugüne her yıl Güney Kürdistan’a operasyonlar yapıyor. Yazın yapıyor, kışın yapıyor, baharda yapıyor, güzün yapıyor! Her operasyonda “Bu sefer PKK’yi bitireceğim” diyor. Ama her operasyon sonrasında PKK birkaç kat daha güçlenerek çıktı, çıkıyor. Şimdiye kadar böyle oldu. 

Erdoğan’ın ‘Kandil’in ne olacağını!’ çok düşünmesine gerek yok. Saray’ının ne olacağını düşünse daha iyi olur. Ölüm korkusundan nerede kaldığı, nerede yaşadığı bile belli değildir. Doğru dürüst oturup yemiyor, bir yerde durup dinlenemiyor. Öyle bir korku yaşar hale gelmiştir. Herkes üzerinde de korku uyguluyor. Tam bir korku rejimidir. Ona dayanarak kendi varlığını sürdürüyor. Kendisi o haldeyken, bir de kalkıp yıllarca yapılanı tekrarlayarak PKK’yi yok etme iddiasında bulunuyor. 

Olabilir, operasyon yapabilirler. Erdoğan 14 yıldır bu işin içerisinde ama PKK, 35 yıldır. Genel bir amiyane deyim var: “Geleceği varsa göreceği de var.”

AKP’nin stratejik geleceği yoktur

AKP’nin bu psikolojik savaşına hiç kimse aldanmamalıdır. Şunu söyleyebilirim: Zalimlikte, kan emicilikte Erdoğan’a diyecek yoktur, çünkü kendi çıkarları dışında hiçbir ilkesi yoktur. Böyle insanlardan her türlü tehlike gelebilir. Bu bakımdan Tayip Erdoğan’ın saldırganlığı karşısında dikkatli, tedbirli, hazırlıklı olmalıyız. Hafife almamalıyız. Ama AKP ve Tayip Erdoğan’ın ideolojik ve stratejik olarak geleceği yoktur. Kesinlikle var olamayacak.

İktidarının sonuna geliyor

AKP’nin iktidarının sonuna geliniyor. Yerle yeksan kendisi olacak, çünkü ne Ortadoğu halkları -başta Kürtler ve Araplar olmak üzere- bu stratejiyi kabul ediyor ne de kendilerinin de bağlı olduğu, dünyaya çeki düzen veren sistem. Dinci milliyetçiliği, Kürtler ve Araplar kabul etmiyor. Dinci bir egemenliği ise küresel kapitalizm kabul etmiyor. 

Şantaj da ömürlerini uzatmaz

Şimdi de “Biz Şangay beşlisine gireceğiz” diyerek Amerika ve Avrupa’ya karşı şantaj yapıyor. AKP’nin politikaları; şantaj, demagoji, kendini pazarlama, devlet terörü, katliam, baskı, korkutma üzerine kurulmuştur. Bunların da bir toplumu ve devleti yönetme de bir geleceği yoktur. Bu ideoloji ve strateji uzun ömürlü olamaz. 

AKP gemisine binmeyin

AKP’ye bel bağlayanları kırk defa uyardım, tekrar uyarıyorum: Tayip Erdoğan ve AKP yönetiminin geleceği yoktur. Kim o gemiye binecekse kendisi de düşecek. O gemi su almış artık batıyor. Mevcut katliam ve terörle ömrünü uzatmaya çalışıyor. 

Öyle bir hava yaratarak aslında eylemsiz kılmaya, karamsarlık yaratmaya çalışıyorlar. Tam tersine AKP’nin faşist diktatörlüğüne karşı herkes olduğu yerde daha fazla mücadele etmelidir. Daha çok faşizmin üzerine gidiş olmalı, daha çok eyleme geçiş olmalıdır. Hiçbir biçimde daralma ve geri çekilme olmamalıdır. Zorda olan, çökmek üzere olan, bahara çıkamayacak olan; AKP iktidarının-Tayip Erdoğan yönetiminin kendisidir. Bunu herkes görmelidir. 

AKP’ye bile hakim değil

Tayip Erdoğan, AKP’ye bile hakim değildir. AKP içinde ne çıkacak, Türkiye’de neler olacak! Bunlara bile hakim değildir. 

O halde AKP faşizmine karşı daha etkili mücadele edebilmeliyiz. Bütün sol, sosyalist, demokratik çevreler, özgürlükçü insan haklarından yana olan güçler. CHP içindeki çevreler, Alevi toplumu, kadınlar, gençler daha aktif olmalılar, daha birlik halinde olmalılar. Gençlik örgütleri, kadın örgütleri daha çok birleşmeliler, güçlerini birleştirmeliler, bir araya gelmeliler, birbirlerine destek vermeliler. Basın kuruluşları birbirlerine destek vermelidir. 

39. yılda AKP gömeceğiz

Şunu ifade edebilirim: 38. yıl direnişiyle faşist AKP diktatörlüğünü –kendi deyimleriyle- çöküş noktasına, ölüm noktasına getirdik. 39. yıl mücadelesiyle AKP’yi toprağa gömeceğiz. Faşist soykırımcı AKP diktatörlüğünü tarihin çöp sepetine atacağız. Hedefimiz budur. Kürdistan Özgürlük Devrimi zafere gidecek, Ortadoğu Demokratik Devrimi gelişecek. 

AKP on yılın partisidir. PKK, 40 yılın partisidir. Her türlü mücadele deneyiminden geçmiş, tecrübesini edinmiş, büyük derslerle kendini pekiştirmiş bir Parti ki; şimdi Kürdistan Özgürlük Devrimi’ni zafere götürecek bir öncülük haline gelmiştir. Bunu herkes görmeli ve inanmalıdır.  


HABER MERKEZİ