
'Sunulmuş' erkin reddi kızdırıyor
İktidarın feodal sistemlerden beri erkeklerin tekelinde bulunduğunu ve erkek olmaya dair tüm değerlerin yüceltildiğini belirten Can, "Bu şişkin erkeklik maskaralığında, trans bireyler kendilerine verilen 'sunulmuş' haklarından vazgeçerek, erkeğin göz kamaştırıcı rolünü değersiz kılmaktadırlar. Erkeğin öz değerine hakaret olarak düşünülecek bu reddediş, bir saf değiştirme gibi algılanır ki; erkeğin düşmanlığının açık bir hedefi haline gelmek için gerekli altyapıyı sağlamış olur. Cinsiyet rollerini alaşağı ederek, hükümet, devlet ve kültür üçlüsünün empoze etmeye çalıştığı kuralları geçersiz kılan trans bireyler, bu değerlerin azılı koruyucuları erkek aklın değerlerini bocalatır ve bu aklın sahiplerinde, tüm bilgisizlik ve çaresizlik durumlarında olduğu gibi içsel bir kızgınlık yaratır. Trans fobinin ikinci bileşeni, ahlak tahakkümünün alabora edilmesidir. Sistemce, ancak seks işçisi olabileceğine inanmaya zorlanan trans kadınlar, erkeğin hizmetine sunulmuş kıymetsiz ve saygı duyulmaz bedenlere indirgenirken, bu mesleklerinden utanç duymaları beklenmektedir. Aynı zamanda kendisine hizmeti olağan sayan erkek kurgu, elbetteki tüm minnet duygularından uzakta durmakta ve yatakta kendilerini çılgına çeviren, ancak sokakta kendilerini utanç içinde bıraktığını varsaydıkları 'ahlaksız' tavırlara karşı tahammülsüz oldukları gibi bir oyunla ikiyüzlülüğün dibine vurmaktadır" diye konuştu.
Nefret değerlerinden arınmak
Trans cinayetlerinin son bulması için hükümet, din ve kültür nefret üçlüsünün transfobik ve homofobik değerlerinden arındırılmasıyla mümkün olacağını belirten Can, "Maalesef bu arınma, atanın erkinin sorgulanması, sarsılması ve belki de devrilmesi anlamına gelmekte ve ancak uzun bir mücadele ve sabırlı bir karşı koyuşla elde edilebilecek gibi görünmektedir. Tabii ki o noktaya gelmek, erkeğin sevgili iktidarını elinden alacağı için, erkeğin karşı duruşuna karşı bir mücadeleyi gerektirecektir. Bu mücadele, LGBT ve feminist örgütleri sayesinde gerçekleştirilmektedir" dedi.
Nedeni tabular
LGBT aktivisti Akın Köse ise, trans cinayetlerinin nedeninin halkın gelenek ve göreneklerini tabulaştırmasından kaynakladığını ifade etti. Transların hep sözlü tacize uğradığını, gasp edildiğini, komşuları tarafından istenilmediğini ve hakaretlere maruz kaldığını belirten Köse, "Türkiye'de LGBT'lere yönelik saldırıları çok sık yaşıyoruz. Bunun nedeni toplumun kafasında oluşturduğu tabulardır" diye belirtti.
Yaşam hakkı ellerinden alınıyor
LGBT bireylerin toplumdan dışlandığı için çalışamadığını ifade eden LGBT aktivisti Esra Köksal, en doğal hakları olan çalışma hakkının ellerinden aldığını ve LGBT'li bireyler için anayasada bazı değişikliklerin yapılmasını istedi. LGBT bireylerin çalışma hayatından uzaklaştırıldığını ve sistemin bireyleri eve kapattığını belirten Köksal, "Çalışma hakkının elinden alınmaması gerekiyor ve bir de en önemlisi kişinin ekonomik, sağlık ve korunma hakkının anayasal çerçevelerle düzenlenmesi lazım. Tedavi olmak için hastaneye gelen bir bireyi, doktorlar reddiyor. Bu kişinin sağlık hakkı elinden alınıyor. Bir bakıma yaşama hakkı elinden alınıyor" diye belirtti.
Trans katilleri korunuyor
Trans cinayetlerinin politik olduğunu ifade eden LGBT aktivisti Alican Kalan, bu cinayetlerin sistematik yapıldığını ve toplumun ve adaletin trans katillerini koruduğunu ifade etti. Trans cinayetlerinde yargının 'haksız tahrik indirimi'ne gittiğini dile getiren Kalan, şunları söyledi: "Trans birey, karşısındaki biyolojik erkeğe cinsel ilişki teklif ettiği için, adeta Türk adalet sistemi tarafından öldürülmeyi hak eden biri olarak gösteriliyor. Medya da bu algıyı körükler noktada duruyor. Kadın cinayetlerinde olduğu gibi mağduru suçlu ilan eder şekilde çıkıyor haberler. Transseksüellik bir hastalık değildir. Bireyin kişiliğine ilişkindir. Transseksüellik bireyin biyolojik kimliğini reddetmesi ve kabul etmesidir. 2002 yılından bu yana 70 trans birey katledildi. Erk devlet bizlere şiddeti, küfrü ve ötekileştirmeyi bir yaşam biçimi olarak dayatmakta. Eşcinsel ve trans cinayetleri politiktir."
HAMDULLAH KESEN/DİHA/ADANA