Türk devletinin yıllardır Kürt halkına karşı yürüttüğü kirli savaşta her daim Türkiye’nin yanında yer alan Alman devletinin, 2019 yılında silah ihracatını iki katına çıkartarak son 14 yılın rekorunu kırdığı öğrenildi.
Türk devletinin Rojava’ya yönelik işgal saldırıları ve insanlık suçları karşısında oluşan kamuoyu baskısı nedeniyle “Silah satışını askıya aldık” diyen Alman devleti, diğer taraftan silah satışını sürdürerek toplumu aldattı.
Türk devletinin yoğun savaş suçları işleyerek Kürt halkına yönelik yıllardır sürdürdüğü soykırım savaşını destekleyen Almanya, aynı desteği 2019’da da zirveye taşıdı. Almanya’nın, 2019 yılında 31.6 milyon euroluk silah ve askeri teçhizat satışı yaparak 2018 yılında 12,9 milyon euro olan satışı iki katına çıkardığı ortaya çıktı.
Alman devletinin katliamcı Türk devleti ile tarihsel ortaklığı bugün de her yönüyle devam ediyor. Hem siyaseten Türkiye’nin yanında olan, hem de Türk devletini savaş sahasında silahlarıyla besleyen Alman devleti 2019 yılında bu desteğini önceki yıla göre iki katına çıkardı. Halbuki Merkel başkanlığındaki Alman hükümeti, Türk devletinin Serêkanîyê ve Girê Spî işgal saldırıları döneminde oluşan kamuoyu baskısı üzerine açıklama yapmış, Türkiye’ye silah ihracatını durdurma kararı aldığını duyurmuştu. Alman hükümetinin bu açıklamasının tamamen kamuoyunu yanıltmaya dönük olduğu, perde arkasında silah anlaşmalarını sürdürdüğü ortaya çıktı. Sol Parti Die Linke meclis grubunun soru önergesine Dışişleri Bakanlığı’nın verdiği yanıta göre Alman hükümeti 2019 yılında Türkiye’ye silah satışını kat be kat arttırdı.
Katliamcıların yanında durdu
Kürtlere yönelik katliam politikalarında sürekli Türkiye’nin yanında yer alan Alman devleti, ’90 yıllarda da Kürdistan’da yaşanan savaş suçlarında pay sahibi olmuştu. Alman devletinin Türkiye’ye sattığı panzerlerle Kürtler katledilmiş, cansız gerilla bedenleri panzerlerin arkasından sürüklenmişti.
Alman devletinin Türkiye’ye sattığı silahlar Efrîn işgalinde de kullanılmış, özellikle Alman Leopard 2 tankları gündem olmuştu. Türkiye destekli cihatçı grupların Leopard 2 tanklarını kullanırken çekilen görüntüleri basına yansımış ve tepkilere neden olmuştu.
Yine Türkiye’nin “Barış Pınarı” adı altında Rojava’ya yönelik işgal saldırıları karşısında “Silah sevkiyatını durdurduk,Türkiye'nin söz konusu askeri harekâtı uluslararası hukuka aykırıdır” diyen Alman devlet yetkilileri, diğer taraftan yoğun silah satışı gerçekleştirerek bu kanlı işgal saldırılarının bir kez daha ortağı oldu.
Die Linke milletvekili Sevim Dağdelen, Alman devletinin bu riyakar tutumuna ilişkin “sorumsuzluk” diyerek ”Federal Hükümet'in silah ihracat politikası bütün bölge için korkunç ve insanlara yeni kaçış nedenleri yaratıyor" değerlendirmesini yaptı.
Almanya’nın dalavere politikası
Alman Ekonomi Bakanlığı’nın rakamlarına göre Almanya’nın Türkiye’ye silah satışları son 14 yılın en yüksek seviyesine yükseldi. Türkiye 2019 yılının ilk sekiz ayında Almanya'dan 31.6 milyon euro değerinde silah ithal etti.
Almanya, Türkiye'ye geçtiğimiz yıl da 12,9 milyon euro değerinde silah satmış, bu da Almanya'nın toplam yıllık silah ihracatının yaklaşık üçte birine tekabül etmişti. Türk devleti böylelikle, Alman savunma sanayi ürünlerinin bir numaralı alıcısı oldu.
Die Linke milletvekili Sevim Dağdelen, açıklanan rakamlarla federal hükümetin kendini deşifre ettiğini ve bu verilerin, “Türkiye'nin nasıl vicdansızca ve yüklü miktarlarda silahlandığını” gösterdiğini belirterek, "Hükümetin kısıtlayıcı silah ihracatı politikası laflarının, büyük bir dalavere olduğu böylece deşifre oldu" değerlendirmesini yapmıştı.
Toplumu aldattılar
Türk devletinin cihatçı gruplarla birlikte Rojava’ya yönelik işgal saldırılarına ve insanlık dışı suçlarına dünyanın birçok yerinden tepkiler yükselmişti. Bu tepkiler nedeniyle aralarında Almanya’nın da olduğu 11 ülke Türkiye’ye silah satışını askıya aldığını duyursa da perde arkasında çıkarlar esas alınmış ve silah sevkiyatı sürdürülerek kamuoyu aldatılmıştı. Silah satışı konusunda kamuoyunu yanıltanlar arasında daha bundan birkaç ay önce Stockholm’de katıldığı bir etkinlikte, “Kürtlerin dağlardan başka dostu yoktur deyimi artık doğru değil. Ben sizin dağınızım” diyen İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde de var. Zira Ann Linde, Türkiye’ye yapılan silah satışlarını gizlemek için kamuoyunu yanlış bilgilendirdikleri için Yüce Divan’a sevk edilen 3 bakan arasında yer alıyor.
Silah satışına protesto
Kürtlerin Almanya’daki demokratik hak arayışına karşı yasakçı politikalar geliştiren, sembollerini cezalandıran, Kürdistanlı siyasetçileri tutuklayarak Türk devletinin sıkı bir dostu olduğunu her seferinde ispatlayan Alman devletinin, Türkiye’ye yoğun silah sevkiyatı ve bu silahlarla gerçekleştirilen katliamlar Almanya’da protestolarla karşılanmış ve “silah anlaşmasının sonlandırılması” çağrısı yapılmıştı. Özellikle "WomenDefendRojava” ve "Riseup4Rojava” adlı gruplar öncülüğünde düzenlenen eylemlerde, Türkiye'nin Rojava’ya yönelik işgal saldırılarının Alman silahları ile yapıldığına dikkat çekilmişti.
Anketler de ‘hayır’ diyor
Almanya’da Forschungsgruppe Wahlen (Seçimler Araştırma Grubu) adlı araştırma enstitüsünün geçtiğimiz aylarda yaptığı anket çalışmasına göre de Almanların yüzde 91’i Türkiye’ye silah satışını istemiyor. Ankete katılanların yüzde 65’i de Türkiye’ye ekonomik ambargo uygulanması gerektiğini düşünüyor.