Kürtlere yönelik yasakçı/katliamcı politikalarında AKP-MHP faşizminin yeminli neferi Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun (Soysuz’un) sağkolu gibi çalışan Alman İçişleri Bakanı Seehofer’in talimatıyla, Merkezi Almanya’nın Neuss kentinde bulunan Mir Müzik ve Mezopotamya Yayınevi geçtiğimiz günlerde polis tarafından basıldı ve Bay Seehofer, Kürtçe kültür ve sanat faaliyetlerinde bulunan kurumların bütün faaliyetlerinin yasaklandığını bildirdi. Bay Seehofer: ‘1993’teki yasağa rağmen PKK’nin halen Almanya’da aktif olması nedeniyle PKK’nin yan kuruluşlarının faaliyetleri engellenmeli’ emrini buyurdu. Bu, akıl almaz bir saçmalıktır/çılgınlıktır. Büyük bir skandaldır. Zira bu bir kültürel soykırımdır. Kansız katliamdır. Bu çılgınlık bize Hitler döneminin kara lekesini hatırlattı.
Yoldaşı M. Kanther’in yasağına sığınan Bay Seehofer’e PKK yasağı sonrası yasağın mimarı olan Kanther’e 7 Nisan 1994 tarihinde yazdığım açık mektuptan bazı noktaları hatırlatmak istiyorum: ‘22 yıldan beri Almanya’da yaşıyorum. Ancak sizin terörist ilan ettiğiniz Kürt halkındanım. Birçok hukukçunuzun da belirttiği gibi, hiçbir hukuksal dayanağı olmayan, tamamen siyasi bir kararla PKK’yi yasakladığınızı ilan ettiniz. Böylece PKK’yi değil, bu ülkede (Almanya’da) yaşayan Kürtlerin, demokratik haklarını kullanmalarını yasakladınız. Nitekim birçok Kürt derneğini arattığınızı, derneklerde Kürtlere ait ne varsa (kitap, gazete, dergi, müzik kasetlerini, video bantlarını, gençlerin müzik cihazlarını, onların folklor giysilerini vs.) toplattınız. Bu davranış, T C zaptiyesinin Kürdistan’daki talanını hatırlatıyor insana.’ yazmıştım.
Ve devam ederek: ‘El konulan müzik ve video bantları, Kürdistan’da sizin tanklarınızla katledilen insanlarımız; (anne, baba, kardeş, bacı, akraba vs.) için yakılan türkülerimizdi, acılarımızdı, gözyaşlarımızdı. El koyduğunuz sazlar ve folklor giysileri, gençlerimizi sokak uyuşturuculuğu belasından koruyan ve kurtaran malzemelerimizdi. T C elindeki tanklarınızın Kürdistan’da yaptığı katliam Hitler’in gaz ocaklarında yaptığı soykırımdan daha ağırdır. Gaz fırınları, sadece insanları yaktılar. Kürdistan’daki tanklarınız sadece Kürt insanını yakmakla kalmıyor, onların evleri ile birlikte hayvanları da dahil varolan her şeyini yok ediyor.’ demiştim.
Evet Bay Seehofer Siz aslı astarı olamayan uyduruk gerekçelerle TC’nin işlediği insanlık suçuna destek veriyorsunuz, hatta ortak oluyorsunuz. El koyduğunuz o kitaplar arasında benim de üç ayrı kitabım var. Sizin, dünyaca tanınan Yaşar Kemal, Orhan Pamuk gibi ödül alan dünyaca ünlülerin barışsever, demokrasi, adalet ve birlikte insanca yaşama temalarının işlendiği değişik dillerdeki o zenginliği suç unsuru sayarak el koymanız barış düşmanlığıdır.
Başta Leyla Güven olmak üzre TC zulmüne/adaletsizliğine karşı yüzlerce insan, insanlığın vazgeçilmez temel hakları için yaşamını ölüme yatırmış bulunuyor. Bu ölümüne direnişin büyük bölümü ülkenizde olmak üzre dünyanın her tarafına yayılmıştır/yayılmaktadır. Ülkenizdeki bu haklı direniş yaşamın sonlanması noktasına yaklaşmış bulunuyor. Ahlaki/vicdanı ve insanı olarak bu ölümleri önlemenin yollarını aramanız gerekirken siz bu yaraya Kürt değerlerine el koyarak hançer saplıyorsunuz. Bu kabul edilemez tutuma tepki gelince TC diliyle ‘Terörist’ suçlaması yapıyorsunuz. Geçmişi bir yana bırakarak günümüzde Strasbourg başta olmak üzre ‘Faşizmi yıkalım, tecriti kaldıralım’ kararlılığıyla dünyadaki Kürt direnişine bakıldığında bu uyduruk ‘terörist’ suçlamanızın bir anlamı kalmıyor. Milyonların lider kabulettiği Sayın Öcalan’a yıllardır uygulanan ağır bir işkence/zulüm olan tecritin kaldırılmasını isteyenler terörist ise kaleminden başka birşeyi olmayan beni de bu listeye dahil edebilirsiniz.
İzinde olduğunuz Bay Kanther kendi döneminde bu ‘teröristlerin sayılarını verince ben ona cevaben: ‘Tesbitlerinize göre bu ‘teröristler’ 40 bin kadarmış... Aslında bu ‘teröristler’40 bin değil, 200-300 bindir diyorum. Büyük baskılara karşın, bu ‘teröristler’ düzenledikleri kültürel şenliklerine 100 binleri çekiyorlar. Kürdistan’ın özgürlüğü anlamına gelen bir elin iki parmağını havaya kaldırınca da binlerce insani alanlara çekiyorlar. Öyleyse bunlar gerçekten 40 bin değil, 40 binin birkaç mislidirler. Kürdistan’da ise bunlar milyonlardır. TC ve ona bağımlı siyasi körlerden başka aklı başında hiç kimse sayıları milyonları bulan Kürt halkına ‘terörist’ diyemez.
Terörist, sizin kimliklerinizle/pasaportlarınızla canavarlar sürüsüne (DAİŞ) katılan ve ayırımsız (kadın/ erkek/çocuk /genç/yaşlı) insan katledenlerdir. Tabii siyasi teröristleri de unutmamak lazım! Başta Kürtler olmak üzre demokratik Suriye güçlerince bitirilme noktasına getirilen ve içinde sayıları binlere varan vatandaşınız olan o canavarları kurtarma çabası içinde olduğunuz biliniyor. Kürtlere ve Kürt kurumlarına yönelişiniz, diktatör Erdoğan ile bu konuda yapılmakta olan pazarlığınızın rüşvetini akla getiriyor.
Bakanı bulunduğunuz Alman Devleti ve onun siyasi sorumluları, Alman halkına ait olmayan geçmişin kara lekesini yeryüzünün mazlum halklarından, onların özgürlükle- rinden yana tavır alarak ancak düzeltebilir.
Bu istemle Bay Steinmeier’e de 22.10.14 tarihli uzun açık mektubumda: ‘Kürtlere ölüm/ zulüm biçen M. Kantherler gibi sizler de elbette çekip gideceksiniz! Ancak siyasi hayatınızda işlediğiniz bu büyük hata asla unutulmayacaktır! Yine de zaman geçmiş değildir! Yanlışlıktan dönüş erdemliktir ve sizden bunu bekliyoruz!’ demiş ve size de hatırlatmak istedim sayın Seehofer.